PaylaşTR

Geri git   PaylaşTR > EĞİTİM VE ÖĞRETİM DÜNYASI > Coğrafya

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Coğrafya
Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ], Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ] TÜRKİYE'NİN HARİKALARI Güneydoğu Anadolu Bölgesi Adıyaman - Nemrut Dağı Milli Parkı Ülkemizdeki Milli Parklar Yeri: Adıyaman ili; Kahta ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır Ulaşım: Adıyaman il merkezinde Kahta'ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park alanı Kahta'ya 9 km, Adıyaman'a 43 km uzaklıktadır Özelliği: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos'a ait Tümülüs ve kutsal alanlar, Milli Park'ın ana özelliğini teşkil etmektedir Antiochos'un tümülüsü ve dev heykelleri, ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ] güney doğu anadolu bölgesi, güneydoğu anadolu, güneydoğu anadolu bölgesi, güneydoğu anadolu bölgesi doğal güzellikleri, güneydoğu anadolu bölgesi resimleri, güneydoğu anadolu bölgesi tarihi yerleri, güneydoğu anadolu bölgesinin doğal güzellikleri, güneydoğu anadolu bölgesinin özellikleri, güneydoğu anadolu doğal güzellikleri, güneydoğu anadolu evleri, türkiyenin harıkaları, çöl evleri, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
Paylaş
11.11.07 14:34 Yazan: Ozlemank77
Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Sponsorlu Bağlantılar

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]


TÜRKİYE'NİN HARİKALARI

Güneydoğu Anadolu Bölgesi



Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]






Adıyaman - Nemrut Dağı Milli Parkı




Ülkemizdeki Milli Parklar

Yeri: Adıyaman ili; Kahta ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Ulaşım: Adıyaman il merkezinde Kahta'ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park alanı Kahta'ya 9 km, Adıyaman'a 43 km uzaklıktadır


Özelliği: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos'a ait Tümülüs ve kutsal alanlar, Milli Park'ın ana özelliğini teşkil etmektedir


Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Antiochos'un tümülüsü ve dev heykelleri, Arsameia(Eskikale),Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü Milli Park içerisinde kalan kültürel değerlerdir Eski çağlarda "Kommagene"olarak anılan bu bölgede, IMithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık onun oğlu IAntiochos (MÖ 62-32)un egemen olduğu yıllarda önem kazanmıştır MS72 yılında da Roma'ya karşı yapılan ve kaybedilen savaş ile krallığın bağımsızlığı sona ermiştir

Nemrut Dağı doruğundaki kalıntıları yerleşme yeri olmayıp Antiochos'un Tümülüsü ve kutsal alanlardır Tümülüs, 2150 metre yüksekliğinde, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hakim tepe üzerinde bulunmaktadır Kralın kemiklerinin yada küllerinin anakayaya oyulmuş odaya konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs ile örtüldüğü düşünülmektedir Girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır

Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanır, bunlar yazıtları ve kabartmaları olan ortostad (dik olarak konulan büyük taş bloklar)'la çevrilmiştir Eski Kahta Köyü yakınında Kommagene'nın başşehri Arsameia yer alır Burada, Mithridates'in kutsal alanı bulunmaktadır

Yine Eski Kahta yakınında Kocahisar Köyü civarında sarp kayalar üzerine kurulmuş Yenikale yer alır Kale ortaçağ etkileri taşırsa da geç devre aittir İçinde su depoları, hamam, cami ve Kahta Çayı'na inen gizli su yolu bulunmaktadır

Kahta Çayı'nın bir kolu olan Cendere Çayı'nın daraldığı yerde iki ana kaya üzerinde tek kemerli olarak yapılan Cendere Köprüsü yer almaktadır Köprü sütunları üzerindeki kitabeye göre Kommagene şehirleri tarafından Roma İmparatoru Septimus Severus(MS 193-211)ile karısı ve oğulları onuruna yaptırılmıştır Arsameia'nın 10 km güneybatısında 21 metre yüksekliğinde krallık kadınlarının gömüldüğü Karakuş Tepe Tümülüsü bulunmaktadır

Orman formasyonu içerisinde meşe türleri ve ağaç alanları bulunurYaban hayatı bakımından ayı, kurt, çakal, tilki, porsuk türlerine rastlanır

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Görülebilecek Yerler: Nemrut Dağı ve Kommagene Kralı Antiochos'un Tümülüsü ile kutsal alanları, dev heykeller, Arsameia(Eski Kale),Yeni Kale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü en başta ziyaretçilerin görmesi gerekli yerlerdir


Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Park içerisinde konaklama, yeme-içme olanakları bulunmaktadır Nemrut Dağı Milli Parkı'nda otel, Karadut ve Kahta'da pansiyonlar mevcuttur


Sponsorlu Bağlantılar




Gitti Gidiyor..
11.11.07 14:37 Yazan: ozay

eline sağlık paylaşım için teşekkürler Arkadaşım

11.11.07 14:37 Yazan: Ozlemank77
Çamurdan Peri Bacalı Harran Evleri

Çamurdan Peri Bacalı Harran Evleri


Çamurdan Peri Bacalı Harran Evleri


Turkuaz mavisi örtülerin altına sığınmış çekingen bakışların arasından Harran ovasını geçiyoruz Su ile toprağın aşkının ne anlama geldiğini, uçsuz bucaksız Harran Ovasına bakınca insan daha çok anlıyor Suyun değdiği her yer yeşiller giymiş bir geline dönüşüyor Harran'ın susuz hali ile suya kavuşmasını görenler, su ile toprağın arsasındaki aşkı daha iyi anlıyor

Su eskiden Harran'a, hayat vermiş, aşk vermiş, kültür vermiş, medeniyet vermiş Ne zaman ki ırmaklar yatağını terk etmiş, medeniyetin boynu bükük kalmış Suyun küstüğü bu topraklar, verimsizleşmiş sonrada medeniyetin izleri silinmiş bir bir Tarih kendi kaderine terk edilmiş bir bakıma

Şimdilerde su yeniden toprakla buluşunca, Harran'a bereket gelmiş Arkasından da eski medeniyetin güzellikleri yeniden insanların ilgisini çekmeye başlamış
Şanlıurfa'dan Harran 45 km mesafede Şanlıurfa'nın büyüsünden henüz kurtulmamışken Harran'ın büyüsü sarıyor yüreğimizi Suyun topraktan uzakta olduğu zamanlarda Çukurova'ya pamuk toplamaya giden köylüler şimdi kendi tarlalarında kendi pamuklarını topluyor

Harran Şanlıurfa'nın küçük bir ilçesi Ancak bu küçük ilçe geçmiş tarihinde büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış Fatımiler, Zengiler, Eyyubiler, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular gibi büyük medeniyetlerin izleri hala burada var Anadolu'yu işgal eden moğullar şehri ellerinde tutamayacaklarını anlayınca talan etmişler Yüzyıllarca ihtişam ile yaşayan şehir bu talandan sonra bir daha eski günlerine dönememiş

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

Harran'ı uzaktan fark etmekte çok kolay Harran ovasının düzlüğünde yükselen bir höyüğün dibinde kurulmuş Eskiden höyüğün üzerinde kurulu bir şehirmiş
Şanlıurfa için dinlerin kesiştiği şehir denilse de, Harran hem Hıristiyanlar hem Yahudiler hem de Müslümanlar açısından önemli bir şehir Hz İbrahim Haranda yaşamış, Hz Yakup atıldığı kuyunun Harran'da olduğuna inanılıyor, Hz Ademin dünyaya Harran'da geldiği iddiası var Bazıları da Hz İbrahim'in Filistin'e gitmeden önce burada yaşadığı, kardeşi Aran (haran) dolayı bu şehre Harran denildiğini iddia ediliyor

Bunlardan en ilginci belki de Harran'a en uygun olanı, adının Arapça’da, sıcak, ateş anlamına gelen Türkçe'de de kullanılan "Har" kelimesinden geldiği

Eski Harran şehri höyüğün etrafında şekillenirken, höyüğün karşısında Kale ile korunmuş Şehrin etrafı surlar ile çevriliymiş Hala sur kalıntılarını yer yer görmemiz mümkün Bazı kaynaklar surlarla çevrili şehrin altı kapısı, 187 adet burcu olduğunu saptamış Kale zamana direnmeye devam ediyor Ancak savaşlarda dev ordulara direnen surlar ve burçlar zamana, ilgisizliğe fazla dayanamayarak yıkılmışlar

Harran'da höyüğün hemen eteklerine tutunmuş medrese ve Cami'den oluşan bir külliye kalıntısı dikkatimizi çekiyor Bu yapı Emeviler döneminde yapıldığı tahmin ediliyor

Bazı kaynaklar, caminin Sabilerin büyük Ay Mabedi (Sin Tapınağı) olduğunu, Hz Ömer a camiye çevirdiğini, Sabilere kendi mabetlerini yapmaları için başka bir yer verdiğini söylemektedir Bugün kalıntıları ayakta olan camii 744-750 yılları arasında Emeviler tarafından yaptırılmış, ulu camii olarak anılıyor

Camii aynı zamanda Anadolu'da yapılan ilk üniversite olma özelliğine sahip Bu yapının sadece rasathane gözetleme kulesi olduğu sanılan yüksek kaidesi ayakta kalmış Diğerleri bir taş yığını haline gelmiş

Her yağmur yağdığında Harran'ı gül kokusunun sardığı, bunun sebebinin de Ulu caminin harcında gül suyunun olduğu, yağmurda ıslanan harcın etrafa gül yaydığı söyleniyor
Harran'ın dikkatimizi çeken güzelliklerinden birisi de Haran evleri Başka yerde göremeyeceğimiz bu evler Anadolu insanının iklim ve coğrafya şartlarına göre yaptıkları görülmeye değer yerlerden birileri
Konik kubbeli evlerin 300 yıla dayanan geçmişleri var Evler tarihi kalıntılardan çıkan tuğlalardan yapılmış Dışardan bir çadırlar topluluğu görünümünü andıran evler tuğla ile örülmüş, çamurla sıvanmış Evler yazın serin kışın sıcak olması sebebi ile iklim koşullarına en uygun evler haline gelmiş Üç yılda bir dış ve iç cepheleri çamurla sıvanıyor

Evleri görünümleri ve duruşları ile çamurdan peri bacalarına benzetirsek abartı yapmış olmayız Evlerin bu güzel görünümü ilgimizi çekerken tarihi binalardan sökülen tuğlalardan yapılmış olmaları ise bizleri düşünmeye sevk etmektedir

Bu dünyada eşine rastlanılamayacak evler maalesef bir kaçı dışında, ya kendi haline terk edilmiş ya da ahır ve samanlık olarak kullanılıyor Harran'ın bu sıra dışı evleri yerlerini bütün şehirlerde olduğu gibi betonun soğuk yüzüne bırakıyor

Bazı müteşebbis köylüler kendi yaşadıkları Harran evlerini düzenleyerek meraklıların hizmetine sunmuşlar Bunlardan biride Ali Kızıl Ali Kızıl evini Harran kültürüne göre düzenlemiş On çocuğundan beşi kız Kızları ile beraber Haran kültürünü tanıtmaya çalışıyor Harran evlerini görmeye gelenleri yöresel kıyafetleri ile karşılayan kızları, yörenin kültürü ile gelen misafirleri ağırlıyor
Eskiden içerisinden geçen iki ırmağın hayat verdiği Harran, suların çekilmesi ile beraber yeşili kurumuş, medeniyeti solmuş bir hazan bahçesine dönmüş Suyun çekilmesi Hz İbrahim'i yakmak için tutuşturulmuş bir ateş gibi Harran'ı çöle çevirmiş GAP'ın bölgeye yeniden su getirmesi ile beraber, Harran yeniden yeşillerini giymiş, yeniden tarih ve kültür meraklılarının dikkatini çekmeyi başarmış

Suya kavuşan; Harran doğal güzelliği ve tarihe gösterilen ilgi ile şimdilerde Hz İbrahim'in gül bahçelerine dönüşmüş"Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol (enbiya-69) " denildiği gün gibi Harran, Haranlılara GAPtan gelen su ile beraber serin ve esenlik günler yaşıyor

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]


11.11.07 14:41 Yazan: Ozlemank77
Balıklı Göl

Balıklı Göl


Balıklı Göl

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]



Urfa’da anlatılan efsanelerin içinde en özel yere sahip olan, kuşkusuz ki Hz İbrahim’in ateşe atılma öyküsü Tektanrıcı üç din olan İslamiyet, Musevilik ve Hıristiyanlık tarafından tanınan ve bu dinlerin kutsal kitaplarında adı geçen Hz İbrahim’in Urfa’da doğduğu rivayet edilir Öykü bu doğumun olduğu bölgenin Kralı Nemrut ile Hz İbrahim arasında geçer
Söylenceye göre Kral Nemrut, yıldızlarda, bir adamın ona ve putperestliğine savaş açacağını haber veren bir işaret görür Bu adam Hz İbrahim’dir Ancak sadece Nemrut’un putperestliğine başkaldırmamış, aynı zamanda kızı Zeliha’ya da gönlünü kaptırmıştır Kral Nemrut bu durum karşısında Hz İbrahim’in yakılması emrini verir Bugün Balıklı Göl’ün bulunduğu yere, kentin her yerinden görülebilecek büyüklükte bir ateş yakılır Ateşin karşısına denk düşen tepeye yaptırılan iki büyük sütun arasındaki mancınıkla İbrahim ateşe fırlatılır Ancak ateş göle, odunlar ise balıklara dönüşür O gün bugündür buradaki göl kutsal sayılır Tıpkı göl gibi içindeki balıklar da kutsaldır; her kim bu balıklardan yerse onun kör olacağına inanılır
O günden sonra gölün adı Halil-ür Rahman olur “Allahın Dostu” anlamına gelen bu isim Hz İbrahim’in kutsallığını yansıtır Bugün göl hem Halil-ür Rahman, hem de Balıklı Göl olarak anılıyor
İbrahim için ağlayan Nemrut’un kızı Zeliha’nın gözyaşlarından ise Balıklı Göl’ün hemen yanında küçük bir göl daha oluşur, bu gölün adı ise “Zeliha’nın gözü” anlamına gelen “Ayn-Zeliha”dır
Bugün her iki gölün karşısındaki tepenin üzerinde mancınık olarak kullanıldığına inanılan iki sütun hâlâ ayakta İnanışa göre bu sütunların birinin altında “bitmeyen su”, diğerinin altında ise “bitmeyen altın” bulunuyor; biri yıkılırsa Urfa altına, diğeri yıkılırsa Urfa için altın kadar değerli olan suya gömülecek kent Balıklı Göl’ün hemen yanı başında yer alan ve Eyyubiler Devleti’nin kurucusu Salahaddin Eyyubi’nin yeğeni Melik Eşref tarafından 1211 yılında yaptırılan Halil-ür Rahman Cami ise, gölün doğal güzelliğine mimari estetik katıyor

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]


11.11.07 14:44 Yazan: ozay

eline sağlık paylaşım için teşekkürler Arkadaşım

11.11.07 14:48 Yazan: Ozlemank77
Hasankeyf

Hasankeyf


Hasankeyf tarihi ile ilgili genel bilgiler

Hasankeyf’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyorAncak şehir ve etrafındaki binlerce mağara insanların buraya çağlar öncesinden yerleştiğini gösteriyor

Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır Hem içinden Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur Yekpare taştan meydana gelen kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adını almıştır Ancak başka isimler de kullanıldığı bilinmektedir

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]


ANTİK DÖNEMDE HASANKEYF


Milattan önceki dönemlerde Hasankeyf’in ne gibi tarihi gelişmelere sahne olduğu, kimlerin burada hüküm sürdüğü tarihin karanlık sayfalarından biridir Bu konuda yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır İleride yapılacak arkeolojik çalışmalar bu konuya ışık tutacaktır Yalnız Mezapotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde yerlerinden birinin Hasankeyf olduğunu söylemek mümkündür


BİZANS DÖNEMİNDE HASANKEYF

Miladi ilk asırlarda Hasankeyf, Bizanslılarla Sasaniler arasında el değiştirmiş Zaman zaman Bizanslıların zaman zaman da Sasaniler’in elinde kalmıştır Miladi dördüncü asrın ortalarında Hasankeyf’e sağlam bir kale yapan Bizanslılar, hemen hemen burayı bir daha Sasaniler’e hiç kaptırmamışlardır Bizansın hakimiyeti Müslümanların burayı elegeçirdiği 7 Asrın başlarına kadar sürmüştür

İSLAM DÖNEMİNDE HASANKEYF

Müslümanlar burayı ikinci halife HzÖmer döneminde M638 yılında fethettiler Halifeler döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar buraya hakim oldu

Hasankeyf, tarihi önemini Artuklular’ın MS1101 yılında buraya hakim olması ile kazandı Bu tarihten itibaren o günkü ismi ile HISN KEYFA, ortaçağın önemli şehirlerinden biri oldu

Kuzeyden güneye kıvrılıp giden Dicle nehri üzerinde yer alması ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticaret ve ekonomik olarak da gelişti

Hasankeyf’i Artuklular’dan alan (M1232) Eyyubi Kürtleri, henüz bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilası ve harabiyeti ile karşılaştı Bircok yerleşim yeri gibi burası da altüst oldu

Kürt Eyyubiler, Moğol şokunu atlattıktan sonra 14 Asrın başlarından itibaren Hasankeyf’i yeniden imar etmeye başladı Özellikle bugün Hasankeyf’te bulunan birçok eserde imzası bulunan Eyyubiler’in, Sultan Süleyman zamanında bu imar faaliyeti zirveye ulaştı Hasankeyf, Eyyubiler zamanında tarihinin en parlak dönemlerinden birini yaşadı

Nihayet Osmanlılar’ın gücüne karşı direnemeyen, Safeviler’in baskıları ve iç hesaplaşmalarla iyice yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında burayı Osmanlılar’a bıraktı Bu tarihten itibaren şehir tarihi önemini kaybederek günümüze geldi Ancak bütün ihmallere ve tabii tahribata rağmen birçok eseri günümüze ulaştırdı Şimdi burada kısaca bu eserlerden bazılarına değinelim;

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]

KALE

Kalenin eski çağlardan beri bir iskan yeri olarak kullanıldığı mağara yapılardan anlaşılmaktadır Ancak kale olarak kullanılmaya başlanması Bizanslılar dönemine rastlamaktadır

Yekpare taştan olması nedeniyle çok korunaklı olması, üzerinde birkaç tarihi eserin olması, gizli yollarla nehre inilmesi ve kaleye çıkan yol üzerindeki zarif, muhteşem taş kapısıyla dikkatleri çekmektedir

Kaleye doğudan merdivenli bir yolla ulaşılmaktadır Bu yolun hemen başında bulunan oyma taşlardan yapılmış Eyyübilere ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır Bu yolun üst tarafında da kısmen harap olmuş diğer bir kapı yer almaktadır

Kalenin kuzeydoğu ucunda dev bir kule gibi yükselen Küçük Saray yer almaktadır Ayrıca kalede Ulu Cami, Büyük Saray yer almaktadır Bu eserlerle ilgili bilgi verilecektir

Kalenin dikkate değer özelliklerinden biri de, gerek Artuklular gerekse Eyyübiler döneminde buraya su çıkarılmış olmasıdır Asırlarca kale bu su ile hayat bulmuş Bu suyun kesildiği olağanüstü zamanlarda kalenin kuzeyinde yer alan merdivenli yollarla nehirden su alınmış

Kalenin tarihlerde silah zoru ile ele geçirildiği yazılmıyor

KÖPRÜ

Tarihi kaynaklarda köprünün 1116 tarihinde Artuklu Fahrettin Karaaslan tarafından yapıldığı yazılı Ancak Hasankeyf 638 yılında Müslümanlarca fethedildiği sırada bir köprüden bahsedilmektedir Bu nedenle köprünün antik bir temel üzerinde yapılmış olması ihtimal dahilindedir

Kemer açıklılkları itibariyle ortaçağda yapılan taş köprülerin en büyüğüdür Ortadaki büyük kemeri taşıyan iki orta ayağın arasındaki açıklık 40 metredir Doğu ve batıdaki küçük kemerler dışındaki ortadaki büyük kemerler tamamen yıkılmış durumda

Araştırmalara göre köprünün en büyük kemerin ortası ahşaptandı Düşman şehre saldırdığı zaman bu ahşap kısım yerinden kaldırılır, düşmanın şehre girişi engellenirdi Bu özellik köprünün ömrünü kısaltmış

Köprünün önemli özelliklerinden biri de orta ayakları üzerinde yer alan ve on iki burcu simgelediği tahmin edilen figürlerdir Bir ikisi dışında tahrip olmuş ve şekil olarak he ifade ettikleri anlaşılmaz hale gelmiştir Köprünün ne zaman yıkıldığı da bilinmemektedir

EL-RIZK CAMİİ


Dicle nehrinin doğusunda köprü ayağına yakın bir mevkide yer alır Portal girişindeki kitabeden eserin, 1409 yılında Eyyubi Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır

Bugün camiden sadece minare sağlam kalmış Kısmen yıkılmış portal giriş kapısında yer alan kitabenin altında bitkisel süsler arasında Allah’ın doksan dokuz ismi yazılmış Camiin önemli özelliklerinden biri de cami minaresinin çift yollu olmasıdır

SULTAN SÜLEYMAN CAMİİ

Minare şerefeden itibaren bilinmeyen bir tarihte yıkılmış Minare, kuşaklara ayrılmış, kuşaklar farklı bitkisel süslerle bezenmiş



KOÇ CAMİİ


Sultan Süleyman Camii doğusunda yer alır Genel özelliklerinden, alçı süslemelerinden Eyyübiler’e ait olduğu tahmin edilmektedir Yer yer sökülmesine rağmen Hasankeyf’te en canlı alçı süslemelere sahip bir eserdir Kitabesi olmadığından kesin olarak kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir


ZEYNEL BEY TÜRBESİ

Kısa bir süre Hasankeyf’te hakim olan Akkoyunlular’a ait tek eserdir Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’e ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır


KALEDEKİ ULU CAMİ

Eyyubiler’in Hasankeyf’teki ilk eseridir 1325 yılında bir kilise kalıntısı üzerine inşa edilmiş Yapı gibi minaresi de genellikle moloz taşlardan yapılmıştır Minarenin kuzeyinde bulunan alçı süsleme ve kitabe dikkate değer Cami minberinden günümüze ulaşan ahşap kitabe, yazısı ve oyma süsleri ile günümüze ulaşan nadir parçalardardan biridir


KÜÇÜK SARAY

Kalenin kuzey-doğu ucunda bulunmaktadır Saray, aşağıdan itibaren yontulmuş kaya kütlesi üzerinde inşa edilmiş Eyyubilerin Hasankeyf’teki ilk eserlerinden biridir
Kuzeye bakan cephedeki pencerenin üstünde iki aslan kabartması, bu kabartmaların ortasında kufi levhalar yer almaktadır Sarayın kuzey ve batı cephelerinde alçı süslemelerin izlerine rastlamaktadır


BÜYÜK SARAY

Kalenin kuzeyinde Ulu Camiinin altında yer almaktadır Büyük ölçüde yıkılmış ve göçükler altında kalmıştır Yapının en önemli özelliği, binadan bağımsız, giriş kapısının karşısında diktörtgen bir kulenin yükseliyor olmasıdır Burası kesme taşlardan örülmüş, köprüden olduğu gibi taşlar madeni kromplarla birbirine kenetlenmiştir Burasının gözetleme kulesi veya yıldırımlık görevi gördüğü tahmin ediliyor

Güneydoğu Anadolu Bölgesi [ TÜRKİYE'NİN HARİKALARI ]


 

WEZ Format +2. Şuan Saat: 02:20.


PaylaşTR Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur. Copyright © 2004-2014

Sitemizdeki içerik,iznimiz olmadan veya kaynak gösterilmeden başka sitelerde kullanılamaz. 5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Sitemizdeki Üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan bize bildirin.

PaylasTR.Org | Since 2004

Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz