PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > GENEL KÜLTÜR > Edebiyat

fabl örnekleri

Edebiyat
fabl örnekleri, KARGA İLE TİLKİ Bir dala konmuştu karga cenapları; Ağzında bir parça peynir vardı Sayın tilki kokuyu almış olmalı, Ona nağme yapmaya başladı: �-Ooo! Karga cenapları,merhaba! Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz! Gözüm kör olsun yalanım varsa Tüyleriniz gibiyse sesiniz, Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın � Keyfinden aklı başından gitti bay karganın Göstermek için güzel sesini Açınca ağzını,düşürdü nevalesini Tilki kapıp onu dedi ki: �Efendiciğim, Size güzel bir ders vereceğim: Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir, Bu ve fabl örnekleri bilinmeyen fabl hikayeleri, en güzel fabl örnekleri, fabl metinleri, fabl metni, fabl örnekleri, fabl örneği kısa, karga ile tilki fabl, kisa fabl örnekleri, kurt ile tilki fablı, kısa fabl örneği, uzun fabl örnekleri, örnek fabl metinleri, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
20.04.08 10:09 Yazan: cemsevecen
Sponsorlu Bağlantılar

KARGA İLE TİLKİ

Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
�-Ooo! Karga cenapları,merhaba!
Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını,düşürdü nevalesini
Tilki kapıp onu dedi ki: �Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim:
Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir
Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına

La Fontaine

SALYANGOZ VE EVİ

Salyangozları bilir misiniz? Onlar da tıpkı kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşırlar Bir zamanlar, evini sırtında taşımaktan hoşlanmayan sevimsiz bir salyangoz yaşarmış Üstelik evinin rengi de hiç hoşuna gitmezmiş
Bizim salyangoz, kelebek ve uğurböceğini çok severmiş Arada bir onlarla dertleşir, sırtında taşıdığı evi onlara şikayet edermiş "Ah keşke!" dermiş "Evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım Hadi taşıyorum, bari sizin ki gibi bol desenli ve renkli olsaydı"
Kelebek ve uğurböceği bir gün salyangoza; "Sevgili arkadaşımız!" demişler "Hani evim renkli olsun diyorsun ya, biz çaresini bulduk Ressam olan bir tırtıl var Seni ona götürürsek eğer, evini rengarenk boyar"
Salyangoz buna çok sevinmiş "Ne duruyoruz! Hemen gidelim" demiş Böylece düşmüşler yola Tırtılın kapısını çalmışlar Gelen misafirleri dinleyen tırtıl, boyalarını ve fırçasını alıp çalışmaya başlamış Sonunda salyangozun evine çok güzel desenler çizmiş Salyangoz yeni görüntüsünü beğenmiş beğenmesine ama yine de evinin sırtında olması onu çok üzüyormuş
Dönüş yolculuğunda üç arkadaş şiddetli bir yağmura yakalanmış Kelebek ve uğurböceği öyle ıslanmışlar ki, sele kapılmaktan zor kurtulmuşlar Oysa salyangoz hemencecik evinin içine girmiş Yağmur dinip de evinden dışarı çıkınca, arkadaşlarının perişan halini görüp üzülmüş Sonra da kendi kendine şöyle düşünmüş: "İyi ki saklanabileceğim bir evim var Rengi olmasa da beni yağmurdan koruyor ya"
Sevimli salyangoz bu olaydan sonra bir daha hiç üzülmemiş


KÖLE VE ASLAN

Vaktiyle bir köle kaçıp ormana sığınmış Etrafta gezinirken, iniltiler içinde ızdırap çeken bir aslan görmüş Önce korkup kaçmaya yeltenmiş Fakat aslanın yerinden hiç kıpırdamadığını, yalvaran gözlerle kendisine baktığını görüp durmuş Aslan kanayan pençesini uzatıyormuş ona Köle dikkatlice bakınca, aslanın pençesine büyük bir dikenin saplandığını görmüş Dikeni çıkarıp yarayı temizleyen köle, gömleğinden kopardığı bezle de iyice sarmış
Rahatlayan aslan ayağa kalkıp kölenin ellerini yalamaya başlamış Sonra da önüne düşüp yaşadığı inine götürmüş Her gün yakaladığı avları ine taşıyıp, köleye yardım ediyormuş
Bu beraberlikleri uzun sürmemiş Ormana gelen avcılar ikisini de yakalamışlar Ayrı kafeslere kapatıp günlerce aç bırakmışlar onları
Kralın da hazır bulunduğu bir gün kafesin ağzı açılmış Aslanın köleyi nasıl parçalayacağını herkes merakla bekliyormuş Büyük bir iştahla saldıran aslan, kölenin yanına gelince onu tanımış Önünde bir köpek sadakatiyle durup ellerini yalamaya başlamış
Kral bu duruma çok şaşırmış Köleyi yanına çağırıp bütün hikayeyi dilemiş ondan Anlatılanlardan çok etkilenen kral, kölenin affedilmesini, aslanın da ormana salıverilmesini emretmiş

TİLKİ İLE KEDİ

Tilki ile kedi sohbet ediyorlarmış Tilki durmadan ne kadar hilekar ve kurnaz olduğunu anlatıyormuş Söylediğine göre düşmanları onu alt edemezmiş çünkü onlardan kurtulacak bir sürü oyun ve hile bilirmiş
Kedi biraz da utanarak; "Ben fazla oyun bilmem ki!" demiş "Düşmanlarımın elinden kurtulmak için bir tek yol bilirim, o da kaçmaktır"
Tilki; "Kedi kardeş!" demiş, "Ben her tehlike karşısında başımın çaresine bakabilirim ama senin durumuna üzülüyorum Korkarım bir gün düşmanların seni çabuk alt edecek"
Az sonra bir sürü tazının bağrışmalarını duymuşlar Bir avcı topluluğuna ait olan bu köpekler, bütün hızlarıyla kendilerine doğru koşuyormuş Kedi hemen, yanındaki bir ağacın dallarına sıçrayarak en üstteki bir yaprak kümesinin içine saklanmış
Tilki ise; "Acaba şu hileyi mi yapsam, yoksa bu hileyi mi?" diye düşünmeye başlamış Çünkü o kadar çok hile biliyormuş ki, hangisini uygulamasının daha doğru olacağına karar veremiyormuş Tam birisini uygulayacakmış ki, tazılar etrafını çevirip tilkinin işini bitirivermişler
Bütün olanları yukarıdan seyreden kedi, çok hile bilmediğine şükretmiş

ZALİM ASLAN

Vaktiyle ormanın birinde, canavar mı canavar bir aslan varmış Çok kan döker, canını yakmadık tek bir hayvan bile bırakmazmış O yaşadığı sürece, hiçbir hayvan rahat yüzü görmemiş Bütün hayvanlar ondan nefret eder, ölümünü beklermiş
Bu zalim aslan sonunda yaşlanmış Gücü kuvveti kalmamış Ağzındaki dişler de dökülünce herkesin maskarası olmuş Hiçbir hayvan ona yardım etmiyor ve onunla konuşmuyormuş Hayvanlar bir gün oturup karar almışlar; "Gelin hep beraber, bize bunca kötülük eden bu zalim aslanı iyice bir dövelim Yaptıklarının cezasını, az da olsa görmüş olsun böylece"
Sonunda bütün hayvanlar aslana saldırmış İyice bir dövmüşler onu Birisi boynuz vuruyor, diğeri çifte atıyor, bir başkası ısırıyormuş Böylece; yaman bir öc almışlar aslandan



KURT İLE KÖPEK

Bir köpek ormanda gezerken kurtla karşılaşmış Hasta ve çok zayıflamış olan kurt, ayakta zor durabiliyormuş Köpek kurdun bu haline çok üzülmüş "Ne kadar kötü görünüyorsun böyle kurt kardeş?" demiş "Herkes bizi düşman bilse de, biz uzaktan akrabayız Doğrusu sana yardım etmek isterim"
"Hiç sorma" demiş kurt "Ağır bir hastalığa yakalandığım için uzun süre avlanamadım Şimdi iyileştim ama bir av yakalayacak kadar gücüm kalmadı artık Ben de böyle aç susuz dolaşıyorum artık"
"Sen hiç üzülme" demiş köpek "Ben sana yardım edeceğim Bu akşam sahibimin düğünü var Akşam olunca köyün dışındaki çalılıklara gel Ben sana düğün yemeklerinin artıklarını taşırım"
Birkaç gün boyunca köpek tarafından beslenen kurt, sonunda kendini toparlayıp eski kuvvetine kavuşmuş Teşekkür edip vedalaştıktan sonra da ormana gitmiş
Aradan yıllar geçmiş Köpek iyice yaşlanınca sahibi onu dışarı atmış Ormanda aylak aylak gezen köpek, eski dostu kurtla karşılaşmış "Hayrola?" demiş kurt "Çok perişan görünüyorsun"
Köpek içini çekip; "Yaşlandım artık!" demiş "Sahibimin işine yaramadığım için beni kovdu"
Kurt; "biz eski dost değil miyiz?" demiş "Şimdi yardım etme sırası bende Hatırlasana, benim hayatımı nasıl kurtarmıştın? Hemen bir plan yapmalıyız Tamam buldum! Senin sahibinin küçük bir çocuğu vardı değil mi? Şimdi ben gidip onu kaçıracağım, sen de geri götüreceksin Böylece sahibin seni el üstünde tutacak"
Bu sözleri söyleyen kurt, kaşla göz arasında gidip, çocuğu ormana getirmiş Köydeki herkes silahlanıp ormana koşmuş ancak daha ormana girmeden, yaşlı ve işe yaramaz diye evden kovdukları köpeğin çocuğu geri getirdiğini görmüşler
Bu olaydan sonra yaşlı köpeğin itibarı öyle artmış ki, insanlar onun kahramanlığını yüzlerce yıl çocuklarına anlatmışlar
Kurtla köpek arasındaki bu danışıklı dövüşü hiç kimse anlayamamış

TAVŞAN İLE KAMLUMBAĞA

Tavşan ikide bir böbürleniyor:
-Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş Sonunda kaplumbağa dayanamamış:
-İstersen yarışalım, demiş
Koşuya başlamışlar Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, "Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?" diye düşünmüş
-Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş Uyuyakalmış
Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış
Tavşan bir ara gözünü açmış Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş Hemen fırlamış, rüzgar gibi koşmaya başlamış Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş
Böylece tavşan yarışı kaybetmiş Aldırış etmemenin cezasını çekmiş Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış



ŞAHİN İLE HOROZ

Şahin, tatlı bir daire çizerek süzüldü, yüzyıllık çınar ağacının dalına kondu Gerçi kendisini hafif hafif esen rüzgarın kollarına bırakmıştı ama; yine de yorulmuştu inerken Bir süre konduğu dalda soluklandı, üzerindeki tozları silkeledi ve "Biraz kestireyim" diyerek iyice yayıldı
Tam bu sırada bir ses duydu Horozun biri bağırtıyla kaçıyordu Çınarın altına geldiğinde soluk soluğa kalmıştı Dönüp arkasına baktı, kimsenin gelmediğini görünce rahatladı
Horozun kaçışını izlemiş olan şahin:
- Hah hah hah hah, diye gülmüştü
Horoz, "O da kim?" diye çevresine bakınırken, şahin yukarıdan seslendi:
- Benim, dostum, ben, şahin, başını yukarı kaldır
Horoz, sesin geldiği yöne kaldırdı başını, şahini gördü
Şahin hâlâ gülüyordu:
- Ne oldu, kimden kaçıyordun öyle?
- Tabii gülersin, dedi horoz, sana göre bir şey yok
- Kim kovalıyordu seni?
Horoz:
- Sahibim, dedi, kim olacak, ilerideki çiftlikte yaşıyorum
- Size şaşıyorum, dedi şahin, sahipleriniz, henüz yumurtadan yeni çıkmış bir yavruyken özenle besleyip büyütüyorlar, sizler için güzel evcikler yapıyorlar, kümeslerde bir eliniz darıda bir eliniz arpada yaşayıp gidiyorsunuz, yine de size yaranamıyorlar� Yahu, kendisine bu kadar yararı dokunan insanlardan kaçılır mı?
Horoz, şahinin küçümseyici sözlerini dinledikten sonra:
- Sen, dedi, bir şahini tavada kızarırken veya şişe geçmiş közde pişerken gördün mü hiç?
- Yook, dedi şahin laubali bir tutumla, ne olacak?
- Ben, dedi horoz; çok horozlar, tavuklar gördüm sahibim pişirirken, ona nasıl güvenebilirim?




ARSLANLA FARE

Herkese saygı göstermeli elden geldikçe
Umulmadık kimselerden fayda görür insan
İşte bu, gerçeği anlatan bir hikaye,
Daha nice bin hikaye arasından
Pençesi dibinde bir arslanın,
Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi
Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın,
Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;
Kimin aklına gelir ki bir an,
Fareye işi düşer arslanın?
Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;
Gitti tutuldu bir ağa
Ne çırpınma, ne kükreme � Kâr etmez tuzağa
Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını,
Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet
Sabırla zamanın yaptığını;
Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet
�İyilik eden iyilik bulur
�Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için
�İyilik iki baştan olur

Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
22.04.08 11:43 Yazan: facit

paylaşım için sağol

 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 09:52.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz