PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > GENEL KÜLTÜR > Genel Tarih

ERMENİ MESELESİ (1915-Tehcir)

Genel Tarih
ERMENİ MESELESİ (1915-Tehcir), ERMENİ MESELESİ (1915-Tehcir) ERMENİ MESELESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE TEHCİR KARARININ ALINMASI Osmanlı Devleti’nin “Millet-i Sadıka” ünvanını alacak kadar sadık ve güvenilir tebaası olan Ermenilerin, I Dünya Savaşı sırasında iç güvenlik gerekçesiyle Osmanlı sınırları içerisindeki daha güvenli bölgelere tehcir edilmesi ve tehcir sırasında meydana gelen trajik olaylar bugün hala uluslararası arena da tartışma konusudur Ermeniler daha önceki Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlı hâkimiyeti altına da çok fazla direnmeden girmişlerdir Hiç şüphesiz Ermenilerin Osmanlı’ya çok fazla direnmemelerinde ve ERMENİ MESELESİ (1915-Tehcir) 1915 ermeni hareketleri, 1915 ermeni meselesi, 1915 ermeni olayları slayt, 1915 ermeni sorunu, ermeni meseleleri ve tehcir, ermeni meselesi 1915, ermeni meselesi slayt, ermeni meselesi ve tehcir, ermeni meselesi ve tehciri, ermeni sorunu 1915, ermeni tehçiri slayt, tehcir meselesi, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
13.07.06 08:22 Yazan: ugurcan1071
ERMENİ MESELESİ (1915-Tehcir)

Sponsorlu Bağlantılar

ERMENİ MESELESİ (1915-Tehcir)


ERMENİ MESELESİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE TEHCİR KARARININ ALINMASI

Osmanlı Devleti’nin “Millet-i Sadıka” ünvanını alacak kadar sadık ve güvenilir tebaası olan Ermenilerin, I Dünya Savaşı sırasında iç güvenlik gerekçesiyle Osmanlı sınırları içerisindeki daha güvenli bölgelere tehcir edilmesi ve tehcir sırasında meydana gelen trajik olaylar bugün hala uluslararası arena da tartışma konusudur

Ermeniler daha önceki Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlı hâkimiyeti altına da çok fazla direnmeden girmişlerdir Hiç şüphesiz Ermenilerin Osmanlı’ya çok fazla direnmemelerinde daha önce hâkimiyeti altına girdikleri Türk-İslam devletlerinde gördükleri, hoşgörü, özgürlük ve adil yönetim onların Osmanlı yönetimine girmelerini kolaylaştırmıştı
Ermenilerle yakın ilişki kuran Osmanlı Devleti özellikle Ermenilerin dinsel inançlarına da oldukça hoşgörülü davranmıştır 1326’da merkezi Kütahya’da bulunan Gregoryen Ermeni Kilisesi, Başkent olan Bursa’ya taşınmıştır İstanbul’un fethinden sonra ise Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Rum Patrikliği’nden bağımsız bir Ermeni Patrikliği kurulmasına izin vermiştir İstanbul’da kurulan Ermeni Patrikliği Osmanlı sınırları dahilinde en yüksek dini kurum haline gelmiştir Bu kurum imparatorluk dahilindeki tüm Ermenilerin hem dini hem de dünyevi işlerini düzenlemiştir

Patrikliğin kurulmasıyla birlikte cemaat yapıları ve dinsel yaşamlarında geniş hak ve özgürlüklere kavuşan Ermeniler uzun süre Osmanlı sınırları dahilinde güven içinde yaşamışlardır Ermeniler, “Ermeni Sorunu”nun uluslararası bir boyut kazandığı 1878 Berlin Antlaşması’na kadar Osmanlı Devleti içinde huzur içinde yaşamışlardır
Ekonomik, siyasal ve dinsel açıdan büyük imkanlara sahip olarak yaşayan Ermenilerin bir sorun haline gelmeleri 19 yüzyılın başlarına kadar gider 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Osmanlı sınırları içinde yaşayan Ortodoks tebaa üzerinde koruyuculuk elde eden Ruslar, bu tarihten itibaren Ortodoksları Osmanlı Devleti’nin aleyhine sürekli kışkırtmaya başlamıştır Ruslar Balkanlar’daki Ortodokslarla birlikte doğudaki Ermenileri de kışkırtmaya başlamıştır Rusya 1816’da Moskova’da “Ermeni Şark Dilleri Enstitüsü’nü kurmuştur 1826-1829 yılları arasında İran’la giriştiği mücadeleyi kazandıktan sonra ise Revan ve Nahçıvan Hanlıklarını birleştirerek Ermeni Vilayeti’ni kurmuştur

19 yüzyılın başlarında Rusya Ermeniler için bir vilayet kurarak onlar üzerindeki kontrolünü arttırmaya çalışırken, bir yandan da Ermeniler üzerinde dinsel açıdan egemenlik kurmaya çalışmıştır Ancak 19 yüzyılda Osmanlı Hıristiyanları üzerinde hakimiyet kurmak isteyen sadece Rusya değildi Fransa ve İngiltere de Osmanlı İmparatorluğu içindeki azınlıklar üzerinde egemenlik kurmaya çalışmaktaydı İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Ermenileri üzerindeki bu mücadelesi sonucunda Ermeniler dinsel açıdan üç farklı mezhebe bölünmüşlerdir Ortodoks Ermeni Kilisesi’nin yanı sıra, Fransız Katolik misyonerlerinin çabaları sonucu 1831’de Ermeni Katolik Cemaati, İngiliz Protestan misyonerlerinin çabaları sonucunda da 1850’de Ermeni Protestan Cemaati kurulmuştur Bu tarihten itibaren üç büyük devletin her biri kendi mezheplerine mensup Ermenileri destekleyerek Osmanlı Devleti iç işlerine karışmaya başlamışlardır
Ermenilere destek veren Avrupalı Devletlerin müdahalelerine son vermek isteyen Osmanlı Devleti 1863 yılında “Ermeni Milleti Nizamnamesi”ni ilan etmiştir Bu nizamnameyle Ermeniler geniş özgürlükler elde etmişler ve siyasal, sosyal ve dini konularda karar verme yetkisini kazanmışlardır
Avrupalı Devletlerin Osmanlı Ermenileri üzerindeki iktidar mücadelesi 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında doruğa çıkmıştır Rusya’nın galibiyetiyle sonuçlanan savaş sonrasında Ayastefanos’ta devam eden barış görüşmeleri sırasında Ermeni Patriği Nerses, Rus Murahhas Heyeti Başkanı Grandük Nikola ile görüşerek anlaşmaya Ermenilerle ilgili bir madde koydurmaya muvaffak olmuştur Türk delegasyonunun karşı çıkmasına rağmen 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlaşması’na Ermenilerle ilgili şu hüküm eklenmiştir:
“Madde 16- Ermenistan’da, Doğu Anadolu’da Rus işgalinde bulunan Türkiye’ye geri verilecek olan toprakların Rus askerlerince boşaltılması, oralarda iki devletin (Türkiye ile Rusya’nın) iyi ilişkilerine zarar verebilecek, karışıklıklara yol açabileceğinden, Bâb-ı Âli, Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde yerel durumun gerektirdiği iyileştirmeleri ve reformları zaman yitirmeden gerçekleştirmeyi ve Kürtler ile Çerkezlere karşı Ermenilerin güvenliğini sağlamayı üzerine alır”

Rusya’nın Ayastefanos Antlaşması ile Akdeniz’e inmek için büyük bir fırsat yakalaması üzerine Uzak Doğu’daki çıkarları tehlikeye giren İngiltere, Doğu Anadolu’daki toprakların Rusya’nın eline geçmesini engellemeyi amaç edinen bir politika takip etmeye başladı İngiltere’nin Ayastefanos Antlaşması’na itirazı üzerine toplanan Berlin Kongresi’nde Ayastefanos Antlaşması’nın maddeleri tadil edilmiştir Onun yerine imzalanan Berlin Antlaşması’nın 61 maddesinde Ermenilerle ilgili olarak şu karara varılmıştır:
“Bâb-ı Âli, Ermenilerle meskun vilayetlerde mahalli ihtiyaçların lüzum gösterdiği tensikat ve ıslahtı vakit geçirmeksizin tatbik etmeyi ve Çerkezlerle Kürtlere karşı oraların güvenliğini temin etmeyi deruhte eder Bâb-ı Âli bu yoldaki tedbirlerini onların tatbikine nezaret edecek büyük devletlere muayyen zamanlarda bildirecektir

Berlin Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti Ermenilerle ilgili ıslahat çalışmalarını oldukça ağırdan almıştır Zaten 1880’lerde Asya, Avrupa ve Afrika kıtasında yaşanan gelişmeler Ermeni Meselesi’nin Avrupalı Devletlerin gündeminden uzaklaşmasına neden olmuştur Çoğu Türkiye dışında yaşayan ve Türk düşmanı kuruluşlar ve devletlerle ilişkide olan bir grup Ermeni ileri geleni Ermeni Meselesi’ni tekrar Avrupalı Devletlerin gündemine taşımak için, kanlı terör faaliyetlerine başlama kararı aldılar Bu ortamda milliyetçi Ermeni dernekleri ilk olarak Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurulmuştur Ancak bağımsızlık amacıyla kurulan bu örgütlerin en etkililerinden ikisi Hınçak ve Taşnaksutyun’dur
1887 yılında Osmanlı topraklarına hiç ayak basmamış ve Marksist teoriye inanan Ermenilerin oluşturduğu bir grup, Hınçak Partisi’ni kurmuşlardır Bu partinin amacı Türk Ermenilerini kurtarmak burayı Rus ve İran Ermenistan’ı ile birleştirerek bağımsız bir Ermenistan kurmaktır
Hınçak Partisi’nin kurulmasından 3 yıl sonra 1890’da Tiflis’te Taşnaksutyun Komitesi kurulmuştur Taşnaksutyun Komitesi de bağımsız bir Ermenistan kurulması amacıyla çalışmalarına başlamıştır Bu komite nihai hedefe ulaşmak için her türlü yola baş vurma kararı almıştır

1890 yılından itibaren Hınçak ve Taşnaksutyun Komiteleri önderliğindeki Ermeniler Avrupalı Devletlerin de desteğiyle birçok yasa dışı eylem ve isyan tertiplemiştir Bu eylemlerin ilki Haziran 1890’da Erzurum’da çıkan isyandır Bunu Temmuz ayındaki Kumkapı Ermeni Kilisesi’nde çıkarılmaya çalışılan isyan teşebbüsü izlemiştir Ermeniler 1894 ve 1895’te Sasun ve Zeytun ile Van bölgelerinde çıkarttıkları büyük çaptaki isyanlar ile faaliyetlerine devam etmişlerdir 1895 Eylül’ünde Ermeniler seslerini duyurabilmek için Bâb-ı Âli’ye yürümüşler ve çıkan olaylar zorlukla bastırılabilmiştir Ermenilerin bu dönemde yaptıkları en önemli faaliyet, Ağustos 1896’da İstanbul Osmanlı Bankası’nı basmaları olmuştur Bu olay Türk halkı arasında büyük tepkilere neden olmuş, çıkan olaylar güçlükle bastırılabilmiştir

1896’daki bu girişimden sonra Ermeni Meselesi büyük devletlerin daha az önem verdikleri bir konu haline geldi Avrupalı devletlerin bu dönemdeki Girit isyanı ve Türk Yunan Savaşı, 1898’de İngiltere ile Fransa arasında Faşoda Krizi, 1904’te yine İngiltere ve Fransa arasında yaşanan sömürgelerle ilgili problemler ve 1905’te Uzak Doğu’daki Rus-Japon Savaşı’na yönelen dikkatleri Ermeni Meselesi’ne verdikleri önemin azalmasına neden olmuştur Ayrıca II Meşrutiyet’in ilanından sonra yaşanan özgürlük ortamında tüm diğer azınlıklar gibi Ermenilerin de temsil hakkını elde etmeleri Ermeni olaylarının azalmasında etkili olmuştur

Mevcut siyasi ortamın Ermeni Meselesi’ni gündemden uzaklaştırmasına rağmen Ermeni Kilisesi’nin ve komitecilerinin faaliyetleri bu ortamda azalarak da olsa devam etmiştir Ermenilerin giriştiği diğer bir isyan hareketi ise 31 Mart İsyanı’nın karışık siyasi ortamında patlak veren Adana Olayları’dır 31 Mart İsyanı’nın hemen ertesi günü Ermeniler Adana’da Müslümanları katletmeye başlamışlardır İsyan askeri birliklerle bastırılmış ancak Avrupalı Devletlerin müdahalesinden çekinilmesi sonucu isyancılara çok fazla dokunulmamıştır

Osmanlı Devleti’nin 1911’de Trablusgarb, 1912 ve 1913’teki Balkan Savaşları’nda uğradığı askeri başarısızlıklar Rusları ve onların desteklediği Ermenileri daha da cesaretlendirmiştir Osmanlı Devleti’nin dağılmak üzere olduğunu gören ve harekete geçmek için fırsat kollayan Rusya 12 Kasım 1912’de Osmanlı Devleti’ne bir nota vererek “Ermenilerin Rusya ile birleşmek istediklerini” belirtmiş, Ermeniler ile ilgili yapılması kararlaştırılan ıslahatın derhal başlanmasını istemiştir Ancak I Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine bu ıslahat hareketlerine başlanması mümkün olmamıştır

I Dünya Savaşı’nın yaklaşması üzerine, Rus işgali altında bulunan Doğu Anadolu vilayetlerindeki Ermenilerden binlercesi, Türkiye’ye karşı savaşmak maksadıyla silahlanmaya başlamıştır Bu Ermenilerin bir kısmı Rus idaresindeki Ermenilerle birlikte o sıralarda Ruslar tarafından tanzimine girişilen “Ermeni Birlikleri”ne katılarak askeri eğitim almaya başladılar Ruslar, Türkiye’ye karşı yapacakları harpte Ermeni öncü birliklerine en güvenilir adamları olarak vazife verecek ve onların Müslümanları katletmesine ses çıkartmayacaktı

Ermenilerin Ruslardan aldıkları silah ve para yardımı ile isyana hazırlandıkları Osmanlı makamlarınca haber alınmıştı Kafkasya’daki Üçüncü Ordu’ya mensup birlik komutanları durum hakkında acil raporlar göndererek ne tür tedbirlerin alınması gerektiği konusunda emir beklemişlerdir Durumun farında olan Üçüncü Ordu birlikleri, Sarıkamış harekatı nedeniyle Ermenileri sıkı bir şekilde kontrol altında tutamamış, bu sayede de Ermeniler Ocak 1914’te Kayseri’de başlayan ve 1915 Nisan’ında Zeytun ve Van’a yayılan isyanlarıyla her tarafı talan etmişler, yolları kesip, köprüleri tahrip etmişlerdir Bununla da yetinmeyen isyancılar askeri birliklerin ikmal yollarını kesmeye teşebbüs etmişlerdir
Ermenilerin giriştikleri bu eylemlere rağmen Osmanlı Hükümeti, Ermenileri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve Ruslara yardımlarını engellemek için önce Dahiliye Nazırı Talat Paşa’yı sonra da Başkumandan Vekili Enver Paşa’yı Ermeni Patriği ve diğer ileri gelenleriyle görüştürmüş ancak bu görüşmelerden bir sonuç çıkmamıştır Ermenilerin isyanlarına devam etmeleri üzerine hükümet 24 Nisan 1915’te vilayetlere ve mutasarrıflıklara gönderdiği gizli bir talimatnameyle Ermeni komite merkezlerinin kapatılmasını, evraklarına el konulmasını ve komite elebaşlarının tutuklanmasını istemiştir Yapılan tutuklamalara rağmen Ermenilerin Ruslara yönelik yardımları devam etmiş, Van ve çevresinde Ermeni isyanı giderek büyümüştür

Bu durum üzerine Başkumandan Vekili Enver Paşa 2 Mayıs 1915’te Dahliye Nazırı Talat Paşa’ya şu yazıyı yollamıştır:
“Van gölü etrafında ve Van Vilayeti’nce bilhassa ma’lum olacak mevaki-i muayenedeki Ermeniler isyan ve irtihal için daimi bir ocak halindedirler Bu halkın oradan kaldırılarak isyan yuvasının dağıtılması fikrindeyim
…Ruslar 7 Nisan’da hudutları dahilindeki Müslüman ahaliyi çıplak bir halde hududumuz dahiline sürdüler Hem buna mukabele-i bilmisil olmak ve aynı zamanda yukarıda söylediğim maksadı hasıl etmek üzere, ya merkum Ermenileri ve ailelerini Rusya hududu dahiline sürmek, yahut merkum Ermenileri ve ailelerini Anadolu dahiline muhtelif yerlere dağıtmak lazımdır Bu iki şıktan münasibinin intihabı ile icrasını rica ederim Bir mahsur yoksa ussat ailelerini isyan merkezlerini hudud haricine sürmeyi ve onların yerine hudud haricinden gelen İslam halkı yerleştirmeyi tercih ederim”

Bunun üzerine Talat Paşa sorumluluğu tek başına üstlenmemek için 13 Mayıs 1331 (26 Mayıs 1915) tarihinde Ermeni tehciri ile hazırladığı tezkereyi Sadarete göndermiştir Bundan bir gün sonra çıkarılan “Vakt-i Seferde İcraat-i Hükümete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-ı Muvakkat”a göre kolordu ve fırka kumandanlarına savaş sırasında memleketin savunulmasına ve güvenliğin sağlanmasına karşı çıkanlara ve hükümetin emirlerine karşı gelenlere, silahlı saldırı ve direnişte bulunanlara karşı silahlı önlem alma ve onlara yok etme yetkisi verilmekteydi Yine bu kanunla vatana ihanet ettikleri ya da casusluk yaptıkları anlaşılan köy ve kasaba halkının, tek tek veya toplu halde başka yerlere sevki mümkün olabilecekti

13 Mayıs 1331 (26 Mayıs 1915) te Talat Paşa tarafından Meclis-i Vükela’ya gönderilen tezkere 30 Mayıs 1915’te kabul edilmiştir Buna göre:
“Menatık-ı harbiyeye civar mahallelerde sakin Ermenilerden bir kısmının hudud-u Osmaniyeyi a’da-yı devleti karşı muhafaza ile meşgul olan ordu-yu humayun’un harekatını tas’ib ve erzak ve mühimmat-ı askeriyeye nakliyatını işgal ve düşman ile tevhid-i amal ve ef’al ve bi’l-hassa sufuf-i a’daya iltihak ve memleket dahilinde kuva-yı askeriyeye ve ahali-i ma’sumeye müsellahan taarruz ve şuhur ve kasabat-ı Osmaniye’ye tasallut ile katl’ ve nehb ü garete ve düşman kuva-yı bahriyesine erzak tedariki ile mevaki-i müstahkemeyi ira’eye cür’etleri bu gibi anasır-ı ihtilaliyenin saha-i harekattan uzaklaştırılmasını ve usata üssü’l-harekat ve melce’ olan köylerin tahliyesini icap ederek bu babda bazı güna icraata başlanıldığı…” belirtilmiş ve sevk edilecek Ermenilerin mallarıyla da ilgili bir beyanname yayınlanmış, oluşturulacak komisyonlar aracılığıyla bu malların tespitinin yapılması kararlaştırılmıştır

Meclis-i Vükela’nın tehcir kararını almasından bir hafta önce Talat Paşa, Dördüncü Ordu komutanlığına gönderdiği telgrafta tehcire tabi tutulacak vilayetleri belirlemiştir Buna göre, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetleri, Maraş şehir merkezi hariç olmak üzere Maraş Sancağı, Halep vilayetinin merkez kazası hariç olmak üzere İskenderun, Belen, Cisr-i Şungur ve Antakya kazası, Adana, Sis ve Mersin şehir merkezleri hariç olmak üzere Adana, Mersin, Sis ve Cebel-i Bereket sancakları tehcire tabi tutulacak bölgelerdir Aynı telgrafa göre Erzurum, Van ve Bitlis vilayetinden çıkarılan Ermeniler, Musul vilayetinin güney kısmı ile Zor sancağına ve merkez hariç olmak üzere, Urfa sancağına yerleştirileceklerdi Adana, Halep ve Maraş civarından çıkarılan Ermeniler ise, Suriye vilayetinin doğu kısmı ile Halep vilayetinin doğu ve güneydoğusuna hükümetin tayin ettiği yerlere nakledilecekti

Ermeni isyan hareketlerinin Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yayılması üzerine Ermenilerin iskan edilecekleri bölgelerin alanı 22 Haziran 1331 (5 Temmuz 1915) tarihli düzenlemeyle genişletilmiştir Bu düzenlemeye göre Adana, Erzurum, Bitlis, Halep, Diyarbakır, Suriye, Sivas, Trabzon, Elazığ, Musul vilayetleriyle Adana Emval-i Metruke Komisyonu Başkanlığı’na ayrıca Zor, Maraş, Canik, Kayseri ve İzmit mutasarrıflıklarına gönderilen tebligatla Ermenilerin iskan edilecekleri bölgeler genişletilmiştir
Yapılan bu düzenlemelerden sonra hükümet gerekli gördüğü bölgelerde değişik tarihlerde tehcir uygulamasına başvurmuştur

Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 11:34.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz