| Freud'un Kişilik Gelişimi Kuramı  | Freud'un Kişilik Gelişimi Kuramı [CENTER][COLOR="Red"]Freud Kişilik Gelişimi Kuramı - Jung Kişilik Gelişimi Kuramı[/COLOR][/CENTER] FREUD ‘ A GÖRE
KİŞİLİK NEDİR?
Kişilik, genetik ve biyolojik eğilimleri , sosyal deneyimleri ve değişken çevresel koşulları içeren iç ve dış etkilere bağlı evrimsel bir süreci temsil etmektedir
Kişilik, bireyi diğerlerinden ayıran, bireye özgü , tutarlı ve yapılaşmış özelliklerin bütünüdür
Freud ‘ un kişilik yapısı , örgütlenmesi ve gelişime ilişkin kuramsal yaklaşımları ;
Freud ; 1856 doğumludur Fransızca ve İngilizcenin yanı sıra Yunanca, Latince, İtalyanca ve İspanyolca bilir
PSİKANALİZ : Temel Kavramlar ve İlkeler
İnsanın Doğası
İçgüdüler ve Psişik enerji
Freud, insanların Triebe ( içgüdüler / dürtüler ) adını verdiği doğuştan getirilen güçler tarafından güdülendiklerini ifade etmektedir
Bedenin herhangi bir yönü bir gereksinim hissettiğinde ( acıkmak, susamak vb) içgüdü harekete geçer Harekete geçen içgüdü artmış eğilim veya heyecan şeklinde algılanan psikolojik bir durum yaratır
Örneğin; açlık içgüdüsü beden dokularındaki besin eksikliğinden kaynaklanır ve zihinsel olarak gıda isteği biçiminde temsil edilir
İç güdünün 4 ortak özelliği vardır :
Kaynak ; İçgüdünün temsil ettiği bedensel ihtiyaç
Amaç ; Bedensel uyarılmayla ortaya çıkan gerilimin azaltılması
Nesne ; O içgüdünün doyumunu sağlayabilecek her şey
İtici güç ; İçgüdüyü tatmin etmek için kullanılan enerji miktarı
Freud kuramının en son şeklinde insanların iki temel içgüdü olan cinsellik ve yıkıcılık
tarafından yönlendiğini savunmuştur
Cinsellik İçgüdüsü ( Eros) : Cinsel içgüdüler erotik olan ve haz veren tüm yaşantıları belirleyici niteliklerdir
Yaşamsal süreçleri korumaya hizmet eden ve türün devamını sağlayan her türlü içgüdü bu grupta yer alır ve geniş bir biçimde cinsel içgüdü olarak adlandırılır
Freud tek bir cinsel içgüdü olmadığını ve her biri erotojenik bölge olarak adlandırılan farklı bir bedensel bölge ya da kaynakla ilişkili bir çok güdünün eros adı altında sınıflandırılabileceğini ifade etmiştir
Freud’a göre tüm beden bir erotojenik bölgedir ancak psikanaliz kuramda vurgulanan 3 önemli bölge ; ağız , anüs ve genital organlardır
Ölüm içgüdüsü ( Thanatos) : Tüm insanların bilinçdışı bir ölüm içgüdüsü tarafından yönlendirildiklerini düşünür
Ölüm içgüdüsünün önemli bir türevi saldırgan dürtülerdir Yaşam ve ölüm içgüdüleri karşı karşıyadır
Örneğin , yaşamı korumaya yönelik olan yeme davranışı , aynı zamanda ısırma , çiğneme ve yutma gibi yıkıcı davranışları da içerir
KİŞİLİĞİN YAPISI
Topografik Model : Bilinçdışı , bilinç öncesi , bilinç
Bilinçdışı : Farkında olmadığımız ancak sözlerimizin, duygularımızın ve davranışlarımızın çoğunu yönlendiren tüm istek, dürtü ve güdülerden oluşur
Örneğin ; rüyalar , dil sürçmleri ve kimi unutmalar…
Bilinç Öncesi : O an farkında olunmayan ancak kendiliğinden yada yeterli bir çaba ile bilince gelmesi
Bilinç : O an farkında olunan her türlü duyum ve yaşantıların bulunduğu düzeydir
Yapısal Model : İd , ego , süperego
İd : Türkçede ilkel benlik olarak adlandırılır Ruhsal yapının doğumda var olan bütününden oluşan id , içgüdüleri ve psişik enerjinin tüm kaynağını içerir Biyolojik gereksinimleri, psikolojik gerilimlere dönüştürür İd , haz ilkesi doğrultusunda hareket ederek acıdan kaçınır ve haz elde etmeye çalışır
Örneğin , biberonundan yoksun kalan bebek parmağını emmeye yönelir Freud gelişmekte olan bebeğin en zor görevinin birincil ihtiyaçlarının doyumunu ertelemeyi öğrenmek olduğunu belirtmiştir Böylece kişilik yapısının ikinci sistemi ego ortaya çıkar
Ego : Organizmanın gerçek dünya ile ilişkisini düzenlemek ve dış dünyanın üstesinden gelmesini sağlamak için 6 – 8 aylarda , idden evrimleşerek gelişir ve idin amaçlarına ulaşmasına yardımcı olur
Gerçeklik ilkesi doğrultusunda hareket eden ego , gerilimi azaltacak olan nesnenin dış dünyada karşılığının bulunup bulunmadığını belirleyene dek gerilimin boşaltılmasını geciktirir
Egonun şekillenmesi ben – ben olmayan ( self – nanself ) arasındaki farklılaşmaya yol açan yaşantılar sonucu gerçekleşir
Bebek vücudunun fiziksel haz kaynağı olduğunu bu duygunun ise biberon veya annesinin memesinden farklı olduğunu öğrenir Olgunlaşmakta olan çocuk , id’ in istekleri için çevreyi doyum kaynağı olarak algılamaktadır Bu yolla çocuk gerçek ile id imgeleri arasında ayrım yapmayı öğrenir , buna gerçeklik sınaması denir
Süperego : Bir kimsenin toplum içinde etkili bir biçimde yaşayabilmesi için , o toplumun değerler sistemini ve kurallarını kazanabilmesi gerekir Bunlar sosyalizasyon süreci ile kazanılır ve psikanaliz kuramdaki yapısal maddelere göre süperego olarak adlandırılır
Kişiliğin en son gelişen yapısıdır Freud ‘ a göre insan süperegoya sahip olarak dünyaya gelmez Çocuklar; anne babalar, öğretmenleri ve benzeri diğer figürlerle aralarındaki etkileşimler sonu bunu kazanırlar
Süperego , egodan 3-5 yaş civarında ayrılmaya başlar Süperego vicdanı yönlendiren bir araçtır ve vicdan hoş olmayan düşünce ve davranışları cezalandırır
Freud, süperegonun vicdan ve ego ideal olmak üzere 2’e ayrıldıını savunur
Vicdan anne – babanın kötü ve edepsiz olarak değerlendirdiği ve cezalandırdığı davranışlarla ilgilidir
Süperegonun ödüllendirici yanı ise ego idealdir Ebeveynlerin onayladığı ve değer verdiği davranışlar yoluyla gerçekleşir
KAYGI VE EGO SAVUNMA MEKANİZMALARI
Gerçekçi Kaygı : Dış dünyadaki gerçek bir tehlikeye karşı duygusal tepki olarak ortaya çıkar Uzaklaşmak mümkündür
Nevrotik kaygı : İdin tehlikeli ve güçlü dürtülerinin ego tarafından kontrol edilemeyeceği ve kabul edilmeyen bu dürtülerin bilinç düzeyine ulaşacağı yönündeki tehdide karşı verilen duygusal tepkidir Örneğin ; bir kimsenin kontrolünü kaybedeceği ya da aklını yitireceği yönündeki endişeler
Ahlaki (moral) Kaygı : Ego ve süperego arasındaki çatışmadan kaynaklanır İd’ in toplumca kabul görülmüycek dürtüleri aktif bir biçimde ifade edilmeye çalışıldığında , süperego suçlama ve kınamayla karşılık verir
Ego savunma mekanizmaları ; Kişiyi aşırı derecedeki kaygıdan korumanın yanı sıra sözü edilen bu işlemlerin yürütülmesinde de yardımcı olur
BAŞLICA SAVUNMA MEKANİZMALARI
1) Bastırma (Repression) : En temel savunma mekanizmasıdır Genel anlamda kaygı yaratacak düşünce ve duyguların bilinç dışında tutulmasıdır Örneğin , toplumca kabul edilmeyen cinsel ve saldırgan dürtülerin bilinç düzeyine çıkması bastırma yoluyla engelenir
2) Yansıtma (Projection) : Kişinin kendi kabul edilmiycek dürtü, duygu, düşünce ve davranışlarını diğer insanlara ya da nesnelere yüklemesini içerir Örneğin ; hatalı bir vuruş yapan tenisçinin raketinde bir sorun olup olmadığını kontrol etmesi
3) Yer Değiştirme (Displacement) : İç güdüsel dürtü kabul edilebilir bir nesne ya da kişiye yönelir
4) Akla uygunlaştırma (Rationalization) : Gerçeği çarpıtmayı ve bu yolla benlik saygısını korumayı hedefler , kısaca bahane bulma anlamındadır Örneğin ; çıkma teklifi ettiği kız tarafından reddedilen gencin “ ben zaten ondan hoşlanmıyordum ” Şeklinde konuşması
5) Karşıt Tepki Geliştirme (Reaction Formation) : Önce benlikçe kabul edilmeyen dürtü, duygu ve düşünce bastırılır Daha sonra ise tam karşıtı bilinç düzeyinde ifade edilir Dolayısıyla bastırılmış cinsel istekler aşırı ahlakçı tutumlara, saldırgan ya da düşmanca duygular aşırı saygı ve sevecenlik gösterilerine dönüşür
6) Gerileme (Regression) : İnsanların kaygıya karşı kendilerini korumak için kullandıkları önemli savunma mekanizmasıdır Gerileme kaygı yaratıcı durumlar karşısında daha önceki bir dönemin gelişmemiş çocuksu davranış biçimlerine dönmeyi içerir Örneğin yeni bir kardeşi olduğunda çocuğun tekrar parmağını emmesi
7) Yüceltme (Sublimation) : İlkel dürtülerin asıl amacı ve nesnelerinden ayrılarak toplumda kabul edilen ya da onaylanan davaranışlarla doyuma ulaşmasıdır Güçlü kişinin sporcu olması gibi
8) Yatsıma (Denial) : Benlikte kaygı yaratıcak bir durumun gerçeğin yok sayılması ve algılanmasıdır Ölümcül bir hastalığa yakalandığını kabul etmemek , yakınının öldüğüne inanmamak
9) Düş Kurma (Fontosy) : Kişinin karşılanmamış doyurulmamış gereksinimlerinin imgelem yoluyla doyurulmasıdır Bir çocuğun hayalinde komutan olacağını düşünmesi
10) Özdeşleşme (İdentification) : Normal gelişim süresinde çocuğun uygun modelleri benliğine örnek olarak seçmesi ve onlara benzemeye çalışması
11) Yapma Bozma (undeing) : Suçluluk duygularına karşı geliştirilen yapma bozma mekanizması hoş olmayan duygu ve düşüncelerimizden kurtulmayı ya da bunların ortaya çıkarabileceği olumsuz durumu düzeltmek niyetiyle sergilenen davranışları içerir
KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ
Freud bireyin temel kişilik oluşumunun 5 yaşına kadar olan dönemde gerçekleştiğini düşünmektedir İkinci olaraksa kişinin belirli miktarda cinsel enerji ile dünyaya geldiği ve bu enerjinin kökleri organizmanın içgüdüsel süreçlerinde yer alan bir dizi psikoseksüel dönem boyunca geliştiği yönündedir
Bu gelişim yaşamın ilk 5-6 yılında gerçekleşen ve her biri cinsel uyarılmaya duyarlı bir erotojenik bölgeyle temsil edilen üç önemli dönemde gerçekleşmesidir
Freud’un tanımladığı gelişim dönemleri şu şekildedir:
Oral Dönem (0-18 ay) : Yaşamın ilk 12 – 18 aylarında bebeğin libidosu ağız bölgesinde odaklanmaktadır ebek için haz kaynağı olan organ ağız ve çevresidir Freud oral dönemi kendi içinde 2 bölümde ele almaktadır 1) Doğumdan itibaren dişlerin çıkmasına kadar süren oral edilgen dönemdir 2) Dişlerin haz alınan oral öğretisi dönemidir
Bu dönemde bebek besini ağız yoluyla elde etmekte ve emme eyleminden haz almaktadır Bu dönemde bebekler kendilerine bakan kişiye bağımlı olurlar ilk sevgi nesnesi kendisine bakan annesidir
Bu dönemde ağız bölgesiyle aranan ve yaşanan haz duygusunun aşırı derecede olması ya da engellenmesi durumunda bu döneme takılma gerçekleşir
Anal Dönem (1 5- 3 yaş) : Libido odağı anüs ve çevresidir Anüs kasları üzerinde kontrol sahibi olmaya başlayan çocuk dışkısını tutmaktan ve bırakmaktan yani henüz kazandığı bu yeteneğini dilediği şekilde kullanmaktan haz almaktadır Bu dönemde çocuğa verilen tuvalet eğitiminin niteliğinin kişiliğin oluşmasında önemli etkilerinin olduğunu dile getirmektedir
Anne babanın tuvalet eğitimi konusunda aşırı talepkar ve katı olması durumunda çocuk buna iki şekilde tepki verebilir Katı tavır karşısında dışkısını salmayarak tepki verebilir Ve bunu diğer davranışlarında da genelleyebilir İkinci tepki ise dışkısını tutmayarak uygunsuz zamanlarda salması olacaktır Ki bu da anal salıcı kişiliğin oluşmasına neden olur
Fallik Dönem ( 3-6 yaş) : Libido odağı genital organlardır Bu yaştaki çocukların cinsel organlarıyla ilgilendikleri mastürbasyon yaptıkları ve cinsel konulara meraklı oldukları görülür Freud’a göre Fallik Dönemde çocuklar karşı cinsten olan ebeveynlerine yönelik cinsel arzular beslemektedir Erkek çocuğun anneye, kız çocuğun babaya sahip olma arzusunu Freud odipius kompleksi olarak adlandırmaktadır
Latant (gizil) Dönem ( 6-12 yaş) : Libido odağı herhangi bir organ yada beden bölgesi olmadığı için bu dönemi psikoseksüel dönemler içinde kabul etmek mümkün değildir Bu dönemde ebeveyn yasaklamaları ve gelişmekte olan süperego nedeniyle cinsel arzular bastırılmakta ve fallik dönemin anıları unutulur
Bu dönemde çocuklar daha çok kendi cinsiyetinden olanlarla oynamayı ve arkadaşlık etmeyi tercih ederler
Genital Dönem (ergenlik ve sonrası) : Gerçek olgunlaşmayı temsil eder Üreme organları olgunlaşır ve endokrin sistemi ikincil cinsiyet özelliklerinin ortaya çıkmasına neden olur Bu değişiklikler ergenin cinsel heyecanlarının ve faaliyetlerinin artmasına neden olur Erkek çocukları için herhangi bir farklılık olmamakla birlikte, kız çocuklarında klitoris libido odağı genital dönemde vajinadır
Genital karakter psikoanalitik kuramdaki ideal kişilik tipinin iyi bir örneğidir Genital karakter, sosyal ve antisosyal ilişkilerde olgun ve sorumlu olurlar
JUNG’A GÖRE
Jung’a göre kişinin davranışları geçmişten etkilenir; ancak geleceğe dönük olarak yapılır
Analitik psiko psişe
Psişik Enerji ve Kompleksler
Jung da Freud gibi insanların içgüdüler tarafından yönlendirildiğini ifade eder ancak içgüdüyü “ doğuştan getirilen bütünlük özelliği gösteren ve düzenli olarak yinelenen davranış tarzları” olarak tanımlar
Jung’un ruh kavramı dinamik, sürekli hareket halinde olan ve aynı zamanda kendi kendini düzenleyen bir sistemdir Jung’a göre libido doğal enerji ve öncelikli görevi kişiliğin işleyişini sağlamaktır
Jung’un psişik enerjiye ilişkin bir diğer önemli kavramı da değerdir Değer belli bir psişik öğeye aktarılan enerjinin miktarıdır
Jung’a göre içgüdüsel davranış bilinçli dürtüler nedeniyle kolayca karmaşıklaşabildiği için, içgüdülerin tamamını belirlemek ve libidonun gerçek doğasını kesin olarak saptamak mümkün değildir
Kompleksler
Jung “Bir kimse komplekse sahip olmaz,kompleks ona sahip olur ” demiştir Yani bir grup düşünce insanın normal günlük fonksiyonunu engellemeye başladığında kontrolün kişide değil komplekste olduğunu belirtmiştir
Jung komplekslerin oluşma nedenleri konusunda dafarklı görüşler öne sürmüştür Komplekslerin önce erken çocukluk yıllarındaki travmatik yaşantılar nedeniyle oluşabildiğini belirten Jung sonra insan varoluşunun daha derinlerinden kaynaklanması gerektiğini düşünmüştür
Bir kompleksin toplayıcı gücü sahip olduğu libido miktarına yani değerine bağlıdır
Kişiliğin Yapısı
Bilinç : Jung bilinci okyanusun ortasında yükselen küçük bir adaya benzetmektedir Biz yalnızca onun su üzerinde kalan kısmını görürüz Ancak çok daha büyük bilinmeyen gerçeklik suyun altında bulunmaktadır Bu kısımda bilinçdışını temsil eder Görünen ada egodur
Ego : Ego farkındalığın merkezini oluşturur Ruhsal yapının bilinçli düşünceler, duygular, anılar ve algılardan oluşan ve kişiye kalıcı ve sürekli bir kimlik duygusu veren parçasıdır
Persona : Jung bireyin dış dünya ile ilişkisinde uyum sağlaması ya da başa çıkabilmesini sağlayan sistemi persona olarak adlandırmıştır Persona çocukluk yıllarında ebeveynlerin diğer yetişkinlerin ve akranların arzu ve beklentilerine uygun davranma ihtiyacından doğup gelişir Amaç toplum tarafından kabul edilmek için olumlu bir izlenim yaratmaktır
Kişisel Bilinçdışı : Jung ‘ a göre bilinç dışı; bilincin biçimlendirilmesidir ve yeni yaşam olanaklarının tohumları onun içinde bulunmaktadır Farkındalığı meşgul etmeyen ve istenildiğinde bilince getirilen zihinsel içerik Jung tarafından kişisel bilinçdışı olarak adlandırılmıştır
Gölge : Jung kişisel bilinçdışımızda bulunan diğer yüzümüzü gölge olarak adlandırmıştır Gölge içimizdeki engellediğimiz her şeyi yapmak isteyen olamadığımız her şey olan kişiliğin daha düşük düzeydeki parçasıdır
Kollektif Bilinçdışı : Kollektif bilinçdışı , bilinçdışının kişisel bilinçdışından daha derinlerde olan parçasıdır Kişisel bilinçdışı bir zamanlar bilinçli olan içeriklerden kollektif bilinçdışı ise bireyin yaşamı boyunca hiçbir zaman bilince çıkmamış içerikten oluşur
Arketipler : Kollektif bilinçdışının içeriğini oluşturan öğelerdir Arketip evrensel düşünce biçimleri ve duygulardır Arketiplerle bir kimsenin atalarına ait imgeleri bilinçli bir şekilde anımsadığı ya da aynı imgelere sahip olduğu değil, daha çok atalarında olan belli yaşantılara belli yönde tepki verme eğilimine yada potansiyeline sahip olduğudur
Kısacası Jung kollektif bilinçdışı ve arketiplerle deneyimin kalıtsal olduğunu değil insan beyninin insanlığın derin ve eski deneyimlerden etkilendiğini ve bu deneyimlerle biçimlendirildiğini belirtmektedir
Kişisel deneyimle yada entelektüel çabayla değil de bütünüyle bilinçdışı tarafından üretildikleri için sıradışı esrarengiz ve cazibeli bir etkiye sahiptirler
Jung’ un isimlendirip tanmladığı bir çok arketipten bazıları persona ve gölge , anima ve animus , ben , yaşlı bilge adam , anne-çocuk , tanrı , doğum , ölüm , reenkarnasyon , cin , hilekar , büyü , kahraman , enerji , güç hayvan ve şeytan arketipleridir
Ben arketipi : Jung’ a göre kişiliğin nihai hedefi olan bütünleşmeyi temsil eden düzenleyici ilkesidir
Anima ve Animus arketipi : Jung’a göre her insan bilinçdışında karşı cinsten bütünleyici bir öğeyi barındırır Yani bir erkeğin bilinçdışı bütünleyici bir dişi öğeyi , bir kadının bilinçdışı ise bütünleyici bir erkek öğeyi barındırmaktadır
Karakter Tipolojisi
Farklı ırklardan ve sınıflardan çok sayıda insanı yirmi yılı aşkın bir süre gözledikten sonra kaleme aldığı psikolojik tipler isimli kitabında Jung, insanların sahip oldukları iki genel tutuma ve dört temel işleve ayırmıştır
TUTUMLAR; İçedönüklük , Dışadönüklük
Dışadönüklük temel olarak, psişik enerjinin nesnel deneyime yani dış dünyaya yönelmiş olmasıdır
İçedönüklük ise psişik enerji öznel ruhsal yapılara ve süreçlere yani kişinin iç dünyasına yönelmiştir
İçedönüklüğün baskın olduğu bireyler öznel deneyimlere yönelmiştir, bu kimseler kendi iç dünyasını araştırıp analiz eder
İŞLEVLER; Düşünme, hissetme, duyum ve sezgi
Düşünme; dünyayı anlamak ona uyum sağlamak ve problem çözmek için fikirleri birbiriyle ilişkilendirmeye çalışan entelektüel bir fonksiyondur
Hissetme; dünyayı harekete geçirdikleri duyuların olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu temelinde kabul etmeye ya da reddetmeye yönelik bir değerlendirme işlevidir
Duyum; duyu organlarının işlevlerini içerir
Sezgi ; ise bilinçdışı bir algılamadır Bilinçli olarak kavrananın dışında gerçeğin fark edilmesidir  | |