PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > GENEL KÜLTÜR > Genel Tarih

Eski Yunan Astronomisi

Genel Tarih
Eski Yunan Astronomisi, Eski Yunan Astronomisi Yunan Astronomisi - Eski Yunan Astronomisi Eski astronomi Çin’de hükümdarların yönetiminde, Babil ve Mısır’da din adamları tarafından geliştirilmiş olup daha çok gözleme dayanıyordu Olayların nedenlerini araştırmayan Çin’liler alışılmış düzenin dışında bir olayla karşılaşınca bunları doğa üstü güçlere bağlıyorlardı Babil’liler ve özellikle de Mısır’lılar gökyüzü sisteminin ya da evrenin tanrılar tarafından idare edildiğine inanıyorlardı Ancak her üçünde de gerek gök cisimleri, gerekse takvimin esasını oluşturan astronomik olaylar: • Güneşin ve ayın görünen konum ve Eski Yunan Astronomisi antik yunanda astronomi, eski yunan astronomi, eski yunan astronomisi, eski yunanda astronomi, eski yunanlı astronom, eski yunanlılarda astronomi, hint astronomisi, sinodal ay, sinodal ay sideral ay, yunan astronomisi, yunanlıların astronomiye katkıları, yunanlıların bilime katkıları, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
26.05.10 17:23 Yazan: xSABAHLAROLMASINx
Eski Yunan Astronomisi

Sponsorlu Bağlantılar

Eski Yunan Astronomisi


Yunan Astronomisi - Eski Yunan Astronomisi



Eski astronomi Çin’de hükümdarların yönetiminde, Babil ve Mısır’da din adamları tarafından geliştirilmiş olup daha çok gözleme dayanıyordu Olayların nedenlerini araştırmayan Çin’liler alışılmış düzenin dışında bir olayla karşılaşınca bunları doğa üstü güçlere bağlıyorlardıBabil’liler ve özellikle de Mısır’lılar gökyüzü sisteminin ya da evrenin tanrılar tarafından idare edildiğine inanıyorlardı

Ancak her üçünde de gerek gök cisimleri, gerekse takvimin esasını oluşturan astronomik olaylar:
• Güneşin ve ayın görünen konum ve hareketleri
• 5 gezegen ile ilgili olarak sürekli ve iyi yapılan gözlemler

Yunan’lılar ise başlangıçta Kendileri gözlem yapmamışlar MÖ 6yy’da gözlem verilerini Mısır ve Babil’lerden alarak Yunanistan’a getirmişler Bu gözlem verilerine dayanarak olayları ve bunların nedenlerini düşünceye dayalı bilimsel yöntemlerle araştırmaya başlamışlar Böylece öncelikle Babil’lere ait bilgileri genişleterek yavaş yavaş bilimsel bir temele oturtmuşlar ve bugünkü anlamda astronominin temelini oluşturmuşlar Dine bağlı kalmadıklarından dolayı yöntemleri genellikle doğrudur

En büyük yenilikte Arz’ın küre şeklinde düşünülmesidir Hint’liler bunu Yunan’lılardan almıştır

Arz küre şeklinde ve evrenin merkezindedir Ve gezegenlerin ( güneş, ay ve 5gezegen ) arz merkezli dairesel yörüngeler yada küreler üzerinde hareket ettikleri öngörülüyordu Bu küreler maddesel değil, saydamdır Açıklayamadıkları olaylar için yeni küreler ortaya koymuşlar

Her kürenin bir dönme ekseni var ve bu eksen komşu küreye bağlıdır O da başka bir küreye bağlıdırEn dış kürede delikler var Bu kürenin dışında da ateşler bulunmaktadır Deliklerden gözüken ateş yıldızlardır

Eski Yunan astronomları hem filozof hemde matematikçi idi Böylece Yunan astronomisi filozofların kurdukları okullarda gelişmiştir Bu okullarda felsefenin yanında müzik, edebiyat mantık ve matematik dersleri yapılıyordu Astronominin de okutulup araştırıldığı bu okullarda din adamı olmayan filozoflar kendilerine özgü bir düşünce sistemi kurarak öğrencileriyle birlikte belli bir yerde bu düşüncelerini geliştirip görüşlerini açıklarlardı Kendilerinden sonraki öğrencileri ve onlarında öğrencileri çalışmalarını aynı doğrultuda sürdürdüler Bu okullar genellikle onu kuran filozofların adıyla yada bulundukları kentin adıyla anılırdı

Astronomi sözcüğü ilk olarak MÖ14yy’da ORPHEUS tarafından kullanılmış
İlk kez MÖ40 yılında DIODORUS astrolojiyi yıldız falında kullanmış

THALES MÖ 625 – 545

Miletos’lu İlk felsefe okulunu kurdu İlk Yunan astronomudur
MÖ 585 yılında gerçekleşen güneş tutulmasını önceden tahmin etmiş fakat arzın düz olduğunu düşündüğünden ay ve güneş tutulmalarının nedenlerini bilememiş

Görüşü Arz tepsi gibi disk şeklindeBu disk sonsuz Gerek derinliği, gerekse genişliği sınırsız bir su üzerinde yüzüyor Bu tepsi şeklindeki arz evrenin merkezinde ve gök kubbenin en üst noktasının altında bulunuyor Bu gök kubbenin deniz içinde temelleri var Batıdan batan bir yıldız suyun altından hareketle doğudan doğuyor

PYTHAGORAS MÖ580 – 500

Samos’lu Okulunda felsefe, mantık, müzik, astronomi okutulurdu İlk evren fikri bu okulda oluşmuş

Görüşü Evren çok iyi organize olmuş matematik kurallara sahip bir sistem İlk küre fikrini geliştirmiştir Arz uzayın içinde izole bir durumda, küre şeklinde ve evrenin ortasında bulunuyor Arzın ekseni çevresindeki dönüşü gündüz ve geceyi oluşturur Böylece dönü ve dolanım olarak iki hareket biliniyordu Gezegenler arzın çevresinde dolanıyor

ANAXAGORE MÖ500 – 428

İyonya okulu filozofudur Perikles ve Sokrates Anaxagore’nin derslerini dinlemişler

Görüşü Arz ve ayın düz olduğunu, gezegenlerin ise uzayda hareket eden ve kendileri ışık vermeyen çakıl taşları gibi cisimler olduğunu varsaymıştır Tutulmaları bir gölge olayı olarak açılkıyor Güneşin aydınlattığı arzın gölge konisinden ay geçtiği zaman tutulacak Böylece astronomik bir olayın gök cisimleri arasındaki belirli bir ilişki ile açıklanmasını içeren bir kuram ortaya atıyor


PLATON MÖ 428 – 347

Atina’lı Sokrates’le karşılaştıktan sonra felsefeye yönelmişAtina’da kurduğu okula Akademi adı verilmiş Okulunun kapısına “Geometri Bilmeyen Bu Kapıdan Girmesin” yazdırmış Bu okulda Pythagaros’un sistemi geçerlidir Platon’a göre evren küreseldir ve merkezinde arz bulunur Ayrıca gök cisimlerinin hareketleri ve hareketlerindeki düzensizlikler incelenmiş ve gezegenlerin küreler üzerinde bulunan dairesel yörüngelerde dolandıkları bulunmuş


EUDOXOS MÖ 409 – 365

Cnide’li (Knidos) Platon’un öğrencisi Geometri ile uğraşmış

Gezegenlerin düzensiz hareketlerini matematiksel olarak düzgün küresel katmanların üzerindeki hareketin bileşkeleri olduğunu öngörmüştür Bunların hem eksenleri, hem de dolanım periyotları farklı fakat küresel katmanları birbirine bağlı (güneş, ay, merkür, venüs, mars, jupiter, satürn) her birine ait birer katman var ve hareketlerindeki düzensizlikleri düzenlemek için her birine küreler eklenmiş Eklenen küreler sırası ile 3-3-4-4-4-4-4 dır

Bu yedi katmana bağlı 26 küre var Ayrıca arz merkezinde de yedi küre bulunmaktadır Bu küreler Jupiter, Satürn, Ay ve Güneşin gözlemsel verilerini doğru bir şekilde açıklıyor Merkür, Venüs ve Mars uygunsuzluklar gösteriyor Bunun üzerine aynı okuldan KALLIPOS 30 yıllık çalışmadan sonra Güneş ve ay için birer, Merkür, Venüs ve Mars için ikişer küre eklemiş Bu küreler maddesel değil, matematikseldir


HERACLEIDES MÖ 4YY

Pontus’lu Platon ve Aritotales’in öğrencisidir
Görüşü Evrenin merkezinde bulunan arz kendi ekseni çevresinde dönerek günlük hareketlerini yapıyor Ve bu nedenle yıldızlar doğup batıyor

Evren sınırı olmayan sonsuz bir sistem Arzın çevresinde güneş bulunuyor Güneşin çevresinde de gezegenler dolanıyor Gezegenlerin yörüngelerinin merkezi, güneşin yörüngesi üzerinde bulunuyor Bu sistem bazı olayları açıklayabilir Örneğin Merkür ile Venüs’ün daima Güneş’in yakınında bulunması gibi

Ayrıca Merkür ve Venüs’ün arza yakın veya uzak olması bu sisteme göre açıklanıyor Bu uzaklık parlaklıklardan anlaşılıyor


ARISTOTALES MÖ 384 – 322

Ege denizinin kuzeyinde Stageria’da doğmuş Bu bölgeye İyon kültürü egemen olduğundan kendisine İyonya filozofu da denilebilir

Astronomi ve fiziğin birbirinden ayrılamaz olduğunu düşündüğünden astronomi ile ilgili görüşlerini “Fizik ve Matematik” adlı yapıtında açıklamıştır Platon’un öğrencisi MÖ 335 yılında Atina’da Peripatetikçiler okulunu kurmuş Formel mantıkla ahlak bilminin yaratıcısıdır Aristo’nun etkisi Avrupa’da ortaçağ sonuna kadar sürmüş Rönesans’a kadar olan bilimsel tek kaynaktır Aristo’ya göre gözlem ve deneyin etkisi büyüktür

İki gözlemi var
1 – Ay-Mars örtülmesi
2 – İkizler burcundan bir yıldızla Jupiter örtülmesi

Ayrıca arzın küreselliğini bazı gözlemsel delillerle kanıtlamıştır Kuyruklu yıldızlar ve ay tutulmaları hakkında iki varsayımı var
• Ay ile arz arasında bulunan disk şeklindeki gök cisminin ayı örtmesi ile ay tutulması meydana gelir
• Kuyruklu yıldızları ise arz üzerinde bulunan bataklıklardan buharlaşan ve atmosfer içindeki rüzgarın etkisiyle uçuşup bir süre sonra yok olan cisimler olarak kabul etmiş

MÖ 3yy’da Yunan felsefe okulları önemini yitirmeye başlamış Bu sırada Büyük İskender MÖ 322 yılında Mısır’ı işgal etmiş Ve Nil nehrinin deltasının batısında İskenderiye kentini kurmuş

İskender’in ölümü üzerine yerine geçen Ptolome I ( Batlamyus ) bu kenti bir ticaret merkezi yapmış Ve büyük bir kütüphane kurmuş Ptoleme II, İskenderiye’yi bir bilim merkezi haline getirmiş ve akademi kurmuş

Bu akademilerde yetişenler:
• MÖ 300-200 Euklid – Apollonios
• MÖ 260 Samos’lu Aristarchus – Eratostheres
• MÖ 150 Hipparchus
• MS 150 Klaudios – Ptolemeios

Bunlardan Perge’li Apollonios (MÖ 262-180) bu okulda bir kuram geliştirmiş Bu beş gezegenin hareketinin ancak episikl’lerle (taşıyıcı düzenek) açıklanacağını ortaya koymuş

Gezegenlerin dairesel yörüngesinin merkezi arz ile güneş arasında bulunuyorBu kuramı Mars gözlemleri ile ortaya atıyor

Samos’lu Aristarchos evrenin merkezini güneş olarak almış Helyosentrik sistemi ilk ortaya atmıştır İkinci önemli adımda Ay ve güneşin arza olan uzaklıklarını hesaplamasıdır Sonuç doğru değil fakat yöntem doğrudur

Tam dördün zamanında güneş-arz uzaklığı, ay-arz uzaklığının 19 katı olduğunu hesaplamış


ARISTARCHUS MÖ 310 - 230

Samos’lu İskenderiye okulunda okumuş Matematikçi, özellikle geometrici olan Aristarchus ünlü bir astronomdu Astronomi ile ilgili çalışmalarına “Güneş ve Ayın Büyüklük ve Uzaklık” adlı yapıtında rastlanmıştır

Ay tutulması ve yarım ay dönemlerinde yaptığı gözlemlerden güneşin çapının arzın çapının 7 katı olduğunu çıkarmış Bu sonuç yanlış fakat güneşin arzdan büyük olduğunu gösterdiği için önemlidir

Değişik bir evren sistemi kurmuş, çok önemli astronomik gözlemler yapmış MÖ 280 yılında Yaz Solstisinin ( gündönümünün ) uzun süre gözlemlerini yapmış Pontus’lu Heracleides ile birlikte arzın ekvatorunun ekseni çevresindeki günlük dönme hareketini ilk ileri sürenlerdendir Aristarchus’un önemli çalışmalarından biri evrenin merkezinde güneş bulunur, arz güneşin çevresinde zodyak eğiminde dolanır Mevsimlerin, arzın rotasyon ekseninin bu daireye eğiminden ileri geldiğini öne sürüyor Bu sistemde yıldızları sonsuz uzaklıkta ışık veren gökcisimleri ve güneşin de bunlardan biri olduğunu açıklamış Boyutları güneşe göre çok küçük olan arzın “Evrenin Feneri” adını verdiği güneşin çevresinde dolandığı şeklinde düşüncesini açıklamış

Arzın, güneşe ve aya uzaklıklarını hesaplayan ilk astronomdur Ay tutulmalarını inceleyerek ayın arzdan 80 arz çapı uzaklıkta bulunduğunu hesaplamış Bu uzaklığın yardımıylada ilk dördünde veya son dördünde güneşi, arzdan ayıran açıyı ölçerek güneş-arz uzaklığını çıkarmış

Güneşi evrenin merkezine yerleştirdi Güneşin çevresinde arz ile ay ve gezegenler dairesel yörüngelerde dolanıyorlardı Bu ilk güneş merkezli sistemdir Bu çalışmaları yüzünden dinsizlikle suçlanmıştır

Bu sistem sonucunda iki nokta aydınlığa kavuşur
1 Güneşin görünen hareketi, arzın gerçek hareketi ile açıklanıyor
2 Arzdan gözlenen diğer gezegenlerin görünümleri ve yörüngelerindeki değişiklikler bunların arzın çevresinde değil, güneşin çevresinde dolandığından ileri geldiğini söylemiş

Aristarchus’un bu kuramı Platon ve Aristo’nun görüşlerine aykırı idi Onlara göre astronomik gözlemler dairesel yörüngelerin yetersizliğini anlamak için oldukça kaliteli idi Bu ise Aristarchus’un görüşlerinin kabul edilmemesi için bilimsel bir neden ortaya koyuyordu

Arz-ay uzaklığı ölçümü ayın gökyüzündeki hareketi sırasında bir çapın uçlarına denk düşen açıyı bir saatte katettiğini söylüyor Halbuki tam bir ay tutulması sırasında ay diskinin tam örtülmesi iki saat sürüyordu ( bu zaman: ayın bir kenarının kaybolup diğer kenarının gözükmesi arasındaki zaman ) Gölge konisi bir nevi arzın çapını veriyor Demekki ayın çapı arzın çapının 1/3 ü oluyor

ERATOSTENES MÖ 273 – 192

Yunan’lı filozof, astronom ve matematikçidir İskenderiye’deki kütüphanenin müdürüdür
En önemli astronomik uğraşı arzın çevresini yaklaşık 40bin km olarak hesaplamasıdır
İskenderiye’nin güneyinde Syene (Assuan) kentinde derin bir kuyuda öğle vakti güneşin görüntüsünü görür Bunun anlamı güneşin o bölgede tam zenitte ( başucu noktası ) olduğunu gösterir Ayrıca İskenderiye’de de aynı gözlemi aynı günlerde, aynı saatte yapar Syene ve İskenderiye’nin aynı meridyende bulunması hatayı azaltır Ekliptik ve Ekvator arasındaki açıyı 23° 51 20 olarak hesaplamış ve bu eğimin mevsimlere neden olduğunu öne sürmüş

APOLLONIOS MÖ 262 – 180

Perge’li İskenderiye yüksek okulunda bulunmuş Gezegenlerin hareketi ile ilgili ilk episikl kuramını yapmış Merkezde arz, arzın çevresinde taşıyıcı daire var Gezegenler, merkezi bu taşıyıcı daire üzerinde hareket eden ikinci bir daire üzerinde hareket eder Episikl dairesinin merkezi taşıyıcı daire üzerinde sabit hızla hareket eder ve bir sideral dolanım süresinde dolanır İkinci bir daireye gerek duyulması gezegenlerin parlaklık değişmesi ve retrograt hareketi açıklayabilmektedir

Mars 687 gün
Jupiter 11,9 yıl
Satürn 29,5 yıl

Gezegenlerin kendisi sabit olmayan hızla bu daire üzerinde dolanır Gezegen öyle bir noktada bulunabilirki hiç hareket etmiyormuş gibi görünebilir Çünkü gezegenin hızı episiklin hızına eşit ve zıt yöndedir Eğer gezegenlerin hızı merkezden büyük ve zıt yönde ise retrograt nokta meydana gelir

Tam doğru olarak ilk episikl kuramını ortaya koyar Episiklin merkezinin arz-güneş doğrultusu üzerinde olduğunu söyleyerek opozisyon ve konjoksiyon durumunu açıklar
Merkür ve Venüs için taşıyıcı üzerindeki dolanım süresini 1 yıl, episikl üzerindeki dolanımını 1 sideral dolanım olarak alıyor

Merkür’ün 1 sideral periyodu 88 gün, Venüs’ün 225 gün
Episikl üzerinde hareketle sideral periyot meydana gelir Böylece sinodal peryotları elde etmiş oluyor

HIPPARCHUS MÖ 190 – 125

Eski Yunan astronomisinde en önemli astronomdur Bütün çalışmaları Ptolemeus’un kitap serisinden öğrenilmiştir Niceae(İznik) te doğmuş Rodos ve İskenderiye’de uzun süre yaşamış

İlk kez küresel koordinatları kullanmış En önemli katkısı kendi gözlemleri ile kendinden önceki gözlemleri karşılaştırmasıdır Bu sırada parlaklığı değişen yıldızları ve ilk presesyonu bulmuş Apollonios’un episikl sistemini güneş ve ay için geliştirmiş Güneşin episikl boyunca hareketini inceleyerek bir episikl sistemi kurmuş Bu sistemde arz merkezdedir Arza yakın bir daire almış ve güneşin bu daire üzerindeki görünen hareketini inceleyerek gözlem sonuçlarını oldukça doğru olarak açıklamış İki dairenin merkezi ile bir merkez denklemi oluşturmuş ( bugünkü zaman denklemi) Yılın her günü için güneşin konumunu veren çizelge geliştirmiş Ayın hareketi güneşe kıyasla daha karmaşık olduğundan ay’la ilgili daha ayrıntılı çalışmalar yapmış En önemlisi zaman birimi olarak dört çeşit ay tanımlamasıdır
• Sinodal Ay Güneşe göre
• Sideral Ay Yıldıza göre
• Drakonitik Ay Düğümlere göre
• Anomalistik Ay Yerberi ve yeröte noktalarına göre

Gezegenlerin hareketleri ile ilgili bir bilgi veremez Aristarchus’un tutulmalar yöntemini kullanarak ayın uzaklığını ve büyüklüğünü doğru olarak hesaplar Uzaklığı 58 arz çapı bulur Bunun yardımıyla güneşin uzaklığını hesaplar fakat 1200 arz çapı bularak yanlış sonuç alır

MÖ 134 yılında Scorpio takım yıldızında yeni bir yıldızın ortaya çıktığını gözler Bu bir Nova’dır 1000 den fazla yıldız içeren bir katalok yaparBu katalokta yıldızları çıplak gözle görünen parlaklıklarına göre altı gruba ayırmış Böylece “Kadir” sistemini kurmuş Yıldızların koordinatlarını eski koordinatları ile karşılaştırınca bir fark görmüş Ekliptiğin eğimi veya yıldızın enlemi zamanla yer değiştirmeyeceğinden bu farka ekvatorun değişiminin neden olduğunu anlıyor Bunun sonucu olarak iki türlü yıl tanımlıyor
• Tropikal Yıl
• Sideral Yıl

Güneş ve ay tutulmalarını eski gözlemlerle ele alıp önceden hesaplar Ay tutulmaları iyi sonuç verir Güneş tutulmaları arz üzerinde sınırlı bölgelerden gözlendiğinden hatalar meydana geliyor

CLADIUS PTOLEMEUS yaklaşık MS 100 – 200

Ptolemeus’tan günümüze kalan tek şey 13 ciltlik yapıtıdır Birçok yerde ismi Batlamyus olarak geçer Gözlemlerinin en eskisi 127, sonuncusu 150 yılına ait olduğundan MS 2yy’da yaşadığı biliniyor MS 137 yılında bir yıldız kataloğu yapmış Ptolemeus’un 13 ciltlik astronomi yapıtının adı ALMAGEST dir Bu kitap ortaçağ boyunca astronomide temel yapıt olarak kullanılmış Ve yunan astronomisinin kaynağı olarak nitelendirilmiş Orjinal kitabın Türkçe adı “Büyük Bileşim” dir Araplar buna “Al Magisti” demişler Magiste Yunanca’da büyüklük demektir Bu yapıtın içerdiği çalışmalarda Ptoleme’nin kullandığı matematiksel ve geometrik yöntemler o dönemdeki benzer çalışmaların hepsinden daha üst düzeydeydi Almageste önce Boethis tarafından Latince’ye çevrildi ama ortaçağ zihniyetinin etkisiyle önemini çabuk kaybetti Buna karşın 827 yılında Bağdat’ta halife Al-Mamun bu yapıtın Arapça’ya çevrilmesini emretti 1230 yılında Napoli’de imparator Fredrich II Almagest’i yeniden Arapça’dan Latince’ye çevirir 1496 yılında Venedik’te kitabın bir özeti basılır ve 1515 yılında tümüyle Latince tercümesi Venedik’te Liechtenstein tarafından yapılır 1813 yılında Paris’te Fransızca’sı basılır
Delambre, “Eski Astronomi Tarihi” adlı yapıtında Yunan astronomisinin tamamının Ptolemeus’un sentezinde yer aldığını söyler

Almagest’in giriş bölümünde: Ptoleme astronominin önemini açıklar Evrenin büyüklüğünü ve düzenini belirtir Bu bölümde evrenin bir küre olduğu, sabit bir eksen etrafında döndüğü ve yine küre biçiminde sabit eksen etrafında dönen arzın, gökyüzü küresinin merkezinde yer aldığı belirtiliyor

İlk iki kitap tanımları ve genel elemanter teoremleri içeriyor Bu iki kitapta arzın ekseni etrafında döndüğü ve çekimin arz yüzeyinin her tarafında aynı ve merkeze yönelik olduğundan bahsedilir Ayrıca ekliptiğin konumu açıklanmış Gök cisimleri ile ilgili olayların sağlam gözlem ve matematiksel yöntemlere dayanarak ve bu olaylardaki başlangıç noktasını açık, gerçek ve doğru biçimde seçerek incelenebileceğini ifade ediyor Ekliptiğin eğimini tayin etmek için iki yöntem veriyor Ayrıca çeşitli gözlem yerleri için kutup yüksekliklerini ve günün uzunluklarını hesaplıyor Ekliptiğin meridyen ve ufukla kesişmesi sonucu oluşan açıların (yayların) değerlerini hesaplıyarak çizelgeler halinde veriyor

3kitapta Güneşin hareketini ve yılın uzunluğunu inceliyor Hipparchus’un ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile ilgili hesap ve gözlemlerine dayanarak güneşin hareketindeki düzensizlikleri irdeliyor Ve bu düzensizlikleri eksantrik hareket varsayımı ile açıklıyor Bölümün sonunda merkez denklemin bağlı olduğu koşulları açık bir biçimde ortaya koyuyor

4kitapta Ayın hareket teorisini ve bu harekette güneşin çekim etkisinden ileri gelen pertürbasyon (düzensizlikler) ile ilgili önemli buluşunu içerir Hipparchus ilk kez merkez denklemini keşfetmiş Ve bu denklem yardımıyla güneşe en yakın ve en uzak noktalardaki ortalama hareketi düzeltmiş Ayın hareketini ve taşıyıcı yörüngeyi inceliyor Ptoleme, ay yörüngesinin eksantrisesinin düğümle çizgisine bağlı olarak yıllık değişime yol açtığını söylemiş Düğümlerin konumundaki değişimin dördünlerde ay hareketinin bir bozulmaya neden olduğunu episikl teorisini genişletiyor Taşıyıcı boyunca kayan hayali bir nokta çevresinde dolanan ikinci bir yörünge episikl’i oluşturuyor Ay hareketinde gözlem ve teori arasındaki farklılıkları açıklamak için episikl’in küçük bir salınımını işin içine katar Bu salınıma Prosneusis (Nutasyon) adını verir

5kitap Astrolab’ın tanımıyla başlar (Yıldızların konumlarını tayin etmek için kullanılan alet) Ay’ın paralaksı şimdi kullanılan paralaks yöntemiyle hesaplanır Aynı konu 6kitapta da devam eder

6kitapta Hipparchus’un çalışmalarından yararlanılarak tutulma hesabı için yeni bir yöntem geliştirilir

7 ve 8kitap 1022 yıllık bir katalok içerir Bu yıldızların koordinatları hemen hemen Hipparchus’unkine idantik görünür Bu koordinatların presesyon düzeltilmesi yapılmıştır Ayrıca samanyolunun bir tanımı ve gök küresinin üzerindeki takım yıldızların şekillerini içeren bir bölüm bulunmaktadır

Bundan sonraki bölümlerde Ptoleme’nin astronomiye en önemli orjinal katkısı olan gezegenlerin hareket teorisi yer almaktadır Ptoleme’ye göre bu kitabın son kısımlarında gezegenler arza sabit yıldızlardan daha yakın, ay’dan ise daha uzakta bulunmaktadır Bunların gökyüzündeki görünen hareketlerini Hipparchus’un ve kendi gözlem sonuçlarını kullanarak Edoksus’un önerisinden daha iyi bir teori ile açıklamaktadır Ay için kullandığı gibi gezegenler içinde bir taşıyıcı daire kullanır
Eksantrik daire : Merkez arz ile çakışmıyor

Ptoleme’nin en önemli özelliği Al Megist aracılığı ile kendinden önceki astronomik çalışmaların sonuçlarını, özellikle Hipparchus’unkileri koruyarak ve bunları geliştirerek nakletmesidir Böylece kendi zamanında ve kendinden sonra 16yy’a kadar astronomi ile ilgili önemli katkılar sağlamasıdır

Ptoleme ile Eski Yunan Astronomi tarihi sona erer Ve Kopernic’e kadar (yaklaşık 13yy boyunca) Avrupa’da yeni birşey yapılmamış Ancak astronomideki bu boşluğu geniş kapsamlı bir biçimde Araplar yada İslam Astronomisi doldurmuştur


Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 05:53.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz