PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > GENEL KÜLTÜR > Türkçe Turkche Olmasın

Yunus'un Türkçesi

Türkçe Turkche Olmasın
Yunus'un Türkçesi, Yunus'un Türkçesi XIII asır, Anadolu'da Türkçe'nin şahlanışı bakımından, bir Yûnus Emre asrıdır Bu asırda, bugünkü Türkiye topraklarında, gerçek bir dil inkilâbı olmuştur Bunun başlıca sebebi, Anadolu'da Türk nüfûsunun gün geçtikçe artması ve bir ekseriyet sağlamasıdır Halk ekseriyeti Türk olan bir vatanda, büyük halk edebiyatına sahip bir milletin kültür ve edebiyat dilinin de Türkçe olması veya Türkçeye dönmesi çok tabiîdir XIII asır ortalarında başlayan bu dil inkılâbı, başka dillerden kelimeler ve kaideler almış bir dilin bütün ve Yunus'un Türkçesi yunus emrenin dil anlayışı, yunus emrenin türkçeçiliği, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
15.01.10 08:06 Yazan: 1sidelya
Yunus'un Türkçesi

Sponsorlu Bağlantılar

Yunus'un Türkçesi


XIII asır, Anadolu'da Türkçe'nin şahlanışı bakımından, bir Yûnus Emre asrıdır Bu asırda, bugünkü Türkiye topraklarında, gerçek bir dil inkilâbı olmuştur Bunun başlıca sebebi, Anadolu'da Türk nüfûsunun gün geçtikçe artması ve bir ekseriyet sağlamasıdır Halk ekseriyeti Türk olan bir vatanda, büyük halk edebiyatına sahip bir milletin kültür ve edebiyat dilinin de Türkçe olması veya Türkçeye dönmesi çok tabiîdir XIII asır ortalarında başlayan bu dil inkılâbı, başka dillerden kelimeler ve kaideler almış bir dilin bütün bu yabancı unsurları tasfiye ederek katıksız Türkçeye dönmesi iddiasında, Türkçeden Türkçeye bir inkılâp değildir Çünkü o yıllara kadar, Selçuk Devleti'nin sahip ve hâkim olduğu ülkelerde Türkçe, ne bir kültür ve edebiyat dili ne de resmî dil olabilmiştir Hemen iki asrı aşan bir zaman içinde, Türklerin ilim dili, doğrudan doğruya Arapça olmuş, edebî eserler Fârisî ile yazılmış devletin resmî lisânı olarak da bâzan Arapça, çok kere Fârisî kullanışmıştir Bu sebeple Yûnus Emre asrındaki dil inkılâbı, büyük ölçüde bir inkılâptır ve doğrudan doğruya yabancı dillerden Türkçeye bir geçiştir işte Anadolu'da XIII asırda başlayan ve bir daha yerini hiçbir yabancı dile bırakmayan Türkçenin bu kati zaferinde Yûnus Emre'nin aziz hikmeti vardır Ancak, Yûnus Emre Türkçesi, günümüzde her kelimeye yanlış kullanmaya alışmışların bilerek veya bilmeyerek söyledikleri gibi öztürkçe değildir Bu dil, ortak islam medeniyeti içinde öteden beri gelişmeye başlamış, yine ortak medeniyet dillerinden Türkçeleştirilmiş kelimelerle zengin bir Islâmî Türk Dili'dir Nasıl bugünkü batı medeniyeti milletlerinin dillerinde eski Yunan ve Latin dillerinden veya birbirlerinden alınıp millîleştirilmiş yığın yığın kelime varsa, dünkü İslâm medeniyeti milletlerinin dillerinde de başka dillerden alınma birçok kelime vardır Türk milleti, bilhassa Anadolu ve Balkanlar Türkiyesi'nde bu yabancı menşeli kelimeleri, Yûnus Emre asrından bu yana, büyük bir temsil kudretiyle Türkçeleştirmiş, bunların pek çoğunu kendi dilinin sesine ve estetiğine uygun Türkçe sözler hâline getirmişlerdir Yûnus Emre, yeni vatan coğrafyasının topraktan yükselen bütün güzel seslerini Türk halk diliyle birleştirmiş, Anadolu Türkçesi'ne o çağlara kadar hiçbir Türkçede görülmemiş bir mûsikî işlemiştir Anadolu'da bir felsefe olmaktan yükselerek bir