PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > Duygu Seli > Romantizm - Duygusallık - Sevgi

Herhangi Bir Hikaye

Romantizm - Duygusallık - Sevgi
Herhangi Bir Hikaye, Herhangi Bir Hikaye Herhangi Bir Hikaye Akdeniz’e kıyısı olan bir kasabaydı orası Güneş tepeden doğar denizin üzerinde batardı Kasaba denizden hemen sonra yükselen dağların eteğindeydi Kasabaya giden yol yılan gibi kıvrılarak kasabanın içinden geçiyor ve yine kıvrılarak çıkıyordu Kasabanın eveleri genellikle iki katlı veya müstakil evlerdi Kasaba içindeki yollar yokuştu Bu yokuşlara kurulmuş dükkanlar küçük çarşıyı oluşturuyordu Bir zamanlar küçük olan bu kasaba da turizmden nasibini almış İrili ufaklı oteller kurulmuştu Yerli halk da zamanla ve Herhangi Bir Hikaye herhangi bir hikaye, herhangi bir öykü, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
15.02.06 02:54 Yazan: sahin_101010
Herhangi Bir Hikaye

Sponsorlu Bağlantılar

Herhangi Bir Hikaye


Herhangi Bir Hikaye


Akdeniz’e kıyısı olan bir kasabaydı orasıGüneş tepeden doğar denizin üzerinde batardı Kasaba denizden hemen sonra yükselen dağların eteğindeydiKasabaya giden yol yılan gibi kıvrılarak kasabanın içinden geçiyor ve yine kıvrılarak çıkıyordu Kasabanın eveleri genellikle iki katlı veya müstakil evlerdi Kasaba içindeki yollar yokuştuBu yokuşlara kurulmuş dükkanlar küçük çarşıyı oluşturuyorduBir zamanlar küçük olan bu kasaba da turizmden nasibini almışİrili ufaklı oteller kurulmuştuYerli halk da zamanla geçimini turizmden sağlamaya başlamıştıKimisi eski ahşap evlerini pansiyon olarak yeniden düzenleyip kullanıma açıyor,kimisi teknesiyle turlar düzenliyor,kimisi her cuma kurulan pazarda meyve sebze satıyorduKimi küçük çocuklar annelerinin ablalarının yaptıkları el işlerini turistlere satıyordu

Kasabaya geleli bir yıldan fazla olmuştuBabası belediyeye fen işleri müdürü olarak gelmiştiLise son sınıfa gidecekti bu seneÖss stresi olmaksızın geçireceği de son yazın tadını çıkarıyordu

Uzun boyu,kumral saçları,iri gözleri ile dikkat çekiyorduBu özellikleri sayesinde kendisine bir kız arkadaş bulmada gecikmediKasabaya geldiğinin ikinci ayında kasabanın ileri gelenlerinden Ahmet Bey’in küçük kızıyla tanışmış,arkadaş olmuştuYaşıttılarAynı sınıftaydılar okuldaKısa süre sonra gençliğin en güzel duygularını paylaşmaya başladılar



Zeynep babasına babası da Zeynep’e düşkündüZeynep bir akşam tüm şirinliğiyle konuyu babasına açmıştıBabası önce yadırgamıştıAma bir süre sustuElbette o da isterdi kızının arkadaşı olmasını ama kızları ona ölen eşinin yadigarıydıSonra yüzünde bir gülümseme belirdiBunun üzerine Zeynep babasının boynuna sarılıArtık rahattı

Emin Bey belediyeden gelmiş gazetelere göz gezdiriyorduSema Hanım yemek hazırlıyordu Melih odaya girip çıktı bir iki defaSonunda babası dayanamadı:

-Biliyorum oğlum Dedi

-Neyi?

-Zorlama kendiniAhmet Bey geldi bugün biliyorum

Derin bir nefes aldı MelihArtık o da rahattı

Bu olayların üzerinden bir yıl geçmişti

Cep telefonun acımasız çalar saat çığlığıyla uyandıSaate baktıSaat sekiz buçuktuBabası bir teknede iş ayarlamıştıYaklaşık bir aydır çalışıyorduHem harçlığını çıkarıyor hem de hem de okulda öğrendiği İngilizce’yi geliştiriyorduAslında o gün izinliydiZeynep’le her zaman buluştukları o tepeciğe gideceklerdiBugün birlikteliklerinin birinci yılıydıAceleyle giyindi

Annesine seslendi:

-Anne ben çıkıyorum

-Oğlum bir şeyler yeseydin

Kapının kapandığını duydu

-Deli çocuk Dedi arkasından

Caddeye inen merdivenleri ikişer üçer atlayarak indi Koşar adımlarla Salih’in çalıştığı gümüşçüye gitti Salih ordaydı

-Hazır mı?

-Sana da günaydın

-Ya oğlum uzatma işte

-Hazır hazır Dedi gülerek’Al bakalım

Çok güzel gümüş bir kolyeydi hediyesiZarif bir zinciri vardıVe bu zincire geçirilmiş yine gümüş bir deniz kızı vardıArkasına ikisinin de adı yazılmıştıSalih gerçekten iyi iş çıkarmıştı Kolyeyi alıp hızla çıktı Hediye paketi yaptırmayı unutmuştu ama farkında değildi Avucunda tutuyordu

Aynı anda Zeynep de çıkmıştı evden buluşacakları yere gidiyorduOnun hediyesi çoktan hazırdıMelih’in Beşiktaş fanatiği olduğunu çok iyi biliyorduOna Beşiktaş Dergisi’nden seçtiği güzel bir ceketi getirtmişti

Zeynep kasaba çarşısındaki kavşağı geçmiş, kasaba dışına çıkan yolun kaldırımında ilerliyorduMelih de kavşağa doğru ilerliyordu hızlı adımlarla Zeynep’i gördü ama seslenmediTam kavşağa yaklaştığında yeşil ışık yandı Işıkta duran tek araba ilerledi Araba gidince Melih durmadıTam yolun ortasından geçerken elindeki boşluğu hissettiKolyeyi düşürdüğünü gördüArkasına dönüp eğildi

Zeynep ağır adımlarla ilerlerken kulaklarında çınlayan fren sesiyle birlikte arkasına döndü Ve yeşil ışığa yakalamak için hızla gelen arabanın eğildiği yerden doğrulmakta olan Melih’e çarptığını gördüİçinde bir şeylerin koptuğunu hissettiGözlerini bir an kapattıTekrar açtı Yüzündeki ifade çok acıydıKendini bilmez bir halde Melih’e doğru koşmaya başladı

Durumu gören çarşı esnafı hemen ambulans çağırdıGören herkes olay yerine toplandı

Zeynep’i yaklaştırmadılar yanınaAmbulans geldiBindirip gönderdiler



Belediyedeki fen işleri müdürü odasında kahvelerini yudumluyorlardı Ahmet Bey ile Emin Bey Odanın kapısı çalınmadan açıldıNe olduklarını anlamadılar bile İçeri giren:

-Emin Bey… Melih… Araba çarptı

- Ne?!

-Ambulansa bindirdiler…İlçe devlet hastanesine götürüyorlar

Aceleyle çıktılarArabaya bindiler Sema Hanımı aradı Emin Bey Sakin olup aşağıya inmesini söyledi Evden alacaktı Sema Hanım inmişti çabucak Olay yerinden geçerken kaldırıma oturmuş ağlayan Zeynep’i aldılar Sema Hanım onu sakinleştirmeye çalışıyordu ama kendisi de ne yapacağını şaşırmıştı

Hastaneye vardıklarında Melih’i ameliyata almışlardıBeklemekten başka çaresi yoktu hiçbirinin İki saat sonra çıktı doktorlar ameliyattan Emin Bey’in yanına gitti:

-Babası siz misiniz?

-EvetBenim

-Yalnız görüşebilir miyiz?

-Tabi

Sema Hanım telaşlı bir şekilde doktorun yanına geldiYalvarır gözlerle bakıyordu doktora Tek bir söz çıkmadı ağzındanEmin Bey ve doktor odaya girdiler

Emin Bey:

-Sizi dinliyorum doktor bey

İnanılmayacak derecede sakindi Emin BeyDoktor bile şaşırmıştı

-Biz elimizden geleni yaptık Ancak hayati tehlikeyi atlatamadı henüz Şimdilik yoğun bakıma alacağız

- Görebilir miyiz?

-Çok az bir süre görebilirsiniz

-Peki doktor bey

Odadan çıktıklarında Sema Hanım ve diğerleri Emin Bey’in etrafını sardılarEmin Bey:

- Yoğun bakıma alacaklarHayati tehlikeyi atlatamamış henüz

- Görebilecek miyiz? Diye sordu Sema Hanım

- Çok az

Yoğun bakım odasına gittilerEmin Bey,Sema Hanım ve Zeynep hemşireyle birlikte girdi içeriKimseden çıt çıkmıyorduSema Hanım başını kocasının göğsüne bastırdıSessizce ağlıyorduZeynep Melih’in yanına yaklaştı Sımsıkı kapalıydı bir avucuHemşire:

-Ne yaptıysak açamadık avcunu

İyice yaklaştı Zeynep yatağaDizlerinin üzerine çöktüEliyle Melih’in saçlarını okşadı biraz

Kapalı olan elini ellerinin içine aldıÖptü okşadı Sonra bir eliyle yine saçlarını,yüzünü okşadıHemşire:

-Bu kadar yeterBiraz dinlensin Dedi

Emin Bey’le karısı döndüler kapıya doğruZeynep yavaşça doğruldu Bir kez daha baktı Melih’in yüzüneKapıya döndüBir adım atmıştı ki geriye döndü tekrarTam o anda Melih’in elinin açıldığını gördüVe kolye yere düştüEğildi kolyeyi aldıHıçkırıklara boğulduSon bir kez sarıldı Melih’eYanağına son bir öpücük kondurduÇıktı odadan

Gece akşam olmuştuArtık gidin diyorlardı yapabileceğiniz bir şey yokEmin Bey’le karısı gitmeye hazırlanıyorlardıAhmet Bey kızının yanında oturmuş teselli etmeye çalışıyordu Emin Bey:

-Hadi artık gidelim Dedi

Zeynep:

-Ben gitmek istemiyorum DediBabasının gözlerinin içine bakarak

Babası kızının inadını bilirdiCebinden biraz para çıkardıVerdi:

- Biz gidelim Emin Beyİnadı inattır Dedi

Gittiler Tek başınaydı ZeynepGece yarısına kadar oturduğu yerde kımıldamadı Bütün anıları gözünün önünden geçtiHer anıdan uyandığında ise arabanın çarptığı an gözlerinin önünden geçtiSımsıkı tutuyordu ellerinde kolyeyiGece kalktı yerindenNöbetçi hemşireyi buldu:

-LütfenBırakın camın arkasından bile olsa razıyım Yeter ki göreyim Diyordu

Hemşire izin verdi Camlı bölmenin hemen yanındaydı yatağıGörebiliyordu

-Melih…Biliyorum beni duyuyorsun…Ne olursun bir tanemSana ihtiyacım varBeni bırakma Ne olur…

Gözlerinden yaşlar süzülüyorduNe kadar durdu orda kendisi de bilmiyorduNöbetçi hemşire geldi yanınaKoluna girdi

-Haydi gel benimle Dedi Dinlenmen gerekiyorGüçlü olmak zorundasın

Zeynep’i doktor ve hemşirelerin dinlendiği odaya götürdüUzanmasını söylediÇok geçmeden uykuya daldıÜstünü örtmüştü hemşireRüyasında Melih’le birlikteydi Her zaman buluştukları o tepecikteydiler Ufka bakıyorlardı hiç konuşmadanSoru soruyordu arada bir Melih’e ama yanıt alamıyorduSusuyordu MelihSadece gözlerinin içine bakıyordu birkaç saniye sonra tekrar ufka bakıyordu

Kapının açılmasıyla uyandı Nöbetçi doktoru çağırıyordu hemşire:

-Doktor bey araba kazasındaki hasta…

Doktor fırladı yerindenZeynep de arkalarında koştu Doktor içeri girdiZeynep’i içeri almadılar O da camın yanına koştu Kalp atışlarını gösteren cihaza takıldı gözleri yüzündeki acı ifadeyle Düz çizgiydi Doktor kalp masajı yapıyorduKapıya doğru koşmaya başladı O kapıya geldiğinde doktor çıkıyordu Melih’in üzerini örtüyorlardıEn son duyduğu şey doktorun ‘iç kanama’ dediğiydiBayılmıştı

Kendine geldiğinde ablasıyla babası vardı Yalvarırcasına:

-Ne olur rüyaydı deyin Dedi

Gözlerini kaçırdılarRüya değildiÖlmüştüYoktu artık

Bir ay geçmişti olayların üzerinden Yemiyor içmiyordu Zeynep Kimseyle konuşmuyordu kolay kolay Bir sabah herkes uyurken kalktıBeyaz elbisesini ve ayakkabılarını giydi Issızdı sokaklar Kasabayı çıkan yola doğru ilerlediHiçbir şeyi görmüyor duymuyordu Solgun yüzü, feri gitmiş gözleriyle, suratı ifadesiz bir şekilde ulaştı tepeciğe Kolye elindeydi Uçuruma doğru ilerledi Gözlerini kapattıBir ses ‘Dur’ dediGözlerini açtıKarşısında duruyordu O’ydu

-Ölmek mi istiyorsun?

-…

-Cevap ver bana

-Sen yokken,hatta karşımda duran gerçek bile değilken niye yaşayayım?

-Ben gerçeğim ZeynepBen hala senin zihninde,kalbinde yaşıyorumSen burada olmamı istediğin için buradayımHatırlıyor musun hastanede neler dediğini bana?Sana ihtiyacım var diyordunO zaman değil, şimdi bana ihtiyacın olduğu için buradayım Yaşamak zorundasın Düşlerini karartan kabuslara inat hayal kurmalısın güzel günlere dair Sana en büyük acıları tattırarak ağlatan hayata gıcıklık olsun diye gülmek zorundasın Yaşamak zorundasın Zeynep

Gözlerinden yaşlar süzülüyordu Zeynep’in

-Hayır gerçek değilsin

-Peki o zaman ZeynepAt hadi kendiniNe geçecek eline? Bana mı kavuşacaksın? Ben senin kalbinde,zihninde yaşıyorum Zeynep Öldürecek misin beni?

Hemen kafasının üzerinden bembeyaz bir güvercin geçti Zeynep’in Gayr-ı ihtiyari kaldırdı kafasınıİndirdiğinde yoktu MelihGözlerini kapattı Derin bir nefes aldıVe açtı gözlerini

Bir adım daha yaklaştı uçuruma Rüzgar yüzünü okşuyordu yavaşça Beyaz elbisesi dalgalanıyordu Parmaklarında asılı duran denizkızı sallanıyordu hala

Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 15:14.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz