PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > PaylaşTR Genel > İslam Dünyası > İslam Genel

farz,vacip,sünnet.....

İslam Genel
farz,vacip,sünnet....., farz,vacip,sünnet..... FARZ Farz, Allahu tealanın kelamı olan Kur'an-ı Kerim ile bildirmiş ve peygamberlerle açıklamış olduğu emir ve yasaklarına verilen bir fıkıh terimidir Farzların yapılma amacı, yaratılış sebebimizle bağlantılıdır Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (Zâriyat suresi, 56 ayet) Farzlar, mükellef olan müslümanların rahat, huzur, mutluluk, düzen-tertip, denge gibi unsurların tümünün temelini oluşturur Farzlar, Şeriatın temelleridir Farzları yapmayanlar, sorumlu tutulurlar Geçerli bir bahanede bulamazlar, muhakkak mahrum olacakları şeyler vardır (Allah muhafaza eylesin) ve farz,vacip,sünnet..... farz sünnet vacip, farz vacip sünnet, farz vacip sünnet nedir, farz vacip sünnet örnekleri, farz örnekleri, farza örnekler, sünnet olan ibadetler, vacip ile ilgili örnekler, vacip olan ibadetler, vacip olan ibadetler nelerdir, vacip olan şeyler, vacip örnekleri, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
26.04.08 21:05 Yazan: cemsevecen
farz,vacip,sünnet.....

Sponsorlu Bağlantılar

farz,vacip,sünnet.....


FARZ

Farz, Allahu tealanın kelamı olan Kur'an-ı Kerim ile bildirmiş ve peygamberlerle açıklamış olduğu emir ve yasaklarına verilen bir fıkıh terimidir

Farzların yapılma amacı, yaratılış sebebimizle bağlantılıdır

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (Zâriyat suresi, 56 ayet)

Farzlar, mükellef olan müslümanların rahat, huzur, mutluluk, düzen-tertip, denge gibi unsurların tümünün temelini oluşturur

Farzlar, Şeriatın temelleridir
Farzları yapmayanlar, sorumlu tutulurlar Geçerli bir bahanede bulamazlar, muhakkak mahrum olacakları şeyler vardır (Allah muhafaza eylesin)

Farzları yapanlar, dünya ve ahirette huzur, mutluluk ve barış içerisinde hayatlarını sürdürürler Kulluk görevlerini yerine getirerek Allah'ın emir ve yasaklarını uyguladıklarından dolayı bir sevinçle avunurlar Onun rızasını ümit ederler

32 Farz, Temel dini bilgilerin ve ibadetlerin farzlarını teşkil eden, iman şartları, islam şartları, namaz ve abdest meselelerini içeren farz topluluğudur

54 Farz, Genel olarak farzları ifade eden, ilim öğrenmekten, kalbi temiz tutmaya kadar, ölümü bilmekten, şeytanı düşman bilmeye kadar birçok konuda emredilen farz topluluğudur


Müslümanların en önemli görevi, farzları yerine getirmektir Bu farzları öğrenelim, öğretelim ve hatta anlayıp, anlatalım inşallah !

VACİP

Vacip, Lüzumlu, mecburi olan demektir

Fıkıkta, Yerine getirilmesi her müslüman için gerekli ve borç olup, yapılmadığı takdirde büyük günah olan Allah'ın emirleri Yapılması zannî delil ile belli olan Terki câiz olmayan Yapılması şer'an kat'i derecede bir delil ile sâbit olmamakla beraber, her halde pek kuvvetli bir delil ile sâbit bulunan şeydir

Vacip olan şeylerden bazıları:

* Bayram Namazları
* Vitir Namazı
* Kurban Kesmek
* Namazdaki vacipler


SÜNNET

Sünnetin sözlük anlamı, “yol, gidiş, tabiat, prensip, kanun” demektir Terim anlamı ise, Peygamber Efendimizin (asm) söz ve fiillerinin ve takrirlerinin tümü mânâsına gelir Takrir, bir konuda sükût etmekle o işi reddetmemek demektir Hadis-i Şerifler, âyetleri açıklarlar Âyetlerde kısa ve öz olarak beyan edilen İlâhî maksatları izah ederler Kuranda yer almayan bir konuda ise hüküm ortaya koyarlar

“Namaz kılın!” emri öz hâlindedir; ayrıntısı ise hadislere bırakılmıştır Namazların rekat sayıları, kılınma biçimleri âyette ayrıntıları ile verilmiş değildir O halde, sünnet olmasaydı, “Namaz kılın!” emri nasıl yerine getirilecekti? “Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de öyle kılın” Hadis-i Şerif

Aynı şekilde, “Zekât verin!” emrinin de tafsilatı ve teferruatı hadis-i şeriflerle sabit olmuştur

Nur Müellifi Bediüzzaman, hadis-i şerifler için “Kuranın birinci tefsiri” ifadesini kullanır Allah Resulünün (asm), Kuran âyetleri hakkında yaptığı açıklamalar “ilk tefsir” olduğu gibi, sorulan fıkhî sorulara verdiği cevaplar da ilk fetvalardır Keza, yaptığı içtihatlar da ilk içtihatlardır Allah Resulü (asm) ümmetine her hususta rehber olduğu gibi bu noktada da öncülük etmiştir

“İşittikleri haberi, Peygambere veya yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından hüküm çıkarmaya gücü yetenler, onun ne olduğunu bilirlerdi” (Nisa Sûresi, 83)

Her maksada farklı yoldan gidilir Zengin olmanın yoluyla, alim olmanın yolu birbirinden ayrıdır Birincisinde, ekonominin kendine has kurallarına harfiyen uyulacak ve bu sahada muvaffak olmuş kimseler taklit edilecektir İkincisinde ise, ilim sahasında söz sahibi zatlara talebe olunacaktır

İlâhî hakikatlere ermek de, ancak, bu sahanın yetkili ve vazifelisi olan zatların izinden gitmekle mümkün olabilir

“Hak ve hakikat, nübüvvet içindedir ve nebîler elindedir Dalâlet, şer ve hasâret, onun muhalifindedir” (Lemalar)

Sünnete tâbi olmayı Allah sevgisinin şartı olarak takdim eden bir âyet-i kerime: “De ki, Allahı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın Allah çok bağışlayan ve esirgeyendir” ( Al-i İmran Sûresi, 31)

Resulûllah Efendimiz (asm), Allahın sevdiği ve razı olduğu örnek insandır Ona uymayan kimsenin Allah sevgisi, sözde kalmaya mahkûmdur Hakikat bu iken, sadece âyetle amel etme vehmine kapılarak sünnetten yüz çevirmek, Allahın sevdiği zata benzemeyi terk etmek demektir

Bir insan, Kuran-ı Kerimi hadislerin ışığında değil de kendi fikriyle yorumlamaya kalkışırsa, ortaya çıkacak yol Allah Resulünün (asm) değil, o adamın şahsî yolu olacaktır Bu yolun ise nereye çıkacağı bellidir

Kuranı anlamaktan maksat onu yaşamak ve yaşatmaktır Bu noktada, en büyük rehber Allahın Resulüdür (asm) Bu gerçeği bizzat Kuran âyetlerinden okuyalım:

“Peygamber size neyi verdiyse onu alın, Ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının Allahtan korkun, çünkü Allahın azabı çetindir” ( Haşir Sûresi , 7)
“O, kendiliğinden konuşmaz Onun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir” (Necm Sûresi, 3-4)
“Kim Resule itaat ederse, Allaha itaat etmiş olur” (Nisa Sûresi,80 )

İttiba-ı sünnet denilince, Allah Resulünün (asm) izinden gitmeyi ve böylece her konuda istikamet üzere olmayı anlıyoruz

Şimdi, kendi nefsimize şu soruyu soralım: Bir mümin, asr-ı saadete kavuşsaydı ne yapacaktı? Elbette ki, Allah Resulünü (asm) her hususta adım adım takip edecekti Öyle değil mi?

İşte bugün, Onun (asm) sünnetlerine harfiyen uymak da aynı mânâyı taşır

Nur Külliyatında, sünnetler üç ana guruba ayrılır: “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür: Akvali, efali, ahvalidir” ( Lemalar)

Demek oluyor ki, Resulullah Efendimizin (asm) o mukaddes sünnetleri, “mübarek lisanından dökülen nurlu cümleler” “icra ettiği işler” ve “hâliyle insanlık âlemine sergilediği örnek ahlâk”tan oluşuyor

Bir Müslüman, O Nebiler Nebisini (asm) taklit etmeğe, farzlardan başlar Allahın emirleri farz olmakla birlikte, Allah Resulünün (asm) onları işlemesi cihetiyle, aynı zamanda sünnettirler Yani, Allahın emirlerine harfiyen uyan ve yasaklarından hassasiyetle kaçınan bir mümin, sünnetin farz kısmını yerine getirmiş olur

Farzları yerine getiren bir mümin, manevî terakkisini nafile ibadetlerle sürdürür Nafile denilince, farz ve vacip dışında kalan ibadetler anlaşılır

Namazların sünnetleri nafile ibadet gurubuna girdiği gibi, kuşluk namazı, tahiyye-i mescit namazı, gece namazı gibi nice nafile ibadetler de vardır

“Âdât-ı hasene” ise, Allah Resulünün (asm) yeme, içme, oturma gibi beşerî fiilleridir Bunların her biri, insanlar için güzel birer örnektir Bir mümin, adet olarak her gün icra ettiği bu gibi işleri, Allah Resülünün (asm) yaptığı şekilde yapmaya çalışırsa, ayrı bir feyiz kaynağı daha bulmuş ve dünya işlerinde bile huzuru yakalama imkânına kavuşmuş olur

“Sünnet-i Seniyyeye ittibaı kendine adet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevapdar yapabilir” ( Lemalar)

Ahval grubuna giren sünnetlere gelince, bunlar “takvadan, muhabbetten, güzel ahlâkın bütün şubelerinden, insanî seciyelerin en üstünlerinden ve beşerî karakterlerin en sağlamlarından” örülmüş ve dokunmuş muhteşem bir tablo teşkil ederler

Kalbin Allah sevgisi ve Allah korkusuyla dolu olması da hâl grubuna giren sünnetlerdendir

“İçinizde Allahı en çok seven benim Ve Ondan en fazla da ben korkarım” Hadis- Şerif

MÜSTEHAP

Müstehap, Sevilmiş şey Yapılması sevaplı olan

Fıkıhta, Peygamber efendimizin (sav) bazen yapıp bazen terkeylediği şeydir Farz ve vacibin dışındaki sevaplı iş, sevap olduğu bilinen iş Nafile, mendub, fazilet, tatavvu, edeb namları da verilir

Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
26.04.08 21:07 Yazan: cemsevecen

MÜBAH
İşlenmesinde sevab ve günah olmayan şey

Fıkıhta, Yapılması ve yapılmaması şer'an câiz bulunan şey (Yemek, içmek, uyumak gibi)

MEKRUH
İğrenç, nahoş görülen şey

Fıkıhta, Şeriatın haram etmediği, fakat zaruret olmadan yapılmasına izin vermediği, zanna dayanan delil ile işlenmesi caiz olmayan iş

Mekruh olan şeylere Mekruhat denir

Mekruhlar iki çeşittir:

1) Tahrimen Mekruh

(Vâcibin zıddı) Harama yakın iş olup, zannî delil ile olan nehiydir
Harama yakınlığından dolayı, sert mekruhta denebilir Ayakta tuvaletini yapmak, vacipleri terketmek, sünnetleri bilerek terketmek gibi

2) Tenzihen Mekruh

Nehyine dair şer'î bir delil olmamakla beraber işlenmesi kerih görülen iş (Helâle yakın iş)
Helale yakınlığından dolayı tahrimen mekruhtan daha zayıf bir mekruhtur Buna da hafif mekruh denebilir

İki mekruhla karşılaşıldığı zaman hafif olanı tercih edilir Örneğin namaz içerisinde okunan surelerin diziliş sırası da önemlidir İkinci rekatta okunan sure, birinci rekatta okunan sureden (diziliş sırasına göre) aşağısında olmalıdır Bunun tersi tahrimen mekruhtur

Birinci rekatta son sûre olan NAS SURESİ okunduğu taktirde, nas suresinden sonra başka sure bulunmadığı için (yukarısını okumak) tahrimen mekruh olmaktadır Fakat iki rekatta da aynı sureyi okumak tenzihen mekruhtur Böyle bir durumla karşılaşılırsa, ikinci rekatta da NAS SURESİ okunur

HARAM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler Helâlin zıddı olan şey

Haramlar iki çeşittir:

1) Lİ-AYNİHÎ HARAM

Herkes için haram olan şey



2) Lİ-GAYRİHÎ HARAM

Aslında helâl olup, başkasının hakkı olduğu için veya neticeleri itibarı ile haram olan şey Meselâ cuma namazı esnasında ticaret yapmak gibi


MÜFSİD

İfsad eden, fenalaştıran Bozan anlamlarındadır Başlanmış ibadeti bozan şeydir

16.04.10 22:12 Yazan: Ayışığı

Allah razı olsun

 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 12:59.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz