PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > EĞİTİM VE ÖĞRETİM DÜNYASI > Lise Üniversite > Psikoloji

Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı

Psikoloji
Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı, Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı [CENTER][COLOR="Red"]Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı Hakkında Bilgi[/COLOR][/CENTER] Birinci evre ( temel güvene karşı güvensizlik dönemi):Bu dönem Freud’un oral dönem olarak adlandırdığı evredir Doğumdan ilk 1,5 yaş dönemine dek sürer Bu dönemde çocuk her şeyi kendi ağzı ile yaşar Çocuk her şeyi ağzına götürerek öğrenir İstenen ve verilen ne varsa o anda alınır Ağız bu dönemde vücudun en duyarlı bölgesidir Asal işlev anne memesini arayıp,bulmak, emmek ve gıda almaktır Ana-babanın bebeğe ve Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı eric ericson gelişim evreleri, eric ericson sosyal gelişim evreleri, eric gelişim, ericsson sosyal gelişim dönemi, erik ericson hakkında bilgi, erik erikson ile ilgili yorumlar, erik erikson yas, erik eriksonun düşünceleri kısaca, erik eriksonun gelisime bakış açısı, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
14.06.10 05:48 Yazan: xSABAHLAROLMASINx
Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı

Sponsorlu Bağlantılar

Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı


[CENTER][COLOR="Red"]Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı Hakkında Bilgi[/COLOR][/CENTER]



Birinci evre ( temel güvene karşı güvensizlik dönemi):Bu dönem Freud’un oral dönem olarak adlandırdığı evredir Doğumdan ilk 1,5 yaş dönemine dek sürer Bu dönemde çocuk her şeyi kendi ağzı ile yaşar Çocuk her şeyi ağzına götürerek öğrenir İstenen ve verilen ne varsa o anda alınır Ağız bu dönemde vücudun en duyarlı bölgesidir Asal işlev anne memesini arayıp,bulmak, emmek ve gıda almaktır Ana-babanın bebeğe güven verici bir şekilde besleyici yaklaşımı , çocukta ileri dönemde dış dünyaya karşı olumlu beklentiler içinde oluşun temelini atar 6 aydan itibaren dişlerin çıkışı ile birlikte ısırma dürtüsü gelişir Daha önceki pasif dönem, aktif hale dönüşür Isırma ile zevk almaya başlar Bebek anne memesini ısırınca, memenin ağzından çekildiğini fark eder Bu durumda ısırma isteğini frenlemeyi öğrenirken, çevresini de etkileyebildiğini görür Bu sayede çevresindekilerden ayrı bir varlık olduğunu öğrenmeye başlar Çocuk diğer duyularını da kullanma yeteneğini geliştirir Elini uzatarak çevresindekileri yakalamaya, ele geçirmeye çalışır Bu dönemde çocuğun ebeveynleri çocuğun ihtiyaçlarını düzenli bir şekilde ve zamanında karşılarsa çocukta bir güven, iyimserlik ve ümit hissi gelişir Bu güven sadece çevresindekilere karşı değil, aynı zamanda kendine ve kendisinin yapabileceklerine karşı da kazanılırBu durumun oluşamadığı durumlarda , çocuk istediğini, gereksindiğini elde edemediğinde , güvensizlik hissi geliştirir

Bir bebeğin çevresi ile iyi bir ilişkisinin, uyumunun varlığı istekli ve rahat bir şekilde beslenmesi, uykunun düzenliliği , rahat idrar çıkarma ve dışkılaması ile belirlidir

Çocuğun bu dönemdeki ilk sosyal başarısı anne-baba gözü önünde olmadığında, ağlayıp, korku duymadan, kaygı ya da öfke göstermeden bu duruma dayanabilmesidir çocuk artık ebeveynlerinin yanından uzaklaşmasına katlanabilmeyi başarır Büyüyen çocuk artık ana babası yanında olmadan, kendisini sevdiklerini, onu terk etmediklerini kavrar Ailesi o an yanında olsa da olmasa da sürekli olarak sevildiğini, kendisinin onlar için önemli olduğunu bilir Çocuğun çevresi ve iç dünyası her iki durumda da sabit ve düzenli olup, dış ve iç dünyası birbiri ile uyumlu ve sorunsuzdur Çocukta ilk benlik duygularının temeli bu dönemde atılır Bu donemin ilerlemesi ile çocukta emekleme, ayakta durup, yürüyebilme, dışkılama gibi aşamaları gerçekleştirme için özgüven duygusu gelişmeye başlar Bu süreç iyi bir anne-çocuk ilişkisi gerektirir Bebeğin fiziksel (beslenme, tuvalet ihtiyacı, çevresel koşullardan korunma gibi) gereksinimlerinin karşılanması kadar , hatta daha çok duygusal açıdan beslenmesi , çocukta iyilik, güvenlik duygusunu , sağlıklı bir birey olma hissini oluşturacaktır Geçen günler içinde elbette ki bir takım şeylere sahip olamayıp, ya da yapamayıp hayal kırıklıklarına uğrayacaklardır Ancak bu sınırlanmaların aslında bir anlamı olup, toplumsal gereklilikler olduğu izlenimi verilmeli, her davranışın olumlu ya da olumsuz sonuçları olabildiği gösterilmelidir Keyfice ve duruma göre değişen sınırlanmalar kişide sorunlu bir kişilik yapısı oluşumuna yol açabilmektedir

Bu dönemin uygun bir şekilde yaşanamaması, ebeveynlerin yokluğu ya da yanlış tutumları nedeniyle sağlıklı bir şekilde geçilememesi halinde ileri dönemde kişilerde kötümserlik, paranoid ya da sanrısal bozukluklar, ümitsizlik şeklinde tavırlar, içekapanıklık (şizoid kişilik), alkol-madde bağımlılıkları gelişebilir

İkinci evre ( özerklik-bağımsızlığa karşın utanç ve şüphe dönemi):

Freud’un anal dönem olarak adlandırdığı dönemdir Bu donem 1-3 yas arasını kapsamaktadır Bu dönemde çocuk konuşmaya başlar, barsak kontrolü ile dışkısını tutabilmeye başlar ve istemli kas kontrolü kendini gösterir Çocuk dışkısını tutup, bırakabildiğini keşfederBu şekilde çocukta işbirliği ya da inatçılık şeklinde davranış yapıları gelişebilir

Aile eğer çocuğa karşı aşırı koruyucu olmadan, yeterli özgürlük ve desteği verirse , çocukta özgüven duygusu gelişerek, çevresindekileri ve dış dünyayı kontrol edebileceği hissi gelişir Bu olmaz, çocukta otonomi cezalandırılıp,aşırı koruyucu olunursa öfke, şüphe, ve utangaçlık kendini göstermeye başlar

Aile tarafından çok erken dönemde ya da aşırı bir baskı ile dışkı eğitimi ya da başka eğitimler uygulanacak olursa, çocuğun iç kontrolünü sağlaması yolundaki gelişimi olumsuz etkilenerek, gerileme ya da yanlış gelişimlere yol açılabilir Aynı şekilde aile tarafından uygulanabilen aşırı koruyucu tutumlar da çocuğun özdenetimini ya da yargılama yeteneğini zayıf bırakacağından özgür iradesinin gelişimini sekteye uğratacaktır Bu durumda kişide ileri dönemde utanç ve şüphe gibi tutumlar baskın hale gelebilecektir Çocuk ailesinden edindiklerinin ötesine geçmekte zorlanacaktır Bu dönemi uygun bir şekilde geçemeyen birey, ileri dönemde etrafındakilerin kendisini kontrol altına almak istediği şeklinde paranoid bir yapı geliştirebilir Mükemmeliyetçilik, esneklikten yoksun olma şeklinde tavırlar bu donemdeki sorunlardan köken almaktadır Çocuğun dışkısını tutup-bırakma arasındaki birbiri ile zıt eğilimlerinin getirdiği çatışma, daha sonra cimrilik, esneklikten yoksunluk , sabit fikirlilik, mükemmeliyetçilik ile bir arada olan obsesif-kompulsif kişilik yapısının temellerini atar

Çocuğun etrafındakiler bu donemde onu kendi işlerini yapıp, yere sağlam basma, yardımsız kendi ayakları üzerinde durma konusunda cesaretlendirmelidir Sahip olma ve sahip olduklarını bırakma arasındaki sağduyu ve dengeyi ( dışkılama da olduğu gibi) oluşturarak, uygun yargı yeteneğinin gelişmesine olanak sağlamalıdırlar Bu dönemde çocuğun özgür iradesini kullanarak, seçimler yapıp, deneme -yanılma yolu ile öğrenimi engellenirse, kendi bedeni üzerinde bunları yapmaya çalışacaktır Bu da obsesif-kompulsif bozukluğa eğilimi arttıracaktır Dediğim dedik ve her şeyin detaylarına inen bir davranış yapısı oluşabilecektir Çocuk bu sırada yaşanan sorunlar nedeniyle utanç ve başkalarına kıyasla kötü olduğu duyguları içine girebilecektir Gelişen çocuk kendini, vücudunu, düşünce ve hedeflerini pis ya da olumsuz olarak görebilecektir Kendi değerlerine inancı sarsılmadan, zedelenmeden kendi vücudu, düşünceleri ve davranışlarına uygun bir şekilde denetim sağlayabilmesi başarılabilirse, ileri dönemde iyi niyetlilik, işbirliği, sevgi, özerklik ve kendini sunabilme yetileri süreklilik kazanabilecektir

Çocuklukta gelişen,kendisinin denetimindeki bu özerklik duygusu, ileri dönemlerde adaletli yaşamı, yasalara saygıyı, kurumlara güvenin oluşmasına zemin hazırlayacaktır

Üçüncü evre (girişime karşı suçluluk dönemi):

Freud’un faillik-ödipal dönem olarak adlandırdığı dönemdir 3 yaş ile 5 yaş arası dönemi kapsamaktadır Çocuğun iskelet-kas sistemi üzerine hakimiyetinin artışı ve dil becerilerinin gelişimi ile dış dünyanın ,keşfi ve orada rol almak şeklinde üstünlük-büyüklük düşünceleri başlarÇocukta aşırı bir merak, cinsel organlarla ilgili yoğun düşünceler, başkaları ile rekabet ve çevredekilere fiziksel olarak zarar verme görülür Çocuğun cinselliğe olan giderek artan merağı grup içi cinsel oyunlara, kendi ya da yaşıtlarının cinsel organlarına dokunma davranışlarına yol açar Eğer aile bu davranışları aşırı bir şekilde bastırıp, korkutarak önlemeye çalışırsa, ileri dönemde cinsel alanda sorunlu ve baskılanmış bireyler oluşur

3 Yaş sonuna doğru kas gücü ve düşünce yeteneği gerektiren uğraşlara başlar Bu sırada çevrelerince yetersiz hissettirilirlerse, ileri dönemde kendisinin başlattığı aktiviteler nedeniyle suçluluk hissi yaşayabilirler İnisiyatif kullanma konusunda bu dönemde oluşan çatışmaları, kendi potansiyellerini, gerçekleştirebilecekleri en iyi davranışlarını sergilemelerine engel olabilir Tutku ve hırs kavramları bozulabilir

Yaşıtları ile oynayarak,onlarla nasıl ilişki kurabileceğini öğrenir Eğer bu dönemde saldırgan dürtülerine hakim olabilmesi, uygun bir şekilde sağlanırsa çocukta inisiyatif kullanabilme yetisi ve tutku sahibi olma özelliği gelişir Çocuk kendi davranışlarını sınırlamayı öğrenir Saldırgan dürtülerini oyun,yarışma, eşya kullanma gibi yapıcı bir yöne yönlendirerek, başarılı ve sorunsuz bir çözüm sağlar Aşırı baskılanma çocuğun girişimciliğini ve hayal gücünü kısıtlar Çok güçlü bir süper ego gelişimine neden olarak, ileride ya hep ya hiç tarzında düşünme, çevresindekileri kendi ahlak kalıpları içine girmeye zorlama şeklinde davranışlara yol açabilir Bu dönem başarılı bir şekilde aşılırsa sorumluluk, kişisel disiplin özellikleri gelişir

Bu dönemde yasaklanmış dürtülerin baskılanması ile kişide suç ve kaygı duyguları oluşur Bu gelişen taslak ileride ahlak kavramını oluşturacaktır

Bu donemde çocuk, oedipus ve elektra kompleksleri denen karşıt cins ebeveyne yakınlaşıp, kendi cinsinden olan ebeveyni rakip gibi görme şeklindeki gelişimsel düşüncelerden kurtulup, kendi inisiyatifini ortaya koyarak, kendinde gelişen ahlak kuralları ve yaşam prensipleri çerçevesinde daha az çatışmalar ve suçluluk duyguları hissederek yaşamayı öğrenir

Bu dönem başarılı bir şekilde yaşanamaz ise , suç ve girişim arasındaki çatışma ileri dönemde yaygın anksiyete bozukluğu, konversiyon bozukluğu da denen somatoform dissosiyasyonlara ,fobik bozukluklara ve psikosomatik bozukluklara yol açabilecektir

Bu dönemde cinsel organların uyarılabilmesi görülmektedir Bu değişim ile birlikte , uyarılma sonucu ayıplanma, cezalandırılma korkusu başlamakta, cezalandırılma sonucunda çocuğun kendi cinsel organının kesileceği ya da tahrip edileceği şeklinde korkuları başlayabilmektedir

Vücut daha bir gelişmekte, buna düşünsel gelişim de eklenmektedir Gelişen çocuk kendi işlevlerinde daha etkin olup, inisiyatif kullanmaya başlar Karşılaştığı başarısızlıkları tolere edebilmeye, olmazsa kendine başka hedefler belirlemeye çalışır Sorumluluklar üstlenmeye, ufak planlar yapmaya başlar Bir önceki donemde varolan özerklik, artık daha bir amaca yönelik, daha mantıklı ve uyumludur

Bu donemde sergilenen düşünsel ve vücutsal çaba sonucu sağlananlar ve elde edilen hazzın çevrece yoğun eleştirisi, suçluluk duygularına yol açmaktadır Annenin bir numarası olma amacı ve bu uğurda sergilenen tavırlar , kıskançlık, suçluluk duyguları ve kaygıya neden olabilir İleri dönemde, çocuğun kendi içinde ana-babanın kendine koyduğu yasaklar ve uygulanan eleştirileri mumla aratan bir denetleme kurumu - baskın bir süper ego- gelişebilir

Bu dönem uygun bir şekilde yaşanırsa, çocuk sınırlarını bilerek, çevresiyle uyumlu bir şekilde görevler üstlenir, eşya ve amaca uygun nesneleri kullanarak, mutluluk ve başarı duygusunu daha çok tadar

Dördüncü evre (Üreticiliğe karşın küçüklük-değersizlik dönemi):

Freud’un latent dönem olarak adlandırdığı dönemdir 5 yaş ile 11 yaş arası dönemi kapsamaktadır Okul çağı dönemidir Bu dönemde çocuk cinsel açıdan bir durgunluk dönemine girerken, yaşıtları ile ilişkileri artarak, yeni şeyler öğrenme ve bir şeyler üretmenin hazzını yaşamaya başlar Kendini örnek aldığı kişilerle özdeşleştirerek , çeşitli alanlarda roller üstlendiği şeklinde düşlemler kurar Eğer çocuk bu dönem öncesini ve bu dönemi başarılı bir şekilde geçememiş ise aşağılık ve yetersizlik duyguları geliştirir Kişinin çevresindekiler bu dönemin aşılıp, yeterlilik duygusunun gelişmesinde asal rol alırlar

Bu dönemde çevresel etkenler,okul ve görevlerle kendisinde daha önce varolan olgun olmayan istek ve hayallerini bırakarak,daha gerçekçi hedeflere yönelmeye başlar Çevresi ya da kendisi için bir takım faaliyetlere girip, kazanımlar elde ederek, çevresinde destek bulmayı, onaylanmayı öğrenir Bir şeyler yaparak, başladığı işi bitirmenin keyfine varmaya başlar Kendinden yaşça büyük ya da daha deneyimlileri izleyerek araç,gereç kullanmayı öğrenir, el ve vücut becerisi geliştirir

Bu yaş grubunda çocuğun anlayışlı, sabırlı, ilgili ana baba, öğretmen, patron, iş ve okul arkadaşları ile karşılaşamaması ya da onlar arasında zayıf-uygunsuz bir noktada bulunmaları halinde, yetersizlik ya da aşağılık duyguları gelişir Çocuğa ayrım uygulanması, aşağılanması ya da aşırı koruyucu tavırlarda bulunulması , çocuğun kendisiyle aynı cinsiyetteki ebeveyn ile kendini uygunsuz bir şekilde karşılaştırması gibi durumlarda aşağılık ve yetersizlik hissi gelişebilir Kendisine göre üst konumdaki kişileri örnek alamayıp, yanlış kişileri örnek alabilirler Okul ya da mesleğe hazırlık dönemi ilk olarak ailede başlar Ailenin bu hazırlık dönemini yeterli düzeyde yapmaması ya da beklenilen ideal okul hayatına ulaşılamaması durumunda, çocuğun akademik gelişimi aksayabilmektedir Bazı durumlarda da aşağılık duygusu yerine para, güç ve saygı görmek için aşırı bir dengeleyici dürtüye sahip olunabilir İş kişi için hayatta en önemli şey haline gelmiş olabilir

Eğer büyüyen çocuk hayatını, hedeflerini, düşlemlerini sadece iş üzerine yoğunlaştıracak olursa, kendi duygusal ya da ruhsal gelişimini kısıtlayabilir

Bu dönemde diğer kişilerle birlikte ortak bir şeyler yapma, başkalarının varlığında ya da denetiminde görev alma başladığından işbölümü, diğerlerinden farklı olarak sahip olduğu özelliklerin verdiği haz duyguları yaşanmaya başlar

Beşinci Evre (kimlik duygusuna karşın rol kargaşası):

11 yaştan ergenliğin başlamasına dek süren evredir Bir kimlik hissinin gelişimi bu evrenin asal amacıdır Sağlıklı bir kimlik hissinin temelinde, daha evvelki evrelerin başarılı bir şekilde yaşanması yatmaktadır Uygun kişilerin örnek alınması bu süreci kolaylaştırmaktadır Bu evrede ahlaki değerlerde değişim gözlenebilmekte, ancak sonrasında her alanda olduğu gibi burada da taşlar yerine oturmaktadırDaha önceki inanç, düşünce ve alışkanlıklar sorgulanmaya başlar Vücutsal büyüme ve cinsel gelişim gözlenir Çevrelerince nasıl görülüp, değerlendirildikleri ve hangi mesleğe daha uygun oldukları şeklinde düşünceleri bulunmaktadır

Daha önce yaşanılan evden ve ebeveynlerinden ayrılıp ,kendi ayakları üzerinde durarak hayatını yaşamak bu dönemdeki önemli bir hedeftir Aileden ayrılamamak ve uzamış bağımlılık davranışları oluşabilir Bu dönemde kişide rol kargaşası oluşması önemli bir sorundur Kişide cinsel,sosyal, mesleki vb alanlarda kendini bir yere ait hissedememe, çevreden uzaklaşıp tek başına yaşama ya da uygun olmayan seçimleri yeğleme sonucunda psikotik türde ya da suça yönelik davranışlara neden olmaktadır Birey kendisini yetersiz hissedebilir Kendilerini güçlü görebilmek için bir takım özellikleri ön plana çıkararak, önemli kişilere benzemeye, onların tarzlarını edinmeye başlarlar Bu evrede cinsel kimlik sorunları başlayabilmektedir Kişiler kimlik krizlerini aşabilmek için,ortak kimlik sunan bir takım çeşitli alt grup yada çetelere girebilmekte ya da yerel kahramanları örnek alabilmektedirler

İlk gençlik aşkları yaşanmaya başlar Ancak bu aşklar daha masum ve kendini arayışın bir uzantısı olarak kısa sürelidir Henüz yeterli olgunluğa kavuşmamış olan kişilik yapısı, ilişkilerinde de iniş-çıkışlar,ayrılıklar ile kendini gösterir

Bu dönemde kendinden farklı yapıda, düşüncede, alışkanlıklarda olanları kabul etmeme, dışlama hatta onlara karşı saldırı içine girebilmektedirler Benzer düşünce yapısındakilerle bir araya gelerek kuvvetli görünmeye ve ortak bir kimlik oluşturmaya çalışabilirler Bu gruplarda suç işleme, alkol-madde kullanımı gibi davranışlar belirebilir

Birey yaşıtları ya da çevresindekilerce onaylanma, saygı duyulma gereksinimini bu şekilde sağlayabilmektedir

Bu dönemde birey kendinin en iyisini ( olumlu ya da olumsuz anlamda) araştırıp, bularak gelecekteki erişkinliğin dünyasına adım atmak için yer bulmaya çalışır Bu aşama ana-babalık ya da eş olmak yolunda kendisini ruhsal ve sosyal olarak hazırlamada önemli bir basamaktır

Altıncı evre ( tek başınalığa karşın yakınlık kurma dönemi):

21- 40 yaş arası dönemi kapsamaktadır Eğer kimlik krizi çözülmüşse cinsel yaşantı, arkadaşlık ilişkileri ve tüm sosyal iletişimler kişi için korkutucu olmaktan uzaktır Bu aşamaya gelene dek elde edilen kimlik başkalarının kimlikleriyle daha çok bir araya gelmeye, kaynaşmaya başlar Dost ve eş ilişkileri ile bazen taviz vererek, bazen karşılıklı özveri alışverişleri ile ilişkilerini sürdürebilme alışkanlığı kazanılır Bu devredeki temel hedef bir başkası ile yakın iletişim kurulmasıdır Başarılı ve düzenli bir evlilik ya da aile ilişki yapısı yakınlık kurma kapasitesine bağlıdır

Birlikteliğin kurulup, sürdürülebilmesi, bu aşamada bazı kişilerin sahip olup, kendini diğerlerinden ayrı kılan özellik ve yeteneklerin, kişilik yapısının kısaca benliğin kaybı korkusuna yol açtığından bunlardan kaçınma gözlenebilir Bu da yalnız kalma duygusu ve kendi çevresine yüksek duvarlar örerek,korku, kuşku,risk alamama, birisini sevememe ve kendi kendinin kurdu olmasına yol açar

Yakın ilişki kurmamak, çevresindekileri kendisi için zararlı ya da tehdit edici görerek kendinden uzak tutmaya , bu amaçla kendi güvenlik çemberini çok dar tutarak, insanları bu alana sokmamak, kendinden öyle ya da böyle uzaklaştırarak,gerekirse bu amaçla onlarla mücadele etme davranışlarına yol açmaktadır Bu durumda,bu aşamada çok kesin olarak bilinen-tanıdık ile bilinmeyen-yabancı arasına bir hat çekilip, kısır bir ortam içine sürüklenilebilir Benzerleriyle bile savaşmaya dayanan ilişkiler yaşanabilir

Yedinci evre ( yerinde saymaya karşı üretkenlik dönemi):

40-65 yaş arası dönemi kapsamaktadır Kişi üretkenlik ile duraklama arasında seçimini yapma aşamasındadır Bu dönemde üretkenlik, daha küçükleri, hayata yeni başlayanları olumlu amaca yöneltmek ve yükselen nesli oluşturmak, muasır medeniyet düzeyine yöneltmektirAynı zamanda ev dışında olup, monotonluğu kıran aktivitelerle uğraşmak anlamındadır Bu döneme dek kişi ruhsal, sosyal ve cinsel gelişimini uygun hız ve rotada tamamlamamışsa , gerçek ve içten olmayan bir yakınlaşmaya gereksinim duyarlar Geçmişteki şaşaalı sahte yükselme dönemi bitmiş ve çöküş öncesi duraklama dönemi başlamıştır Aslında bu dönem çok öncelerden sinyallerini vermiştir Çocukluk döneminde yaşanan olumsuzluklar, bunların etkisini gidermeye çalışan kendini aşırı değerli, üstün, kafa dağında görme türü gibi sahte rahatlatıcı düşünce ve hareket yapıları ve sonunda her şeye karşı inancın tükenmeye başladığı , hayata olumsuz bakışlar gibi…İletişim kurmak bu gibi durumda sadece obsesifçe bir yakınlık anlamındadır, gerçek bir dostluk değildirBu kişiler evlenip, çocuk sahibi olabilmelerine karşın gene de herkese uzaktırlar Sanki kendileri çocuktur ve kendileri ile ilişki halindedirler Bu dönemde alkol ve bağımlılık yapıcı madde kullanımına rastlanmaktadır

Sekizinci evre ( son aşamada umutsuzluk hissine karşın benlik bütünlüğü-bilgelik safhası):

65 yaş üzeri dönemi kapsamaktadır Bu dönemde kişi bütünlük ( hayat dolu dolu ve üretken bir şekilde yaşanmıştır, yaşanan hayattan tatmin olunmuştur) ya da umutsuzluk (hayatın anlamı yoktur ve boş geçmiştir hissi vardır) arasında bir çatışma yaşar Bütünlüğü yaşayan kişi bilgedir Hayattaki yeri ve rolünü kabul etmiştir, kendisi ile barışıktır Kendi yolunu kendisi çizmiştir ve sonuçlarından kendisi sorumludur Kişi artık geri dönemeyecek ya da geçmişi değiştiremeyecek bir aşamadadır Bu döneme dek olan basamakları uygun bir şekilde, çok zedelenmeden ve büyük hatalar yapıp çevresini yıkmadan çıkmışsa bir rahatlık ve olgunluk içindedir Etrafına güven duygusu ve olumlu diğer duyguları yansıtır Hayatını eksi ve artıları ile kabul etmiştir, pişmanlık duyguları taşımaz Hayata keşke tekrar başlayıp, olanları düzeltsem ya da farklı yaşasam şeklinde yaklaşmaz Geçmişini ‘yapabileceklerimin en doğru ve iyisini yaptım’ şeklinde değerlendirerek, huzur içindedir

Bu hissin yaşanmadığı ve önceki basamakların sorunlu olup, hakkıyla geçilemediği durumlarda derin bir pişmanlık, değersizlik ve depresif düşünce yumağı ile karşılaşılır Ölüm korkusu belirgindir Artık geçmişe tekrar dönmek, olanları düzeltmek olanaksızdır ve ne yazık ki ekilenler biçilmektedir Yaşanması ,sahip olunması ya da hissedilmesi gerekipte , bunların olmaması, beklenen ilgi ve anlayışın görülmemesi, becerilerdeki azalma, sağlığın kısmen bozulması kişide kendi etrafındakilere yönelik nefret duyguları, umutsuzluk hislerinin oluşmasına yol açar Bu içe kapanma, yakınlarını etrafında tutmak için değişik çabalar içine girilmesi, gençlere karşı olumsuz, eleştirel bakış açısına neden olabilir Ümitsizlik, nefret ve ölüm korkusu içindedir Hastalık hastalığı, depresyon,psikosomatik hastalıklara rastlanmaktadır

Toplumda sağlıklı bireylerin yetişmesi , sağlıklı ve bilge düzeyine erişmiş,yukarıda belirtilen sekizinci evrede beklentilerini gerçekleştirmiş olgun kişilerin varlığı ve bunların kendileri gibi araştırmacı, çalışkan, sabırlı, dürüst ve mutlu olmasını bilen kişileri yetiştirmesi ile mümkündür Bilinen bir deyimle ‘kılavuzumuzun karga olmaması’ gerekir Ana-baba ya da diğer büyükler ölümden korkmayacak bir olgunluğa ulaşabilmişler ise çocuklar da aile okulunda öğrendikleri ile yaşamın sorunları ve sorumluluklarından korkmayacak,onları göğüsleyebilecek özgüven ve beceriye sahip olacaklardır Aile içi eğitim, aile içi demokrasi ve ahlak anlayışı toplumun yükselip,kaliteli hale gelmesinde asal öneme sahiptir


Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:49.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz