PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > PaylaşTR Genel > İslam Dünyası > İslam Genel

Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri

İslam Genel
Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri, Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri nelerdir,Din Anlayışındaki Farklılıklar bilgi,Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri Hakkında Bilgi ,din anlayışındaki farklılıklar neden oluşur Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri Din anlayışı içinde farklı görüşleri ortaya çıkaran çeşitli sebepler bulunmaktadır İnsanların zeka seviyeleri, kabiliyetleri, ilgileri farklı olduğu gibi olaylara bakışları ve yorumlayışları da değişiktir İnsanların mizaçları, arzu ve istekleri de birbirinden farklıdır Diğer yandan siyaset, dinî anlayışı şekillendiren, anlayışları birbirinden uzaklaştıran en önemli etkenlerden biridir Siyasi amaçları olan biri, ve Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri din anlayışindaki yorum farklılıklarının sebepleri, din anlayışındaki farklılıklar neden zenginliktir, din anlayışındaki farklılıklara dayalı olusumlar, din anlayışındaki farklılıkların sebebleri, din anlayışındaki yorum farklılıkların sebepleri, din anlayışındaki yorum farklılıklarının sebebi, dindeki anlayış farklılıklarının sebepleri, dinin farklı yorumlanması, farklı din anlayışlarının ortaya çıkmasının nedenleri, farklı din anlayışlarının sebepleri, insanlarin farkli yapida olmalari nicin din anlayisindaki farkliliklara neden olmaktadir, yeryüzünde birden fazla din olmasının sebepleri nelerdir, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
05.03.11 01:41 Yazan: HaNıM aGa
Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri

Sponsorlu Bağlantılar

Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri


Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri nelerdir,Din Anlayışındaki Farklılıklar bilgi,Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri Hakkında Bilgi ,din anlayışındaki farklılıklar neden oluşur








Din Anlayışındaki Farklılıkların Sebepleri

Din anlayışı içinde farklı görüşleri ortaya çıkaran çeşitli sebepler bulunmaktadır İnsanların zeka seviyeleri, kabiliyetleri, ilgileri farklı olduğu gibi olaylara bakışları ve yorumlayışları da değişiktir İnsanların mizaçları, arzu ve istekleri de birbirinden farklıdır

Diğer yandan siyaset, dinî anlayışı şekillendiren, anlayışları birbirinden uzaklaştıran en önemli etkenlerden biridir Siyasi amaçları olan biri, dini, doğru anlamaktan çok, kendi güttüğü siyasete en yarayışlı bir şekilde nasıl anlaşılması gerekiyorsa o şekilde anlamayı tercih etmektedir

İnsanın içinde yaşadığı toplum ve kültür, o insan henüz doğmadan önce, onun için çeşitli inançlar, sevgiler, nefretler, korkular hazırlamıştır bile İnsan dünyaya geldiğinde toplum kendi değerleri ve kültürüyle o bebeği besler ve ölünceye kadar ondan ilgisini eksik etmez Bu durum, insanın din algılayışını da etkilemektedir

Din anlayışını etkileyen diğer önemli bir etken de ekonomidir İnsanların ekonomik güçleri aynı değildir İnsanların gelirlerinin az olması, onların iyi eğitim almalarını, eğitimle ilgili araç ve gereçlere kolayca ulaşabilmelerine engel olmaktadır Eğitim düzeyinin düşük kalması ise insanların cahilce anlayışlara saplanmalarına yol açabilmektedir

Anlatım: Dr Ali Kuzudişli

İslam dini içinde meydana gelen görüş ayrılıkları, dinin farklı yönlerini açığa çıkarmış, görüşler arasındaki tartışmalar bu alanda zengin bir literatürün ortaya çıkmasına sebep olmuştur

Dünyanın çeşitli köşelerinde yaşayan insanlar, İslam’ın temel inanç ve uygulama esaslarını, kendi kültürleriyle yoğurmuş, onları kendi örf ve adetleriyle şekillendirmişlerdir Bunun neticesinde yüzlerce kültürü içinde barındıran zengin bir İslam medeniyeti ortaya çıkmıştır

Konuyu daha iyi anlayabilmek için bir örnek verelim: Din, gökten inen yağmur gibidir Yağmur suları yeryüzüne indiğinde bir bölümü yer altına iner, bazısı akarsu olur, akar; bazıları denizlere karışır Pınarlarda kaynayan, kuyudan çekilen, derelerde çağlayan su, aynı sudur ancak suyun alındığı çevresel şartlar ona sinmiştir Kimisi kireçli, serttir, kimisi yumuşaktır Her birinin içimi farklı, damakta bıraktığı tat farklıdır Bunlardan bazısı da su olma özelliğini kaybetmiş, içilmeyecek derecede kirlenmiş olabilir

İşte din de Allah’tan gelir İnsanlar yağmurun yağdığı yeryüzü gibidir Kimi toplumlar onu içlerine alır sindirir, sonra bir pınar gibi bağrında kaynatır Bazı toplumlar akarsu gibidir, onu alır ve coşkuyla başka toplumlara taşır Bazı toplumlar da ne yazık ki bataklık gibidir, ilahi rahmeti bozar, kokuşmuş bir balçığa çevirir Su, su olma özelliğini koruduğu sürece, nasıl su olarak değerlendiriliyorsa, İslam şemsiyesi altında kaldığı sürece farklı tatlardaki islamî anlayışlar, İslam olarak değerlendirilirler

İnsanların farklı kabiliyet ve eğilimleri, onların bu alanlarda çalışmalar yapmaları, İslam’ın birçok boyutunun ortaya çıkmasına, gelişip serpilmesine neden olmuştur Felsefe çalışan Müslümanlar okudukları felsefî görüşlerle İslam’ı karşılaştırmışlar ve İslam dini içinden bir İslam felsefesi çıkarmış, onu felsefî biçimde insanlara sunmuşlardır Bazı Müslümanlar İslam’ın sembolik ve mistik yönüne ağırlık vermiş ve İslam’ı bu boyuttan değerlendirmiş, böylece insanları bu gün de cezbeden tasavvuf ortaya çıkmıştır

Bazı Müslümanlar da İslam’ın uygulama ve idare boyutunu işlemiş ve büyük bir Hukuk sisteminin ortaya çıkmasına çabalamışlardır

Müslümanlar kendi aralarındaki farklılıklara bir zenginlik olarak bakabilmişlerdir Bu yüzden medreselerde her dala ve görüşe ait eserler okutulmuştur Siyasi rekabetin yoğun olduğu dönemleri hariç tutarsak ayrı mezhepten olan insanlar, “ehli kıble” birleştirici formülüyle birbirlerine hoşgörü göstermişlerdir

İslam toplumu içinden çıktığı halde, İslam içinde değerlendirilemeyecek görüşler ve düşünceler ortaya atan gruplar da olmuştur Bu tür aykırı görüşlerde bulunan kimseler ya görüşlerini kanıtlarıyla ispatlamalı ya da görüşlerinden dönmelidirler

Anlatmak istediğimizi özetlersek: Din içinde farklı görüşler ve anlayışların bulunması o dinin zenginleşmesini ve büyümesini sağlar Dini zenginleştiren unsurlar değişik anlayışta olan insanların kendi görüşlerini anlatmak ve karşıt görüşte olanların görüşlerini çürütmek üzere yazdıkları kitaplar, tartıştıkları ilim meclisleri ve konuşmalar olmuştur Bu çalışmalar neticesinde İslam dini içinde birçok mezhepler, akımlar ortaya çıkmıştır

Anlatım: Dr Ali Kuzudişli


DİNde anlayış farklılıkları


1 DİN VE DİN ANLAYIŞI BİRBİRİNDEN FARKLIDIR

Din nedir? Dinin çok çeşitli tanımları vardır Şöyle tanımlanabilir: Din, insanlara mutluluk yollarını gösteren bir yaşama biçimidir Din, insan hayatına anlam kazandırır; değerler katar; dünyaya bakış, evreni anlamlandırma gücü verir Din, insanı da içine alan kutsal bir düzenin varlığına bağlanmadır Öyleyse din insan için vardır ve onun sorunlarını çözer
Dinler, genellikle ilahi ve beşeri dinler olarak ikiye ayrılır Bunlara gelişmiş ve gelişmemiş (kabile dinleri) dinler de denir
ilahi dinler Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıktır Bu dinler, Tanrı'nın seçtiği peygamberlere gönderilen vahiy yoluyla gelen dinlerdir Bu üç ilahı din dünyada en çok inananı olan dinlerdir
ilahi dinlerin farklılığı şu sebeplerden ileri gelir: a insanlık ilerledikçe ve insanlar çoğaldıkça onların ihtiyaçları da arttı insanların manevi ihtiyaçlarına göre, zamanın gelişimine uygun olarak, Allah dinini yeniledi Temelde iman esasları aynı ve ortaktır: Bununla beraber İslamiyet diğerlerine göre en gelişmiş dindir

b Dönemlerin farklılığına yeni akımlara göre ilahı dinler üzerinde yorumlar da farklılaşmıştır Bundan dolayı Yahudiliğin, Hıristiyanlığın ve İslamiyet’in kedi içinde de her dönemde farklı yorumlar çıkmıştır İran’ın, Türkiye'nin, İslam yorumu farklı olduğu gibi Şafiliğin ve Hanefiliğin yorumu da farklıdır Hıristiyanlıkta Katolik, Protestan ve Ortodoks anlayışlarının Hıristiyanlık yorumları her dönemde farklı olmuştur Malezya'da, Çin'deki Müslümanlar ile Yemen'deki, Sudan'daki, ispanya ve Kanada'daki Müslümanların günlük hayatla ilgili yorumları da farklıdır

C Coğrafyanın, siyası ortamın, toplumdaki ve dünyadaki değişimlerin de etkisiyle dinlerde daima farklı bakışlar ve yorumlar oluşmuştur ve oluşacaktır Bu, aynı zamanda aklın bir gereğidir
Bir de Budizm, Hinduizm, Konfüçyüs dini gibi dinler vardır Bunlara Tanrısız dinler denebilir Bunların beşeri yönü ağır basmıştır Peygamber yerine bu dinlerin kurucuları vardır Bu dinlerde de yukarıdaki sebeplerden dolayı değişmeler, bozulmalar ve farklı yorumlar çıkmıştır
Demek ki, din anlayışları da dinler de birbirinden farklıdır ve farklı olmaya devam edecektir

2 DİN ANLAYIŞINDAKİ FARKLILIKLAR ZENGİNLİKTİR

Din anlayışları, olaylar ve gelişmeler üzerine yorumlar daima birbirinden farklıdır Çünkü olaylar üzerine düşünceler farklıdır Bu farklılık bir zenginliktir Dinin çeşitli boyutları vardır Bunlar: a inanç (Amentü), b yaşantı (Tecrübe), C ibadet, ç bilgi, d ahlak, f toplum ve evren boyutlarıdır
Farklı din anlayışları, demokratik idarelerde daha rahat yaşarlar ve daha rahat gelişirler Demokrasi bir inanç ve kültür zenginliğine dayanır Demokratik idarelerde, inanç farlılıkları kendilerini daha rahat korurlar Şu halde din anlayışındaki farklılık, her yönden zenginliktir

3 DİN ANLAYIŞLARINDAKİ FARKLILIKLARIN SEBEPLERİ

Din anlayışlarında pek çok farklılık vardır Bunların bir çok sebepleri vardır Toplumlardaki değişmeler, uygarlıktaki, teknolojideki, bilimdeki hızlı gelişmeler, iklim farkları, coğrafi özelliklerin farklılığı dini yorum farklılığına da yol açmaktadır Bunların gerisindeki esas sebepler var ki bunlar daha değişik sebeplerdir Şimdi onları ayrı ayrı inceleyelim:

31 İnsanın Yapısı

insan en üstün yapılı yaratıktır Bundan dolayı yapısı çok karmaşıktır Beden yapısındaki birçok sır çözülmüştür Fakat, çözülmeyenler daha çoktur Ruhsal yapısı daha karmaşıktır Bilimin bu kadar ilerlemesine rağmen, beynimizin daha çok küçük bir bölümünü bilebiliyoruz insanın kalbi ayrı bilmece, kafası ayrı ilmece! Aklı derseniz daha da farklıdır
Bunun yanında insanların zevkleri de farklıdır Bazıları hafif müzikten, bazıları klasik müzikten, bazıları caz müziğinden, bazıları halk müziğinden, bazıları da hepsinden birden hoşlanırlar Bir kısım insanlar da hiç birinden hoşlanmazlar Resim, heykel, mimari anlayışları da farklıdır Bu farklılık, hem kültürlerin çeşitliliğinden hem de kabiliyetlerin değişik olmasından ileri gelir
insanların fizik yapıları da farklıdır Boyları, yüz görünüşü, gövdeleri, kol ve bacakları da faklıdır Bütün insanlarda ağız, burun, kulak, kaş, göz olduğu halde hepsinin yüz güzelliği farklıdır Biz, tanıdığımız binlerce insanı hiç karıştırmadan ayırtabiliyoruz Amcamıza dayı, dayımıza amca veya öğretmenim demiyoruz
Bunun gibi insanların ruhları da, ruh dünyaları da çok daha farklıdır Sevgileri farklı, saygıları farklı, tepkileri farklıdır Bu farklılıklar onların ruh dünyasının zenginliğinden ileri gelir insanların hayal dünyaları da çok farklıdır

Dış yapısı, iç dünyası, duyguları, düşünceleri, düşünce biçimleri (zihniyetleri), davranışları inanışları, hayalleri bu kadar farklı olan insanların inanışlarının da farklı olması gerekir Dini inancı, ibadet biçimlerini farklı şekilde algılayan insanlar farklı biçimde yorumlama yaparlar; böylece farklı din anlayışları ortaya çıkar

32 Siyaset

Siyaset insanları, toplumları ve devleti yönetme şeklidir Siyası hayat, bir uygulama ve eylem hayatıdır Siyasetteki her partinin ve siyası kişinin hedefi iktidara gelmek, devleti yönetmektir Siyası faaliyet, her zaman mücadele ister Günlük olayların gelişmesi, dünyadaki hızlı değişimler, siyasal ve toplumsal hayatı da hemen et kiler, hatta siyasetin yön değiştirmesine yol açar Bazen bu yön değiştirme, toplumun ve devletin iradesi dışında olur; yani dıştan başka güçlerin baskısıyla meydana gelir
Toplum, bu çabuk değişmeye ayak uyduramayabilir O zaman inançlarının, değerlerinin yıpranmasını önlemek ister Dünyanın bu kaygan zemininde tutunabilmek zordur Toplumlarda bu gün din yükselen değer olmuştur Çünkü bireyler ve toplumlar gönlünü dindirecek, kalbine huzur verecek değişmez inançlara ihtiyaç duyuyor Dinin desteklediği ahlaka ihtiyaç duyuyor

33 Ortam ve Kültür

Din anlayışındaki farklılıkların sebeplerinden birisi de ortam ve kültürdür Siyaset ortamın farklı oluşu, ticari ortamın çeşitliliği, toplumsal ortamı da her zaman etkilemiştir Toplumsal ortamın farklılığı dini ortamı da her zaman etkisi altına alır
Toplumdaki siyasi, ticari, sınai, mali ve sportif grupların farklı olması doğaldır Bu grupların dernekler, vakıflar, klüpler, sendikalar gibi sivil toplum kuruluşlarının istekleri, ihtiyaçları da farklıdır Bu ihtiyaçlar, maddi (parasal) olduğu gibi manevi (dini-ahlaki) yöndeki ihtiyaçlar da olabilir ihtiyaçların çeşitliliği, farklı yeni dini yorumların da ortaya çıkmasına yol açar
işte çeşitli ortamların, onların gruplarının farklı oluşu dini anlayıştaki farklılıkları artıran etkenlerden biridir

34 Kültür

Kültür, insanın tabiata ilave ettiği her şeydir Yani doğal olana insanın katkılarıdır: Dil, bilim, mimari, sanat, teknik gibi Kültür bir milletin seçtiği hayat biçimidir; yaşayış tarzıdır Giyimi-kuşamı, beslenmesi, davranışı, ilişkileri gibi Kültür insanların ve toplulukların dünyayı anlama şeklidir, yorumlama biçimidir
Şu halde Türkiye'de İslam inançlar, etkili ve birleştirici olmakla beraber, genel karakteriyle ülkemizde milli kültür egemendir Diğerleri, yorum ve algılama farklarından, coğrafi şartlardan doğan çeşitlilikler ve zenginliklerdir Milli kültürün oluşumunda en önemli etken, İslam dinidir Her Müslüman selamlaşır, Allah'ın emri peygamberin kavli (uygulaması) ile evlenir Bayramı, kurbanı, sadakası, zekatı, haccı, Ramazanı ortaktır Bunlar, farklılıkların ayrılmasını önleyen ortak paydalardır

34 Ekonomi

Ekonomi, mal üretimi, bunların dağıtımı, tanıtımı, pazarlanması, tüketicilere ulaştırılması ve bu konudaki ilişkililerin düzenlenmesi ve yürütülmesidir Ekonomik faaliyet alanları , çok değişik ve çeşitlidir: Ekonomik hayat, para ile oluşur Sermaye (ana para) ye dayanır, karla gelişir Para da yeterli değildir Akılcı projelerle düzenli çalışma ister Fakat para ve çalışma da yeterli değildir Gerçi ekonomik hayat bunlara dayanır ama; sacayağının üçüncü bir ayağı var ki, onsuz ekonomi hiç yürümez O da güven (kredi) dir Güven ruhsal bir etkendir Öte yandan devletlerin kredileri de vardır Güven vermeyen devlete kredi açılmaz, yatırım yapılmaz, turist gelmez Bütün bunlar da ekonomik hayatı alt üst eder Bazen bir söylenti piyasaların alt üst eder bazen bir söylenti piyasaların alt üst olmasına yol açar Bu çok değişken ve kaygan ekonomik hayat, geçim derdi dolayısıyla herkesi ilgilendirir Tüm bu farklılıklar, kültürel, toplumsal ve dini hayatın uygulamadaki zenginlikleridir Demokrasi böylelikle daha kolay benimsenir daha kolay yerleşebilir Yalnız yerellikler, çok yerel yorumlar, dinin evrensel boyutlarını darlaştırmamalı önüne geçmemelidir

4 DİN ANLAYIŞINDAKİ FARKLILIKLARA DAYALI OLUŞUMLAR

Din anlayışındaki farklılıklar, haliyle yeni bir takım oluşumlara da yol açmaktadır Bunlar mezhepler , tarikatlar ve cemaatlerdir Şimdi bu oluşumları ayrı ayrı ele alalım

4 1 Mezhepler

''Mezhep'' kelimesi gidilecek yol anlamına gelir Ama terim olarak bir dinde, felsefede yeni görüş ve yorum getiren çığır açan anlayış demektir Hıristiyanlıkta Katolik ve Protestan mezhebi, İslam da Şiilik, Hanefilik, Şafilik gibi fıkıh mezhepleri veya felsefede Pisagor okulu gibi okullar birer mezheptir Mezhepler, dinin uygulanmasını, yaşanmasını kolaylaştıran yeni yorumlardır
Peygamberimiz ve dört halife zamanında mezhepler ve tarikatlar yoktu Bunlar daha çok Emeviler ve Abbasi'ler döneminde ortaya çıktı İslam devleti kısa zamanda genişlemiş, yeni ülkeler fethedilmişti Ülke genişleyince, Müslümanlar ve Müslümanlığa yeni girenler pek çok inanç ve ibadet sorunu ile karşılaştılar Mezhep kurucuları, bu sorunları çözmek için yorumlar yaptılar Sonradan bu yorumlar ayrı mezhep haline geldi Bir de bazı ayetlerin anlaşılması için yeni yorumlara ihtiyaç doğdu Bunlardan da yeni mezhepler ortaya çıktı Daha sonra mezhepler arası anlaşmazlıklar belirdi Taraftarlar takım tutar gibi, kendi mezheplerini üstün görmeye çalıştılar Mezheplerin ayrımcılığa dönüşmesi zaman zaman önlenmiştir Bazen da önlenememiştir

42 Tarikatlar

''Tarik'' kelimesi yol demektir ''Tarikatlar'' yollar demektir Tarikatlar, İslam’ı yaşamada farklı yöntemleri uygulayan gruplardan doğmuştur Zaten tarikatlar, tasavvufi (mistik) bir hayat sürmek için doğmuştur Hepsinin hedefi, önce insanın iç dünyasını temizlemek ve zenginleştirmektir Yani insanın tabiatını, doğasında bulunan kötü duyguları kontrol altına alabilmektir Bunun için her birinin yöntemi farklıdır Nakşibendi ve Bektaşi tarikatlarının arzuları yenme yöntemleri çok farklıdır Ama hepsinde iman ve ibadet esastırKaynakwh webhatticom: Kaynakwh webhatticom: DİNde anlayış farklılıkları DİNde anlayış farklılıkları
Tarikatlar, tarihte ve toplumların hayatında önemli roller oynamıştır Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli gibi büyük mutasavvıflar yetişmiş ve bunlar toplum ahlakında etkili olmuşlardır Bugün bunlar yoktur Cumhuriyetin ilk yıllarında 1925 de Atatürk tarikatların merkezlerini kapatmıştır Yani dergahları, tekke ve zaviyeleri kapatmış ve tarikatların faaliyetlerini yasaklamıştır Bu sebeple Diyanet işleri Başkanlığında tarikatların da temsilcileri yoktur Tekke ve zaviyeleri kapatan kanun, devrim kanunlarından olup değiştirilmesi teklif edilemez

43 Cemaatler
''
Cemaat'' kelimesi, bir dine inanan insanların meydana getirdiği topluluk anlamına gelir ''Müslüman Cemaati'', ''Hıristiyan Cemaati'', ''Ermeni Cemaati'' (Ermeni kilisesine bağlı olanların topluluğu'' gibi Kelimelerin bu anlamı, geniş anlamdır Daha dar anlamda bir dinin mensuplarının küçük gruplara ayrılmasıdır
Aslında Türkiye'de cemaatlerin çoğu tarikatlara ait cemaatlerdir Bunların hemen hepsinin farklı dini yorumları vardır
Cemaatler, genellikle dine hizmet etmek için ortaya çıkarlar Bu amacı unutunca dini bütünlüğe zarar verir hale gelirler Tarikat ve cemaatler ülkenin bütünlüğüne ve dini bütünlüğe zarar getirmezlerse, bir zenginlik olarak görülebilir

5 DİNDE ZORLAMA YOKTUR

İslam dini, insanları zorla İslam’a sokmayı yasaklamıştır Çünkü imanın dil ile söylenirken kalp ile de tasdik edilmesi gerekir Zorlayarak Müslüman edilen kişi, dıştan Müslüman görülse de içten inkar eder; hatta İslam’a düşman olur Böyle bir kimsenin Müslümanlığı da geçerli olmaz
İslam akıl dinidir Aklını kullanan, gerekli bilgiyi edinen kişi, aklı yatarsa, düşünür, taşınır, Müslümanlığa geçer İslam önce düşünmeyi, sonra İslam’a girmeyi tavsiye eder Bundan dolayı Allah Kuran’da ''Dinde zorlama yoktur'' buyuruyor Hatta başka bir ayette Kuran, peygambere zorlayıcı olmadığını bildiriyor ''Sen, onlara zor kullanacak değilsin''
İslam tarihinde dinde zorlama olmamasının güzel örnekleri vardır: Hz Peygamber Mekke'yi fethetmeden önce, ömrü boyunca İslam düşmanlığının rehberliğini yapan birkaç kişinin ölüm Listesini ilan etmişti Bunların hemen hepsi kaçtı ve Mekke'nin fethinden sonra gelip af dilediler ve Hz Peygamber de onları affetti
İslamiyet bu hoşgörüsü sayesinde otuz sene gibi kısa bir zamanda üç kıtaya yayıldı Zorla Müslüman yapılan insanlar, en kısa zamanda geri dönerler Nitekim Sibirya'daki Yakut (Saka) Türkleri 18 yüzyılda Ruslar tarafından zorla Hıristiyanlaşmışlardır Şimdi onlar o dinden çıkmak istiyorlar
Demek ki zorlama ile dine adam kazandırmak hem doğru değil hem de İslam’ın esaslarına da aykırıdır

6 LAİKLİK, DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GARANTİSİDİR

Laiklik, devlet idaresi ile ilgili bir anlayıştır Laik devlet, inançlara ve dinlere eşit mesafede durması gerekir Laik devlet, dine karşı olamaz, dinsizliğe de cephe alamaz Bunun yanında, devletin tabanını oluşturan halkın inançlarına daha çok ilgi gösterir Laik devlet idaresinde çeşitli inançlara sahip vatandaşlar, resmen tanınır ve hak ettiği ilgiyi görür
Din ve vicdan özgürlüğü Anayasa ile güvence altına alındığından bu ilke toplumsal barışa da hizmet etmiş olmaktadır Bu da Laiklik ilkesinin bir gereğidir Laik devlet anlayışının özellikleri şöyle ifade edilebilir: Devlet işleri ile din işleri ayrıdır, birinin diğeri üzerine hakim olması uygun görülmemektedir
Devlet dünyevi ihtiyaçlara uygun gelecek bir yapıya göre yapılandırılmıştır
Din insanların manevi, ruhsal ihtiyaçlarını giderecek şekilde işlerini devam ettirir
Vatandaşların inanç, ibadet ve düşünce özgürlüğü devlet tarafından güvence altına alınmaktadır
Ateist (dine karşı) devlet anlayışı din özgürlüğüne karşı olduğu için, laik devlet anlayışına da karşıdır
Vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünü sağlayacak olan anlayış, Laik devlet anlayışıdır Bu hususu Atatürk gayet açık bir şekilde belirtmiştir:
''Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir Bütün yurttaşların vicdan, ibadet hürriyetlerini tamamıyla yerine getirmek (tekmil etmek) demektir''
Öyleyse laiklik, din ve vicdan özgürlüğünün garantisidir
Laiklik ilkesi ile, devlet idaresinde akıl ve bilimin verileri esas alınır; devlet milli egemenliği esas almayı öngörür Dini inanç ve duygularını istismar edilmesini önler
Sözlerimizi Atatürk'ün İslam dini ile ilgili iki sözü ile bitirelim: ''Bizim dinimiz, en makul, en doğal bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur''
'' İslam da özel bir sınıf yoktur Ruhaniliği reddeden bu din, tekelciliği kabul etmez''





Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:03.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz