Türkçenin fakir yetersiz hatta gereksiz bir dil olduğu düşüncesi uzun zamandır halkımızın aklına yerleştirilmek istenmektedir

Bunun yanlış olduğunu anlatmak istediğimiz bir çok kişinin bize dudak bükmesi; "Başka işin mi yok! Sana mı kaldı?" şeklinde tepkiler almamız, böyle düşünülmesini isteyenlerin ne kadar yol aldığının açık bir delilidir

Halbuki Türkçe sağlam, zengin ve diğer dillerde olmayan bir çok yapısal güzelliği içinde barındıran bir dildir
Öncelikle, Türkçenin ne kadar sağlam bir dil olduğunu anlamak için tarihine bakalım

"Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer yarılmadıkça, senin ilini töreni kim bozabilir?" diyen Orhun Yazıtları, Türk dilinin ilk ve en önemli yazılı kaynaklarıdır

Bu yazıtlardaki dili inceleyen dilbilimciler; kullanılan Türkçenin, dönemine göre oldukça gelişmiş olduğunda birleşmişlerdir

Burdan da Türkçenin daha o dönemde eski ve köklü bir dil olduğu ortaya çıkmıştır
Yakın tarihlerden örnek vermek gerekirse, ne Osmanlı'nın son dönemlerinde ne de son yıllarda bilinçli ve bilinçsiz saldırılara uğrayan Türkçenin yapısı bozulamamıştır

Bunca hataya, bilinçli bozma uğraşılarına rağmen Türkçenin ayakta durabilmesi, köklü ve sağlam bir dil olduğunun en sağlam kanıtlarından bir başkasıdır
Türkçe köklü ve bozulması zor bir yapıya sahip olmasının yanında zengin bir dildir

Yerel ağızlarda halen kullanılan sözcükleri derlemek için yaptığımız çalışmalarda karşılaştığımız bir çok sözcüğün yanısıra Türkiye'nin dışında yayılmış olan milyonlarca Türk'ün konuştuğu diğer lehçeleri de hesaba katarsak Türkçenin sadece kendi içinde ne kadar zengin bir dil olduğu gözler önüne serilmiş olur

Bütün bunlarla birlikte bir çok kültür ve dil ile iç içe yaşamış olan Türkçenin kendiliğinden zenginlikler kazandığı da muhakkaktır

Bugün dilimize yerleşmiş olan yabancı kökenli sözcükler de bu zenginliklere örnektir

Atatürk de bu konuda "Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin" diyerek Türkçenin zenginliğini belirtmiş; bu zenginliği korumak için dil bilincinin önemini ve gerekliliğini vurgulamıştır
Son olarak Türkçeye özgü olan yapısal özelliklerden söz etmek istiyorum

Bir sözcüğün Türkçe olup olmadığını anlamak istiyorsak hemen ünlü uyumuna bakarız

Bu yöntem bir kaç istisna dışında oldukça etkili ve kullanışlıdır

Ayrıca, Türkçe olan köklere kurallara uygun yapım ekleri getirilerek türetilen yeni ve anlamlı sözcükler kendini yenileyebilme ve geliştirme özelliği olan bir dilin ürünüdür

Türkçenin ses uyumu, sözcük türetme yeteneği gibi kurallı, düzgün yapısal özellikleri olması kimyaya matematiği sokmuş birisi olan Prof

Dr

Oktay Sinanoğlu'na "



Türkçenin matematikselliği üzerine saatlerce konferans verebilirim" dedirtiyor

Ardından ekliyor Sinanoğlu: "Sanki bir takım matematikçiler oturmuşlar, şöyle kurallı, düzgün bir dil icat edelim diyerek Türkçe'yi bulmuşlar

Halbuki bu dil en az on bin senelik

" (Bye Bye Türkçe,s

309)
Sonuç olarak, bütün bu anlatılanlara rağmen birisi size hâlâ Türkçenin tamamıyla yetersiz, fakir hatta -evrensel bir dil varken- gereksiz bir dil olduğundan bahsedebiliyorsa bilin ki; ya bu konuyu doğru düzgün araştırmamıştır ya da böyle söylemesinin ardında bir kasıt vardır
Not: Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre Türkçe, dünyada en çok konuşulan diller arasında beşinci sıradadır
Kaynaklar:
- Orhun Abideleri, Prof

Dr

Muharrem Engin, Boğaziçi Yayınları
- Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu, Otopsi Yayınları
Mustafa Alper Fakılı