îman derecesine varan ve çok sayıda halkı kendi ışıklı çerçevesine toplayan tasavvuf felsefesi'ni Yûnus, Türk diliyle söylenin, hem de kifayetle söylemenin sırlarını bulmuştur Daha XII asırda, Türkistan'da Ahmed Yesevi ile başlayan, Türk diliyle tasavvuf edebiyatını Yûnus'un ilâhîlerinde Türkçenin zaferleri olmuştur Dînin ve tasavvufun Türklerden önce Araplar ve iranlılar tarafından geliştirilmiş Arapça ve Farsça sözleri, terimleri, Yûnus'un Türkçesinde Türkçeleşmiştir Büyük şâir, bu yolda bir kelime bile uydurmaya tenezzül etmemiş, ilâhîlerinin nice tılsımlı sözlerinin kendileriyle haşır neşir olduğu Türk halkının yaşayan dilinden derlemiştir Bulamadıklarını, Arabîden, Fârisîden almış fakat öyle bir edâ ile kullanmıştır ki, bu kelimeler sanki öteden beri Türkçe imişler gibi millî bir ses, millî bir çehre almıştır Vahdet-i Vücûd görüşünün, insanda Allah inanışını: Beni bende demen bende değülem Bir ben vardur bende benden içerü gibi, hâlis Türkçenin bu ölçüde bu kadar boyasız, pırıltısız malzemesi ile fakat bu kadar aydınlık söyleyebilmek için Yûnus'un her bakımdan millî dehâ'ya sahip olması lâzımdır ki, onun Türkçesinde ışıldayan 'nur' işte, Türkçenin dehâsı'dır Böyle, Türkçe sözler kadar Türkçeleşmiş kelimeleri de kullanmakta Yûnus aynı dehâyı gösterir Meselâ, Anadolu Türkçesi'nde dilimizin ve sanatımızın en millî çizgisi olmuş Elif sözü, bir gün Türk kızlarına isim olacak kadar millîleşmeye Yûnus'un şiiriyle başlamıştır Allah adı'nın ve Islami Türk yazısının ilk harfi Elif, Türkiye'de bir sevgi çizgisi olarak levhalara, camilere işlenmiş; bir taraftan tasavvufta hakîkat'in sembolü bilinmiş; bir taraftan da narin endamı ve mevzun çizilişiyle öylesine güzel Türk kızlarına isim olmuştur Yûnus, bir tek Elif de mânâlann hepsini toplu bulma irfânıyla söylediği: Dört kitabın manîsi bellidür bir Elif'de Sen Elifi bilmezsin bu nice okumakdur mısrâlarıyla, Anadolu'dan Elifin ilâhîsine başlar Bir başka ilâhîsinde de aynı görüş ve duyuşu: Yedi Mushaf manîsi bellidür bir Elif'de Bâ dedürmenüz bana ben bu yoldan azarum Bir elif tahsil eden mûnezzehdür ilimden Endişe ikliminde nice düşüp gererüm diye, daha geniş tekrarlar İşte bu söyleyiş ve bu başlangıçtır ki, Elife Türk hayat ve san'atmda ölümsüz yer ayırır ve bir gün, Karacaoğlan'm şiirinde aynı kelime: Elifin uğru nakışlı, Yavru balaban bakışlı; Yayla çiçeği kokuşlu, Kokar Elîf Elîf diye şeklinde türküleşir Yanlış ve sapıtmış bir dil anlayışı içinde Türkçemizi baltalayanların göremedikleri veya görmek istemedikleri büyük gerçek şudur ki, Türk milleti'nin hâkim millet olduğu islâm medeniyeti asırlarında o üstün duruma ulaşırken fethettiği topraklar gibi, fethettiği kelimeler de vardır Türklük, bu kelimeleri, tıpkı yeni vatan toprakları gibi, kendi zevki, san'atı ve dehâsıyle işleyerek Türk ve Türkçe yapmıştır, işte Yûnus Emre de, Türkçemizin çok sayıda kelimesini böylesine millîleştiren bir lisan fâtihidir Meselâ, Anadolu Türkçesi'nde türlü mânâ kazanıp Türkçeleşmiş bir garîb kelimesi vardır Bu kelime Anadolu'daki zengin ve büyük hayâtına Yûnus'un şiiriyle başlamıştır, ilk fetih asırlarında yeni vatana gelen Türkler, bir yerde vatan tutup yerleşinceye kadar, türlü gurbet sızıları duyarlardı Buna tasavvuf felsefesinin ilâhî varlıktan gurbette oluş fikri de katılınca gerek gurbet gerek garîb sözleri, daha birçok nüanslarıyla Türkçede büyük hayat kazandılar Doğdukları veya vatan tuttukları yerlerden tam bir Allah aşkıyla ayrılıp diyar diyar dolaşan ve her gittikleri yerlerde halka, Allah'a varma yolları gösteren gezici dervişler ve abdallar da yeni yurdun garibleriydi Yûnus Emre'nin: Aceb şu yerde var m'ola Şöyle garîb bencileyin Bağrı başlu gözi yaşlu Şöyle garîb bencileyin dörtlüğüyle başlayan şiirinde garîb'in çeşitli mânâ zenginlikleri vardır Böylelikle Türkün irfan ve gönül gücüyle fethedilmiş kelimelerden biri de bu garîb'dir Türkçede: Gurbette kalmış, kimsesiz, zavallı, fakir, değişik, tuhaf, yabancı, içe dokunan, tesirli, anlaşılmaz, Allah aşkı, derviş, meczup, vb gibi mânâlar kazanmış bu garîb sözü, ayrıca garîblik, garibsemek, akşam garipliği vb gibi kullanışlarla da Türkçeleşmiştir Meşhur bir ilâhîsinde: Taştın yine deli gönül Sular gibi çağlar mısın Akdm yine kanlı yaşım Yollarımı bağlar mısın Nidem elim ermez yâre Bulunmaz derdime çâre Oldum il'imden âvâre Beni bunda eğler misin gibi dörtlüklerle, Türkçeye kuş dilini söyleten Yûnus Emre, Anadolu Türkçesi'nde yeni yeni başlayan uzun hecelerin de hemen ilk şâiridir Her dile çok sesli mûsikîlerin büyük imkânlarını veren bu uzun hece'yi dilde duymaya başlamak, Türkçeye herşeyden çok Akdeniz ikliminin kazandırdığı üstün bir estetiktir Yukarıdaki mısrâların yâre, çâre, âvâre gibi kelimelerini hemen hemen bugünkü sesleriyle kullandığı, Yûnus Emre'nin bilhassa aruzla seslendirilmiş şiirlerinde bellidir Bu seslendirişte Anadolu'da yine Yûnusla başlayan "Türkçenin aruzla anlaşması" duyulur Bu hâdise, Türkçenin, müzikal tekâmülünde nota vazifesi görmüş bir vezinle büyük bir ses güzelliği'ne doğru ilerlemesi târîhi'nin de başlangıcı sayılabilir Yûnus Emre Türkçesi, burada gösterilmeyecek kadar zengin, millî yüksek inanış ve düşünüş çizgileriyle süslü ve güzel sesli varlığıyla, onu okuyan her Türkte büyük gurur uyandırır Bu Türkçe, hâlis Türkçe hatta beyaz Türkçe'dir Fakat aynı Türkçenin kuruluş ve yükselişi hiçbir övünüşe, hiçbir gösterişe tenezzül edilmeden, herhangi bir Türkçecilik propagandasına baş vurulmadan, büyük bir şâiri kendi Türk dili kültürüyle ve Türkçe'nin içinde oluşuyla gerçekleşmiştir Bu Türkçe anlayışında ne zararlı kelime ırkçılıkları, ne de millete zorla kabul ettirilmek istenen uydurma sözler vardır Yûnus Emre, tam bir büyük şâir sezişiyle milletinin lisânını hissetmiş ve ondaki güzel sesi duymuştur Yine çok olgun bir insan olarak, kendileriyle medenî alışverişler yapılan başka milletlerin dillerinden alınmış kelimeleri, bir îmânın ifâdesi için en tâbi sözler bilerek Türkçenin sesine, mimarisine ve estetiğine göre söylemekte gösterdiği hüner ve olgunluk, yaptığı her iş kadar büyüktür Yûnus Emre'nin Türkçe'yi kavrayışı ve kullanışı, bir dilin sesi ve mimarîsi millî olmalıdır, diye ancak bugünkü mukayeseli dil bilgisinin vardığı neticeye bundan yedi asır önce varmış, öylesine ileri anlayışa uygundur


Nihat Sami Banarlı, Türkçenin Sırları



Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
24.01.10 18:47 Yazan: MerciLess

teşekkürler

 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:41.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz